Matematiğin Yeniden Keşfi

Kırklareli Kent Konseyi Başkanı Münir Saygın’ ın girişimleri sonucu Kırklareli Matematik Öğretmenleri İstanbul Robert Kolej’ de yapılan MATEMATİK ÇALIŞTAYI’ na katıldılar.

Trakya’ dan davet edilen 40 öğretmenden ancak 28 öğretmenin katılımı ile gerçekleşen Çalıştay’ a bazı öğretmenler, öğrencilerin de ders vereceği düşüncesiyle katılmamışlardır. Öyle ya matematik öğretmeni öğrenciden ne öğrenebilir ki. Ancak katılan öğretmenler, Kırklareli Atatürk Anadolu Lisesi Matematik öğretmenleri Meral Altınok, Erkan Fidalı, Gültekin Çapkun, Ayşirin Dokudur ve Kız Meslek Lisesi Matematik öğretmeni Süheyla Kültür, bu Çalıştay’ ın çok faydalı olduğunu ve güzel şeyler öğrendiklerini söylediler. Devir hızlı gelişen teknoloji devri, genç nesil bilgisayar teknolojisi ile bizden daha barışık ve gelişmeleri hızlı takip edebiliyor. Robert Kolej Matematik Zümre Başkanı Berna Ulusoy Tüfekçioğlu’ nun yönetiminde yapılan Çalıştay Bilgisayar destekli matematik bilgilerinin yenilendiği bir ortamda katılımcılar için oldukça faydalı oldu.

Eğitim sistemlerinde yıllardır yapılan düzenleme ve değişimlerle fen ve özellikle matematik dersleri eski önemini kaybetti. Hele uygulanan test sistemleri sonucu, soruyu anlamak ve çözmek değil, cevap şıkkının a, b, c mi olacağı öğretisi verilince, zaten zor ve sıkıcı olan bu ders ve bilim dalı öğrencilerden hızla uzaklaştı.

Oysa matematik hayatımızın her safhasında karşımızda ve yanımızda olan bir yaşam tarzımızdır.

MATEMATİK NEDİR; ANLAMI-TARİHİ GELİŞİMİ

Eski Yunan’da “MATHEMA” bilim, bilgi, öğrenme anlamına gelen sözcükten türetilmiştir. Ben bilirim anlamına gelen “MATESİS” kelimesi ve öğrenmekten hoşlanan “ MATHEMATİKOS” kelimelerinden türetilen bu bilim dalı bizde gerekli değerini henüz bulamamıştır.

Eğitim sistemimiz gereği bildiğini söyleyemeyen, söylemekten utanan bir toplum olduğumuz için ben bilirim demekten korkup, büyüklerim bilir, demeyi yeğlemişizdir. Yaratılan ve öğretilen korku dünyası bizim yaşam tarzımız olunca, bizde matematik’ ten korkmaya başlamışız.

Matematik tabiat ve o tabiatın içinde yaşayan insan olduğundan beri hep vardı. Doğal denge dediğimiz olaylar bile bir matematik hesabına dayanmaktadır. Matematik insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biridir. Matematik diğer bilim dalları gibi zaman içinde gelişme gösterdi. Matematik resim ve müzik gibi bir sanattır. Matematik bir başka yönüyle satranç gibi bir akıl oyunudur. Bazı matematikçiler bir oyun gözüyle bakar ve sayılarla öyle oynarlar.

Eski Mısır ve Babil matematiği takvim düzenlemek için kullanmıştır. Bu bilgiler ile Tarlalar’ ını ne zaman ekeceklerini, Nil Nehri’ nin ne zaman taşacağını hesaplamışlar ve bazı felaketlerden korunmuşlardır. Bizim bugün bile bazı matematik hesapları önemsemeyerek büyük sel felaketleri yaşadığımızı düşünürsek, Mısır ve Babil için matematik bir hayat olduğunu görürüz. Tarlaların sınırlarını belirlemek ve bugün dahi Dünya harikası sayılan piramitleri inşa etmek için geometri biliminden faydalanmışlardır.

