MUHTARLAR KIBRIS’ TA

Kırklareli Merkez Muhtarlar Derneğinin düzenlemiş olduğu Kıbrıs Gezisi 06.11.2016- 10.11.2016 tarihleri arasında gerçekleşti. Kırklareli Mahalli İdareler İl Müdürlüğünün desteği ve katkıları ile düzenlenen gezinin amacı, köy muhtarlarını yeni düzenlenen yasalar çerçevesinde bilgilendirmek ve yeni yasalar karşısında muhtarların yetki ve sorumlulukları hakkında bilgi amaçlı seminer çalışması ile muhtarlarımızı eğitmek olarak belirtildi.

Geziye muhtarlarımız eşleri ile birlikte katılarak bu konuda bir ilki gerçekleştirdi. Muhtarlarımız gezi masraflarını kendi imkanları ile karşıladıkları için bu konuda da bir örnek oldular. Belediye Meclis ve İl Genel Meclis üyelerinin bütçelerden karşılanan masraflar ile gezilere katılmaları karşısında muhtarlarımızın bu özverili davranışları takdir edilecek bir örnektir.

Muhtar her ne kadar köyün tüzel kişiliğini temsil ediyorsa da aile içi temsil eşler tarafından yapıldığı için evin gerçek muhtarı da eşlerdir. Düzenlenen seminere muhtar eşlerinin de katılması ilginç bir çalışma oldu. Şehirlerde belki fark edilmiyor ama, köylerde muhtar eşlerinin de yönetimde önemli bir rolü vardır. Muhtara iletilemeyen önemli konular bazen muhtarın eşine iletiliyor. Köy yerinde herkes birbirini yakından tanıdığı ve sorunlarını bildiği için bazı bilgiler eşler arasında paylaşılmaktadır. Onun içindir ki Kırklareli köylerinde kolay kolay sorunlar olmaz, olsa da küçük sorunlar olarak kabul edilip köy meclisinde çözülebilir.

 

 

Muhtarlarımız 06.Kasım 2016 tarihinden Kırklareli’ den hareket edip, 10.11.2016 tarihinde dönene kadar gösterdikleri örnek davranışlar ile gittikleri yerlerde saygı ve takdir ile karşılandılar. Muhtarlarımız en lüks Hotel’ de yemek yemesinin de bildi, gezilerde parklarda yemeğini paylaşmasını da bildi. Her mekanda gösterdikleri örnek davranışlar ile Kırklareli İli’ ni başarı ile temsil etti. Geziyi düzenleyen Dernek eski başkanı Kavakdere Muhtarı Vedat Dengiz, Geziye katkı veren Mahalli İdareler İl Müdürü Alaeddin İkican ve yardımcısı Hüseyin Özkan’ a tebrik ve teşekkürlerimizi gönderiyoruz.

 

KIBRIS Dün’ ü ve Bugün’ ü

 

07.11.2016 tarihinde rehberimiz SERKAN Ceyran’ ın eşliğinde 4 gece kalacağımız CRATOS HOTEL’ den Güzelyurt- Lefkoşa ve Girne’ yi gezmek üzere ayrılıyoruz. Rehberimiz Karpas doğumlu bir Karadenizli. Türkiye ve Kıbrıs halkı öylesine iç içe geçmiş ki Kıbrıs doğumlu bir Karadenizli veya Mardin doğumlu bir Kıbrıs’ lıyı artık nasıl ayırt ederiz bilemiyorum. Rumlar arasında durum farklı değil. Kuzeyde oturup güneyde çalışanlar da var, güneyde oturup kuzeyde çalışanlarda var. Türk işverenin yanında çalışan Rum olduğu gibi Rum işverenin yanında çalışan Türk var.

GÜZELYURT :

 

Kıbrıs’ ın görüşmelerde sorun teşkil edip, hala çözülemeyen sorunu GÜZELYURT. Kıbrıs’ ın önemli bir yerleşim yeridir. Bakmayın adının güzel olduğuna. Bugünlerde kurak ve çorak görüntüsü ile çektiği susuzluk ile mazideki eski güzel günlerini bekler gibi. Türk bölgesinde olmasına rağmen, Barış görüşmelerinde Rum bölümüne terk edileceği söylentisi ile yıllardır hiçbir yatırım yapılmamış. Gelen Türk yerleşimcilerde Rumlara verilir düşüncesi ile yatırım yapmaktan hala kaçıyorlar.

