Macit Sabır – Atatürk Kırklareli’ye Neden Geldi -3-

30

20-21 Aralık 1930 da, hemşehrimiz, liderimiz, rehberimiz

ATATÜRK KIRKLARELİ’ye NEDEN GELDİ ?

1929 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkileyen “ ekonomik bunalım “ yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ nin de ekonomisini etkilemişti. Dünya ülkeleri kapitalizm ile sosyalizm ekonomisi arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılıyordu. Bunun sonucunda dünya iki kutba ayrılıyordu. Türkiye bu iki kutup arasında tercihe zorlanıyordu.

Atatürk “Yurtta barış, dünyada barış “ sloganıyla her iki kutba da hayır veya evet demeden bir ekonomi buldu. “ KARMA EKONOMİ “ denilen bu ekonomi ile ülkemizin kalkınmasının daha iyi olacağı sonucuna vardı. Karma ekonomi ; Devlet gücü ve serbest girişimcinin güçlerine göre hizmetleri ve ticaretleri paylaşarak ortaklaşa yürütmeleri, halkın refah ve mutluluğu ile ülke kalkınmasına katkıda bulunmalarıydı.

Atatürk Cumhuriyetin 1930 larda başarıyla uyguladığı “ Karma ekonomi “ Dünya’ da ekonomisi en iyi olan ABD tarafından 2 binli yıllarda geçirdiği ekonomik bunalımda çıkış yolu olarak kabul edilmiş ve uygulanmıştır. AB ülkeleri de ayni yolu izlemiştir, bizden 70 yıl sonra.

Atatürk ve ülkemiz yönetiminde bulunan arkadaşları karma ekonominin yanı sıra yönetim biçiminde de değişikliğe giderek devletçi olan CHP’ nin yanına özel girişimci ve liberal olan Serbest Cumhuriyetçi Fırkası kurulmasına karar verdiler,12 Ağustos 1930. Amaçları çok partili yaşama geçerek karma ekonomi uygulamasını en verimli şekilde halka kadar ulaştırmaktı.

Atatürk bunun için en güvendiği arkadaşı Fethi Okyar’ ı Paris Büyükelçiliğinden çağırıp düşüncelerini açıklayarak “ Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurmakla görevlendirdi. 1924 te yaşanan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası talihsizliğini yaşamamak için en yakın arkadaşlarını, kız kardeşi Makbule Hanım ve Cumhuriyet Halk Fırkasından 40 milletvekilinin yeni kurulan partiye girmelerini bizzat istedi.

Serbest Cumhuriyet Fırkası ( o yıllarda parti sözcüğü dilimizde yer almıyordu, soyadı yasası da çıkmamıştı ) özellikle Ege bölgesi ve Marmara Bölgesinde büyük ilgi gördü. Kısa sürede Atatürk ve Cumhuriyet karşıtları, irtica yanlıları partiye üye ve yönetici oldu.

İzmir’de yapılan mitingte iki parti birbirine girdi. 12 yaşında bir çocuk öldü. Ölen çocuğu babası kucağında taşıyarak Fethi Okyar’ ın ayakları dibine bıraktı ve  “ Bir kurban verdik daha çok kurbanı veririz. Yeter! Bizi kurtar” diye haykırıyordu.

1930 Kasım ayında yapılan belediye başkanlığı seçimlerine giren Serbest Cumhuriyet Fırkası büyük başarı elde etti. Yaklaşık 40 yerde belediye başkanlıklarını kazandı. Bu başarı üzerine halkın bir kısmı il ve ilçe yöneticileri Serbest Cumhuriyet Fırkası yöneticilerini hükümete karşı kışkırtmaya başladı. Bu durumu yakından izleyen Fethi Okyar Atatürk’ e durumu açıklayıp “ Ben size karşı olan bir partinin başkanı olamam” diyerek partiyi kapattı 17 Kasım 1930.

İlimiz Kırklareli’ de de Serbest Cumhuriyet Fırkası belediye seçimlerini kazanmıştı. Hatta bazı ilçelerde başkanlıkları almış, belediye meclis çoğunluğunu ele geçirmişti.

Atatürk ve ülkemizi yöneten arkadaşları durum değerlendirmesi yaptılar. Bir takjım noksanlıklar, aksaklıklar, yanlışlıklar ve istenmeyen uygulamalar vardı ki halk yeni partiye itibar ediyordu. Bu olumsuzluklar derhal belirlenmeli, üzerlerine gidilmeli ve kara bulutlar dağıtılmalıydı. Bunun için tüm milletvekilleri yurt düzeyine dağılacak, halkı dinleyecek, olumsuzlukları madde madde belirleyip TBMM’ ne taşıyacaktı.

Atatürk’ de özel olarak donanımını yaptırdığı “ BEYAZ VAGON” ile yurt gezilerine çıkacak, olumsuzlukları saptayacaktı.

Kırklareli’ nin Atatürk nezdinde ayrıcalığı vardı. Çok sevdiği edebiyat öğretmeni Ömer Naci’ yi İttihat ve Terakki’ den buradan milletvekili yapmıştı. Kırklareli’ de yaşayan Türklerin hepsi Balkan Göçmeniydi. Özellikle Akalar mahallesinin tümü Selanik göçmeniydi. Özetle Atatürk Kırklarelililerin hemşehrisiydi. Atatürk bu nedenle kendisini en çok ve en coşkulu destekleyenlerin Kırklarelililer olmasını bekliyordu. Serbest Cumhuriyet Fırkasının aldığı oyları ve kazandığı belediye başkanlıklarını görünce çok üzüldü. “ Benim hemşehrilerim neden bana oy vermiyor? Bunun nedenlerini gidip yerinde incelemeliyim” diyerek 20-21 Aralık 1930 tarihlerinde Kırklareli gezisine çıkma kararı aldı.

Atatürk Kırklareli’ ne gezi programını önceden yapmış, yanına kız kardeşi Makbule’ yi de alarak Selanik’ten komşuları ile bir araya gelip hasret gidermek istemişti. Balkan Harbi’ nin kaybedilmesi ve Selanik’ in düşmesi üzerine ( 1912-1913 ) Büyük Balkan Göçünde Selaniklilerin hepsi yollara düşüp göç etmişlerdi. Göç yollarında çektikleri zorluk, zahmet, yokluk ve eziyet, işkence, mezalimliklerini yansıtan ağıtlar yakmışlardı. Bu ağıtların en ünlüsü ve sevileni “ SELANİK TÜRKÜSÜ” ağıdı idi. Atatürk anacığından dinlediği bu ağıtı ilk duyduğunda çekilen acıların ruhuna işlemesine engel olamamıştı. Selanik günlerini her hatırladığında bu ağıdı mırıldanırdı.

Kırklareli’ ne gidip, hemşehrileriyle görüşüp, hasret giderip hep birlikte bu ağıdı söylemek istiyordu.

Macit Sabır
30.12.2016 Kırklareli