[inset side=right] MATEMATİK HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA VARDIR VE MATEMATİK YAŞAMLA İÇİ İÇEDİR..[/inset]

Zaman içinde gelişen matematik bilimi sayesinde hesapların doğruluk dereceleri artmış, çizilen haritalar daha güvenilir olmuş ve bu sayede Krıstof Kolomb Amerika kıtasını keşfetmiştir. Amerika Dünya’ nın oluşumundan beri orada duruyordu fakat oraya ulaşan insanlar, matematik doğrulara ulaştıkları zaman Amerika’ ya gidebilmişti.

İslam Dünyası’ nda başta aritmetik olmak üzere, matematiğin geometri, cebir ve trigonometri gibi dallarına önemli katkılarda bulunan matematikçiler yetişmiştir. Ancak bu dönemde en önemli gelişme geleneksel EBCED rakamlarının yerine Hintlilerden öğrenilen HİNT RAKAMLARININ kullanılmaya başlamasıdır. Kurumsal Hint Rakamları 9. yy da İslam Dünyası’ na girmiş, hesaplama işlemlerini kolaylaştırdığı için matematik alanında büyük gelişmeler olmuştur.

Matematik bilimine eski Yunan Matematikçileri TALES ( MÖ.624-547), Pisagor( mö.569-500), Öklid( mö-330-275), Arşimed ( mö.287-212) önemli katkıları olmuştur. Ancak Türk-İslam Dünyasından önemli matematikçiler yetişmiştir. Özellikle MS-7. yy ve 16. yy arasında Türk-İslam Dünyası matematik ilmine önemli katkılarda bulunmuştur. Tarihlere özellikle dikkat etmeniz gerekir. MS 7. YY Türkler’ in zorla İslamiyet’i kabulünden önceki dönemdir. 16. yy ise Osmanlı İmparatorluğu’ nun askeri gücü yanında bilim çalışmaları ile Avrupa’ dan önde olduğu yıllardır.

Dünya’ da ilk CEBİR KİTABI’ nı yazan HAREZMİ ( Harezm 780- Bağdat 850), Trigonometrinin temel kurallarından SİNÜS ve COSİNÜS tanımlarını ilk açıklayan El-BATTANİ ( Harran 858- Samarra 929), TANJANT ve KOTENJANT tanımları ile ilk temel bilgileri veren EBU-EL VEFA ( Buzcan 940- Bağdat 998), PASCAL’ a izafe edilen ve CEBİR’ de önemli kuralları ihtiva eden BİNOM FORMULÜ’ nün ÖMER HAYYAM’ a ait olduğunu biliyormuydunuz.?

KEPLER (1570-1630), araştırmalarında İbn-i Heysem’in (Basra 965-Kahire 1039) çalışmalarından faydalanarak ünlü formülünü bulmuştur. Türk Hükümdarı ULUĞ BEY, ALİ KUŞÇU gibi bilginlerin çalışmaları sayesinde 16,yy matematik bilimi için altın bir çağ olmuştur. Türk matematikçilerin 10 .-12. yy çalışmaları ve yazdıkları ile Avrupa Din bağnazlığına son vermiş ve orta çağ karanlığından kurtulup RÖNESANS ve REFORM hareketlerini başlatabilmiştir.

Çünkü matematik kelimesinde gizli olan “BEN BİLİRİM” sözüne sadık kalmıştır. Bilen insan kendine güvenen insandır. Bazı olayları sebep ve neticelerini bildiği için çözümünü de üretmektedir. Kısaca bilen insan kendine güvenen ve hiçbir olaydan korkmayan insandır.

[inset side=right]Matematik insana hayattan zevk almayı öğretir.[/inset]

Avrupa Türk-İslam bilginlerinin çalışmaları ışığında matematiğin gücünü ve önemini keşfedip, “BEN BİLİRİM” diyen ve kendine güvenen nesillerin eğitimine önem vererek gelişmelerini sürdürürken, biz matematiğin adını değiştirdiğimiz zaman aslında özünü de değiştirdiğimizin farkına yüzyıllar geçtikten sonra varabilmişiz. “TOY ATLARA BAŞ KIRDIRMA EĞİTİMİ” anlamına gelen RİYAZİYE kelimesi matematik ile yer değişince matematiğin özünde olan bilme ve güven, baş eğdirme, biat ettirme anlamına uygun olarak RİYAZİYE Hocaları tarafından uygulanmaya başlayınca yüzyıllar süren bir durgunluğa girmiş. Türk-İslam Dünyası. Öğrenmenin doruğundaki genç beyinler, her bilgiyi öğrenip, kendine güven kazanacağı yıllarda, at eğitimi gibi, baş kırdırma, bir anlamda fazla sorma, inceleme, söyleneni ezberle ve itaat et baskısı ile matematikten korkmuş ve uzaklaşmıştır.

