Kurucuları Atatürk ve İsmet İnönü Halkevlerini Anlatıyor

Türkiye Cumhuriyeti’ ni kuranlar halkın eğitimine, okuyup yazmasına, bilgilenmesine öncelik vermişlerdir. Zira Cumhuriyet ilan edildiğinde 11-12 milyon olan nüfusumuzun yüzde 92 si okuma yazma bilmiyordu.

Okuma- yazmayı kolaylaştırmak, eğitim ve öğretimi hızlandırmak, yaygınlaştırmak amacıyla YAZI DEĞİŞİKLİĞİ yapmışlar, Millet Mekteplerini açmışlardır. 19 Şubat 1932 tarihinde açılan Halk Evleri ve Halk Odaları açık kaldıkları 18 yıl içerisinde halkı bütünü ile kucaklamışlar, dokuz alanda halkın eğitimine, bilgilenmesine, okumasına, yazmasına, konuşmasına hizmet etmişlerdir. Demokrat Parti 1950 yılında iktidara geldiği zaman ilk işi Halk Evlerini kapatmak olmuştur. Demokrat Parti bununla yetinmemiş arkadan Köy Enstitülerini kapatmıştır. Onların kapatılması ile ülkemizde cehaletin eğitimi başlamıştır.   Oysa Atatürk 19 şubat 1932 yılında kurduğu Halk Evlerini şöyle tanımlamıştır.

“Halk Evlerinin bütün yurttaşlara kucağını açması ile vatanda sosyal ve kültürel bir devrim olmuştur”

Halk Evleri açıldığına Gazi Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü ise Başbakan dı. İsmet İnönü Halk Evlerinin kuruluşunun 3, yıldönümünde yurttaşlara Halk Evlerini şöyle anlatmıştır. “Milletimizin ilerleme hamlesi o kadar hızlıdır ki, bugün ihtiyaçlara kafi geleceğini tahmin ederek koyduğumuz bir ölçüyü iki yıl sonra çok geri kalmış görüyoruz. Ankara’ da olduğu gibi başka yerlerde de yaptırdığımız bir bina, açtığımız bir salon, nasıl doldurulacağından endişe ettiğimiz bir okul, iki yıl sonra bütün ihtiyaçların gerisinde kalıyor. Biz bu darlıktan yalnız memnun olmalıyız. Salonların, okulların geniş gelmesinden korkulur onların dar gelmesi milletin, daima daha çok hız, daha çok mesafe  aldığını gösterir. Mesela Halk Evleri kısa sürede yılda 402 konferans, 539 temsil verir hale gelmişlerdir.  Bir yılda Halk Evlerine giden 800 bin kişi olmuştur. Halk Evlerinde milli ve sosyal hayatın temelleri terbiye suretinde, öğretim suretinde, okuma suretinde devamlı olmuştur. Zaten bunu istiyoruz ve bekliyoruz. Halk Evleri bizim kültür bahçemizdir. Halk Evleri vasıtasıyla memleket içinde takip ettiğimiz kültür politikası, bu vasıta ile ilim ve fenni, güzel sanatları yaymak, bu memleketin siyaseti, ekonomisi hakkında en yeni, en doğru bilgiyi ortaya koymaktır.”

İlim ve fen( teknik) açısından Halk Evleri bulundukları çevrenin okumuş, bilen, öğrenmesini, öğretmesini sevenlerin çalışması için, idealini etkili kılması için hazır bir vasıtadır.

Halk Evleri güzel sanatlar için memleketin en derin alakasını uyandırmayı ve güzel sanatlara olan muhabbeti milletin içinde her kesime, her vesileyle yayıp öğretmeyi maksatlarımızın başında sayıyoruz.

Halk Evlerinde geçirilen milli hayatın gelişmesine bugün baktığımız açıdan daha fazla önem veriyoruz. Silah kuvvetinden daha etkili olan nokta, bizim inancımıza göre Halk Evleri gibi kuruluşlar, bütün millet içinde milli hayatın kazanacağı beraberlik, yükseklik ve sağlamlıktır. Her silahtan üstün olan budur.”

Bütün övgüyü, Dünyanın takdirini kazanan Halk Evleri açık kaldıkları 18 yıl içinde Osmanlı’ nın bıraktığı karanlığı, cehaleti büyük ölçüde silip atmış, ülkenin aydınlamasında, yetişkinlerin eğitiminde, ülkemizde ve Dünya’ da yeni bir örnek ve aşama olmuşlardır. Kapatıldıkları zaman ülkenin 5 bin yerinde Halk Evi ve Halk Odası vardı. Kütüphanelerinde bir milyona yakın kitap bulunuyordu. Bir milyonda fazla olan bu kitaplar, dergi ve gazeteleri okuyan Cumhuriyet insanı vardı. Halk Evlerinde yılda ortalama 1500 dolayında konferans veriliyor, açık oturum ve münazara yapılıyordu. Milyonlarca insan Halk Evlerinde yetişmiş, memlekete yararlı olmuşlardır.

Ne diyelim, halkı karanlığa itenleri Tanrı bildiği gibi yapsın.