Kuzey Ormanları’nın çocukları İğneada Kampı’nda bir arada!

104

Taş ocağı, maden ocağı, HES, termik santral, nükleer santral, çimento fabrikaları, nehirlere akan zehirli atıklar delik deşik edilen ormanlar, kuruyan yaşam kaynaklarımız ve bütün bu tehlikelere karşı direnen İğneada Subasar Ormanları… Kuzey Ormanları’nın en batısındaki eşsiz longozları korumak, bölgedeki yaşam savunucularını bir araya getirmek için düzenlediğimiz 5-6 Temmuz Kuzey Ormanları Savunması İğneada Kampı iktidar odaklarının engelleme girişimlerine rağmen tüm renkleriyle dün başladı.

Cumartesi günü sabah saatlerinde otobüslerle İstanbul’dan İğneada’ya hareket eden yaşam savunucuları, bir yandan boylu boyunca uzanan günebakan tarlaları ve doğanın eşsiz güzelliklerine, diğer yandan rant hırsının doğada bıraktığı tahribata şahitlik ederek öğleden sonra Demirköy’ vardı. Bölgedeki ilk durağımız Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (DAYKO) oldu ve burada kampımıza İğneada’dan, Tekirdağ Saray’dan, Edirne’den gelen yaşam savunucularıyla bir araya geldik.

Demirköy molası ardından ikinci durağımız İğneada oldu. Kampımıza üç gün kala kaymakamlık tarafından kamp alanının hiç bir gerekçe gösterilmeden Kuzey Ormanları Savunması’na yasaklanmasını protesto etmek ve İğneada halkıyla buluşmak için 300 yaşam savunucusu İğneada Meydanı’na “ne nükleer ne termik, yedirmeyiz ey Tayyip”, “termik santral istemiyoruz” ve “abe siz ayırdır, orman kesmeler falan” pankartları arkasında yürüyüş gerçekleştirdi. “Cenette nükleer istemiyoruz”, “diren Trakya, Çernobil’i unutma”, “nükleer, termik hesap sormaya geldik”, “diren Longoz, diren Trakya” sloganlarının atıldığı yürüyüşe, İğneadalılar’ın desteği yürüyüşün coşkusunu arttırdı.

İğneada Meydanı’nda kısa bir konuşma yapan Kuzey Ormanları Savunması’ndan Çiğdem Çidamlı; doğayı katleden rantçılara karşı Trakya’da suyuna, ormanına, toprağına sahip çıkan tüm yaşam savunucularını selamladıktan sonra sözü basın açıklaması için tiyatro oyuncusu Erol Babaoğlu’na verdi. ” Sevgili İğneada halkı, kadim ormanın; 4 bin yıllık İğneada’nın; ağaçların, kuşların, balıkların, insanların çığlığı, Trakya’nın çığlığı tüm Marmara’ya, tüm ülkeye yayıldı.” diyerek başlayan basın açıklamasında bu çığlığa kulak veren yaşam savunucularının “rantçı bezirganların” tüm yasaklama girişimlerine inat vazgeçmeyerek kadim Istrancalar’a, İğneada halkının yanına geldiği vurgulandı.

Kuzey ormanlarının çocuklarının buluşmasını kutlayan basın açıklamasında, Trakya’da katledilen doğal zenginlikler ve İstanbul’daki yeşil alan ve kıyıların, 3. Köprü, 3. Havalimanı, yüzlerce doğa düşmanı beton projeyle yok edilmesi tehlikesiyle bütün Marmara’nın rant uğruna tarihin en büyük kıyımını yaşadığı belirtildi. Kuzey ormanlarının çocuklarının dertlerinin de, dermanlarının da bir olduğu belirtilen basın açıklamasını Erol Babaoğlu: “Gel longozun, balıkların, kuşların ve çocukların aşkına; rantçı bezirganlara inat Trakya’yı, İstanbul’u, Sapanca’yı, Marmara’yı, hepimizin anası kuzey ormanlarını ve yaşamı hep birlikte savunalım.” diyerek İğneadalılar’ın alkışları eşliğinde sonlandırdı.