ECE TEMELKURAN 28 Temmuz 2001 tarihli Milliyet Gazetesindeki köşesinde “ Matematik sevinç dolu bir şeydir. Çünkü “bilmek” korkuyu azaltır. Matematik deli adamların çocuklara gıcıklık olsun diye uydurduğu bir saçmalık değil, hayatın kendisidir; kendisindendir.

Matematik Antik Yunan’ da “ matesis” sözcüğünden gelir. Anlamı “ben bilirim”. Talihsizlik bu ya Osmanlıca’ da RİYAZET deniyor matematiğe. Sözcüğün kökü “ RİYAZİYE” yani “TOY ATLARA BAŞ KIRDIRMA EĞİTİMİ” Tay’ lara baş kırdıran toplumlarla, “ben bilirim” diyenlere kıymet veren toplumlar arasında mutlaka bir fark olmalı. “Ben bilirim” diyenlerin ayıplandığı bir toplumda matematiğin beli bu yüzden kırılmış olmalı. Çünkü “ben bilmem, büyüklerim bilir” diyen uslu çocukların bungun beyinleriyle yapacakları iş değil matematik. Daha ziyade her özümsediği teoride kendini Dünya’ nın en zekisi hisseden çocuk saflığındaki beyinlerin işi.” diye yazmaktadır.

Matematik öğretmeni Osman Murtaza Gökdal matematiği şöyle tanımlar ;

– Matematik tarih boyunca insanın tabiatı keşfetme ve onu anlama çabasının lisanı olmuştur.

– Matematik insana evrende var olan düzeni, nizamı anlatan bir sistematiktir.

– Matematik hayata farklı bir bakış açısı kazandırır. Matematiği anlayan bir insan hayattaki her problemin analitik olduğunu bilir. Matematik disiplini almış bir birey olaylara daha rasyonel yaklaşır. Her türlü kompleks meselelerde sermayesini ve bilgisini en optimal kullanır ve meseleleri analiz eder.

– Matematik insana hayattan zevk almayı öğretir.

– Estetik ve entellektüel doyumun yolu Matematik bilmekten geçer.

1923 Tarihinde Atatürk önderliğinde kurulan yeni Cumhuriyet, yaptığı reformların belki de en önemlisi olan Tevhidi Tedrisat dediğimiz, öğrenim birliği ile birlikte yeni yetişen nesillere RİYAZİYE değil MATEMATİK eğitim ve öğrenimi vermeye başlayınca, yeni nesil korkmayı değil, öğrenmeyi, bilmeyi ve kendine güvenmeyi benimsemeye başlamıştır. Matematik yeni nesillere hayatı anlamanın ve sevmenin yolunu öğretmiştir. Çünkü sevmenin yolu anlamaktan geçer. Ancak anlayabildiğimiz şeyleri severiz ve sevdiğimiz ölçüde matematikten ve hayattan zevk alırız.

Esasında tüm Evren bir denge-mizan üzerine bina edilmiştir ve matematik yaratıcının bu dengeyi keşfetmemiz için doğanın içine bıraktığı ipuçlarıdır.

KISACASI MATEMATİK HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA VARDIR VE MATEMATİK YAŞAMLA İÇİ İÇEDİR..

HAYATI ANLAMANIN FORMÜLÜ

Matematik hayatımızın her safhasında ve hatta hayatımız dedik ya, matematiği anlamayan insanlar maalesef hayatı anlamakta zorluk çekiyorlar. Melih Aşık 04.07.2012 tarihli Milliyet Gazetesi’ nde Açık Pencere Köşesinde Özel Yetkili Mahkemeler ile ilgili yazısında bazı kişilerden alıntılar yaparak şöyle yazıyor :

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk “Bu mahkemeler kaldığı sürece Türkiye’ de hiç kimse özgür değildir” diyor. Özel Yetkili Mahkemelerde yargılanmış MÜYESSER YILDIZ, Hürriyet Gazetesine verdiği röportajda “ POLİS SAVCI OLMUŞ, SAVCI HAKİM, HAKİM’İN NE İŞ YAPTIĞINI ÇÖZEMEDİM“ diye dert yanmaktadır.