Bir zamanlar adına YEŞİL ADA denecek kadar yeşil portakal, mandalina ve narenciye bağçeleri ile dolu olan Güzelyurt ürettiği yıllık 350 bin ton limon-mandalina-portakal ile İngiliz pazarının en gözde üreticisi imiş. ASİL Nadir’ in tesislerinde binlerce Rum ve Türk işçi birlikte ve kardeşçe çalışıyor ve bu doğal zenginlikten hakkını alabiliyormuş. Asil Nadir işçilerine cömert davrandığı için olsa gerek her çalışan işçi onun zamanında ev ve araba sahibi olmuş.

Barış Harekatından sonra Kıbrıs’ a uygulanan ekonomik ambargo sonucu işyerleri kapanmış, narenciye ihracatı durmuş ve binlerce kişinin geçim kaynağı kurumuştur. Rum yöneticiler sadece çalışanların geçim kaynaklarını değil su kaynaklarını da kurutmuşlar. Portakal bahçeleri sulanmasın ve kurusun diye TRODOS Dağlarından akan yağmur sularını taşıyan dereler önlerine set ve göletler yapılmak suretiyle sularını Türklerin elindeki portakal bahçelerine akıtmayı önlemişlerdir. Portakal bahçeleri ekonomik ve siyasi ambargo ile kurumaya ve satılamamaya başlayınca Güzelyurt’ un güzelliği de bir başka bahara kalmış. Güzelyurt’ un geleceği henüz belli olmadığı için yaşayanlar yarın evi terk edecek kiracılar gibi.

Güzelyurt’ ta eski günleri hatırlatan bir Tren lokomotifi dikkatimizi çekiyor. Lokomotif İngiliz demiryollarından kalma bir müzelik eşya gibi sergileniyor. İngiliz sömürge yönetimi sırasında yağmalanan Kıbrıs bakır madenlerinin İngiltere’ ye gidecek gemilere taşınması için Magosa-Lefkoşa-Güzelyurt hattında çalışan trenler yıllarca Kıbrıs’ ın doğal zenginliklerini emperyalizme taşımışlar.

 

ASİL NADİR NEDEN YARGILANDI

 

Uygulanan ekonomik ambargoya rağmen faaliyetini sürdürmeye çalışan Asil Nadir fabrikaları emperyalizme bir müddet daha dayanmış ve uygulanan ambargoyu kırmaya çalışmış. İngiliz yönetimi Asil Nadir’ i bu yolla yenemeyeceğini anlayınca meşhur İngiliz tuzak oyunlarını uygulamış ve sudan bir bahane ile Asil Nadir’ i tutuklamıştır. Asil Nadir tutuklanınca portakal bahçeleri de Rum ve Türk işçiler gibi sahipsiz kalmış ve kurumaya terk edilmiştir. Şimdi yeniden canlanmaya başlayan bahçeler de üretimin 80 bin tonlara kadar yükseldiği sevinci yaşanıyor.

 

BARIŞ SUYU PROJESİ

 

Anamur-DRAGON Çayından pompalanmaya başlayan BARIŞ SUYU projesi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ nin su sorunu büyük ölçüde çözülmeye başlanmış. İçme suyu ve sulama ve kullanma amaçlı olarak düşünülen proje için inşa edilen Güzelyurt  Barajı inşaatı bitmek üzere. Türk tarafının su sorununun Türkiye Cumhuriyeti tarafından çözülmesi ile susuzluk yaşayan Rum kesimi de Yunanistan’ dan talepte bulunmuş ama, aradaki mesafe kolay aşılacak ve su pompalanacak gibi değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “ Projenin adı Barış SUYU Projesidir. Rum tarafına da elbette su verebiliriz” deyince işin seyri biraz değişmiş. Rum tarafını hala populist politika ve fanatik seçmenlerine şirin görünmek için olaya mesafeli baksa da çözüme yakınlar. Ancak onların formülü başka üç bilinmeyenli gibi. “ BİZ SİZDEN ALMAYALIM. SİZ BİZE VERİN” diye çok akıllı bir çözüm yolu bulmuşlar. Bakalım bu formül Barış görüşmelerinin nasıl etkileyecek.

