Muharrem Ayı ve Kerbela

504

Hz.Muhammed ve Mekke’ den Hicret

Hz.Muhammed İslam dininin temellerini oluşturup kendine inanan Müslümanlar ile inançları uğruna haklı mücadeleler verdi. İşte bu sebepten dolayı Hz.Muhammed’ e ezilen kitlelerin, kız çocuğu olarak doğduğu için diri diri toprağa gömülen çocukların ve kadınların haklarını savunduğu ve gündeme getirdiği için çağının devrimcisi diyebiliriz. Haklı mücadelelerin sonucu Müslümanlık ezilen ve sömürülen kitlelerce kabul görüp güçlendikçe, önceleri Hz.Muhammed’e karşı çıkan Mekke’li putperestler Müslümanlar’ a karşı inanılmaz işkenceler uyguladılar. Müslümanların daha fazla işkence görüp, zorluklar yaşamamaları ve toplumu daha sağlıklı bir gelişmeye hazırlamak amacıyla Hz.Muhammed 14.Ekim 579 tarihinde Mekke’ den Medine’ ye hicret etmek zorunda kalır. Mekke’ den Hz.Muhammed ile ilk göç edenlere Muhacir denir ve 14 Ekim 579 tarihi Müslümanlığın hicri takvim dediği zamanlamanın ilk günü yani yeni bir yaşamın, yeni bir yılın başlangıcı olur. Muharrem ayı Orta Doğu coğrafyasında yaşayan ezilen, sömürülen ve haksızlığa uğrayan diğer kavimler içinde kutsal kabul edilen ortak bir değer olur.

Muharrem Ayı’ nın değerini ve kutsallığını, tarihler şöyle anlatıyor:

-Adem Ata’nın tövbesinin kabul edildiği gün.
-Nuh Peygamber’in gemisinin kara’yı bulduğu gün.
-İbrahim Peygamber’in Nemrut,un ateşinden kurtulduğu gün.
-Musa Peygamber’in kavmini Firavun’un şerrinden kurtardığı gün.
-Yunus Peygamber’in balığın karnından kurtulduğu gün.
-Eyüp Peygamber’in dertlerine şifa bulduğu gün.

Görüldüğü gibi bugün aslında insanların, kötülüklerden ve dertlerden kurtulduğu gün olduğu için, kötülüklerin ve çıkar çatışmalarının sıkça yaşandığı bu bölgede ortak bir değerdir.

Hz.Muhammed ölümünün ardından saygın ve adaletli kişiliğine güvendiği Hz.Ali’ yi halife olarak yerine vekil etmek ve bu durumu vasiyetine yazdırmak ister. Hz.Muhammed’ in bu vasiyeti yazılı olarak kaleme alınamaz ve sözde kalır. Hz.Muhammed’ in ölümü ile başlayan tartışmalar aslında İslam Dünya’ sında yüzlerce yıl sürecek kanlı kavgaların başlangıcı olur.

Hz.Muhammed’ in yerine geçen halifeler, Ebubekir, Ömer ve Osman bu kanlı çıkar çatışmalarını önleyemez. Hz.Ali halife olunca bu kanlı çıkar kavgalarına bir son verir, fakat oda Kufe’ de camide namaz kılarken arkasından hançerlenip öldürülür.

Ali’ yi seven ve onun yolunu kabul edenlere Alevi denir. Aleviler Hz.Ali’ nin camide öldürülmesinden dolayı camiye gitmezler. İnsanların dualarının kabul olması için Tanrı’ ya yalvarıp, ibadet edip dua ettikleri ve Tanrı evi olarak kabul edilen cami’ de böyle bir olayın yaşanması Alevilerce kabul edilemez. İnançlarında Allah’ a, onun elçisi Hz.Muhammed’ e ve Hz.Ali’ ye inanç ve bağlılıklarını her zaman kabul edip “Allah-Muhammed-Ali”  diye söylerler ama Hz. Ali’ nin camide öldürülmesini asla kabul etmezler ve katilleri lanetlerler.

Tarihler 680 yılının 10 Muharrem’ ini gösterdiğinde Hz.Muhammed’in torunu, Hz.Ali’ nin ve Hz.Muhammed kızı Fatıma’ nın oğulları Hz.Hüseyin Kerbela’ da Yezid tarafından katledilir. Kuran’ ı Kerim’ de Hz. Muhammed’ in soyunu ifade eden Ehli Beyt olarak koruma altına alınan Hz.Hüseyin ve yakınlarının katledilmesi Alevi Dünyasını derinden yaralar. Aleviler Muharrem Ayı’ nın 10.gününü Aşure günü olarak kabul edip 10 gün süre ile oruç tutarlar. Bu oruç esnasında su içmemeye ve et yememeye özen gösterirler. Çünkü Hz.Hüseyin Kerbela çölünde susuz bırakılarak katledilmiştir. Onun çektiği susuz günlerin anısı tekrar yaşanır. Et yenmez ve kurban kesilmez, çünkü zaten Ehli Beyt kurban edilmiştir. Tanrı’ ya ve elçisi Hz.Muhammed’ e inandığını söyleyip camilerde dua eden Müslümanlar onun soyu olan oğlu ve torununu katlederek büyük günah işlemişlerdir.

Bu olaylar Müslümanlar arasında Alevi-Sünni çatışmalarının yüzlerce yıldır sürmesine sebep olmuştur. Ne acıdır ki bugün dahi Irak ve civarında bulunan topraklar hala kan ve can almaya devam etmektedir. Hz. Muhammed’ in yerine getirilmeyen vasiyeti, öldürülen Ehli Beyt mensupları dolayısıyla yaşanan acılar bir türlü dinmek bilmez. Böyle bir günde hep birlikte dua edelim ve bu topraklarda akan kanın, katledilen canların bir son bulmasını ve bu topraklar üzerindeki lanet’ in kalkmasını dileyelim.

Mustafa Karaca – Sarantalı Köylüm