Aydınlarımızın en büyük sorunu ve belki de Türkiye’ nin temel sorunu bu işte. Aydınlarımız kendi yazdığından başka yazı ve kitap okumuyor, kendi konferanslarında söylediklerinden başka kimsenin ne söylediğini dinlemiyor. Daha önemlisi hayatımızın her safhasında bize gerekli olan matematiği bilmiyor. Halbuki bu basit sorunun cevabını ECE TEMELKURAN 28 Temmuz 2001 tarihli Milliyet Gazetesinde çok açık bir şekilde cevaplamıştı.:

“Basit bir sonsuzluk problemidir. Uzayda sonsuz sayıda odası olan bir otel hayal edin. Ve diyelim ki, sonsuz sayıda turist otele gelmiş olsun. Fakat tam herkes odalara yerleşmişken, birden ortaya gecikmiş bir turist çıkıyor. Buyurun bakalım. Bütün odalar dolu. Şimdi ne yapacaksınız? Adamı nerede yatıracaksınız ?

Bornova Anadolu Lisesi öğrencileri bu soruyu yıllar önce çözmüş. Eğer bütün misafirleri bir sonraki odaya kaydırırsanız ( 1 nolu odadakini 2, 2 nolu odadakini 3 vs vs) geç kalan turisti 1 numaralı odaya yerleştirirsiniz. Çünkü sonsuzun sonu yoktur, ama başı vardır.”

Ya işte böyle Sayın MÜYESSER YILDIZ sonsuzun sonu yoktur, fakat muhakkak bir başlangıcı vardı. Siz filmin başını kaçırdığınız için sonunu çözmeniz mümkün değildir. İyi bir iktisatçı olan sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bile bu problemi çözmekte zorlanacağa benzer. Bakın Melih Aşık’ ın köşesinde ne diyor.” Yargıda uygulamalar büyük sorun. İzmir Belediyesine bakın. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ticareti, ekonomik çıkar amaçlı suç örgütü bir de terör suçu deyip ÖYM’ ye sokuyorlar. Daha suçun var olup olmadığı belli olmadan her şeyi buraya sokuyorlar. Sonuç olarak bir belediye başkanını, incelemeden, suçun vasfını belirlemeden buraya sokuyorlar. Büyük bir operasyona dönüştürüyorlar. Halbuki burada cebir-şiddet yok”

Evet, Sayın Cumhurbaşkanı’ nın dediği gibi cebir yok fakat bir matematik var. Basit bir sonsuzluk problemi var. Matematik bilmiyorsan eğer, uzayda son dakika guruba dahil olan misafir gibi, bir odaya yerleşemeden ortada kalırsın.

BU KÖY’ ÜN KÖYLÜSÜ OLMAK…

Matematik ile ilgili çalışmalar sadece Robert Kolej bünyesinde yapılmıyor tabii. 2007 yılında Aziz Nesin üstadın oğlu ALİ NESİN tarafından Selçuk Şirince köy’ ünde kurulan matematik köyü sessiz sedasız çalışmalarını sürdürüyor. Yazları düzenlenen matematik kursları ile lise ve üniversite düzeyinde öğrenciler için matematik dersleri veriliyor. Şehir hayatından uzaklaşmak isteyen kursiyerler şirin Köy’ ümüz ŞİRİNCE’ de doğa ile iç içe bilgi ve yaşam paylaşımında bulunuyorlar. Bu köy’ ün köylüsü olmak her matematiksever için önemli bir duygu olsa gerek. Köy’ de yalnızca matematik bilgisi paylaşılmıyor. Köylüler hayatı da paylaşmanın güzelliğini yaşıyor. Yazımızın başında demiştik “ MATEMATİK HAYATIMIZIN HER ANINDA VAR” diye, işte o köyde öyle galiba. Ne varsa yine köylülerde var.