 

SEVGİ AĞACI

Güzelyurt’ a ulaşmak için rehberimiz bize sevgi ağacından bahsediyor. Sevgi ağacı Kıbrıs’ ta şimdiden efsane olmuş gibi. İki farklı gövdeden çıkan çam ağaçlarının dalları birbirlerine öylesine sarılmışlar ki uzaktan gören onları birbirini kucaklayan iki sevgili zanneder. Rehberimizin anlattığı Efsaneye göre bu sevgi ağacını görüp, resmini çeken eşler veya sevgililer birbirleri ile hiç kavga etmezler, kavgalı olanlarda  barışırlarmış. Darısı politikacıların başına. Kıbrıs Adasının barışa ve kardeşliği, beraber çalışıp yaşamaya o kadar ihtiyacı var ki, bu iki taraf için de elzem olmuş. Artık Kıbrıs’ ta yaşayan kimse kavga ve ayrılık istemiyor. Beraber çalışıp, beraber üretmenin, yıllar öncesinde olduğu kardeşçe barış içinde yaşamanın özlemi sesini yükseltmeye başlamış. Türk tarafı bunu aşmış gibi. Ancak Rum tarafında biraz kilisenin baskısı, biraz fanatiklerin baskısı ile barış isteyenlerin sesi az çıksa da zaman içinde yükselecek gibi. Kıbrıs Türkleri barışı o kadar samimi istemişler ki, oylanan ANNAN PLANI aleyhlerine olmasına rağmen “ NE YAPALIM- YES BE ANEM “ diyerek Annan Planına evet demişlerdir. Ancak Rum tarafın “ NO BRE TÜRKO” deyince plan şimdilik rafa kaldırılmıştır. YES ile No arasında Siyah ile Beyaz arasında olduğu gibi GRİ ton yok ki bizde onu önerelim. Bu kelimeyi bulursak belki Nobel Barış Ödülü bile alabiliriz.  Bunun içinde köylü zeka ve pratik espiri anlayışı lazım. O öneri de rehberimizden geldi.

 

EŞEĞE TRAFİK CEZASI

 

Adanın kuzeye bakın uç kısmı KARPAS Bölgesi olarak bilinir ve eşekleri ile ünlüdür. Bölge yerleşime kapalı olduğu için birkaç eski köyün dışında kimse gitmez. Köylerde eskiden olduğu gibi Türk ve Rum beraber yaşamaktadır. Trafik polisleri trafik denetimi ve yol kontrolü için bölgede çalışmaya başlarlar. “dur- trafik kontrol “ gibi uyarı levhaları konulur ama ne gelen vardır, ne de giden. En sonunda eşeği ile gelen bir köylüyü görünce sevinirler. Hadi biraz eğlenelim, köylüyü de korkutalım derler. “ Dur ! köylü amca, in eşeğinden, radara girdin sana ceza yazacağız” derler. Köylü binici baştan şaşkınlık yaşasa da olayı kavrar ve oyuna dahil olur. Trafik polisleri “ hadi sana bir şans verelim cezayı eşeğe yazalım” derler. Karpaslı köylü itiraz eder “ olmaz cezayı bana yazın “ der. Polisler inceliği anlayamazlar “ niye amca, cezayı sana yazarsak ödemek zorunda kalırsın, halbuki eşeğe yazarsak, onun parası olmadığı için ödemek zorunda değildir “ diye uyarı yapınca, köylü sürücü lafı oturtur, “ cezayı bana yazın, eşeğimin sicil temiz kalsın, ben onu ileride POLİS yapacağım” deyince polisler kiminle dalga geçmek istediklerini anlarlar. Böyle bir efsane yaşanmış mı, köylüye ceza yazılmak istenmiş mi, bilemiyoruz. Çünkü biz Girne- Lefkoşa- Magusa yollarında bile trafik polisi göremedik, değil ki Karpas’ ta. Neyse efsane bu köylü ile konuşurken dikkatli olun ve ona saygı gösterin. Adama nereden vuracağı belli olmaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUSTAFA KARACA