Nazım Hikmet’e şiir okuyan kız – Firdevs Büyükateş

246

Kırklareli Bademlik Mahallesi’nin kitap çıkaran tek şair’i FİRDEVS BÜYÜKATEŞ’i Kırklareli şiir ve sanat çevreleri dışında pek tanıyan yoktur.

Mütevazi ev hayatının gidişinde (1989 isim değiştirilmesi ile başlayan olaylarda  YALNIZ KURT diye ün salan) eşi ile paylaştığı zamanın dışında, pek vakti de yoktur.

1989 göç’ üne kadar Bulgaristan’ da sürdürdüğü hayatı ise şiir, sanat ve sosyal aktiviteler ile doludur. Yeni Işık Gazatesi Redaktörlüğü yanında Sofya Radyosu Türkçe Bölümüne konuşmalar yapmak ve şiir okumak için davet edilir.

Firdevs Büyükateş’ in şiir hayatı İlk Okul 1. Sınıfta NAZIM HİKMET’ i tanımakla başlar.Nazım Hikmet Türkiye dışında yaşamak zorunda olduğu günlerde Bulgaristan Şumnu Şehri Yeni Pazar İlçesi  Stoyan Mihailovski, (Türklerin kullandığı isim  KAYKI KÖYÜ ) köy’ ünü ziyaret eder. Köy tamamen Türk köy’ ü dür.Öğretmen İBRAHİM MITIŞEF Büyük Usta NAZIM HİKMET’ e bir süpriz hazırlar.Küçük öğrenci Firdevs’ i yanına çağırır ve eline bir şiir verir.”  Yarın köyümüzü bir Türk Şairi ziyaret edecek. Onun şiirini yarına kadar ezberle.”

Küçük Firdevs, Büyük Usta Nazım’ ın şiirini büyük bir heyecanla okur. Nazım’ ın o mavi gözleri yaşlarla dolar. Nazım memleket hasretini iliklerinde hissetiği o günlerde, bir Türk kızı’ nın şiirini okumasını çok beğenir. Yanaklarını okşar ve öğretmeni’ne şöyle der “BU KIZDA BİR CEVHER VAR.ONA DİKKAT EDİN “

Firdevs Büyükateş o günün anısını şöyle anlatır “ AKLIMDA KALAN  DENİZ MAVİSİ GÖZLERİ VE SÖYLEDİĞİ SÖZ “.

İşte o gün Firdevs Büyükateş’ in Nazım Hikmet’ e söylediği ve yıllar sonra Zülfü Livaneli tarafından şarkısı yapılan ve yıllarca dilimizden düşmeyen şiiri.

KIZ ÇOCUĞU
Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer
Gözünüze görünemem
Göze görünmez ölüler
Hiroşima’ da öleli
Oluyor bir on yıl kadar
Yedi yaşında bir kızım
Büyümez ölü çocuklar
Saçlarım tutuştu once
Gözlerim yandı kavruldu
Bir avuç kül oluverdim
Külüm havaya savruldu
Benim sizden kendim için
Hiç bir şey istediğim yok
Şeker bile yiyemez ki
Kaat gibi yanan çocuk
Çalıyorum kapınızı
Teyze, amca bir imza ver
Çocuklar öldürülmesin
Şeker de yiyebilsinler.
1956-Nazım

Tesadüf bu ki Firdevs o gün yedi yaşındadır. Bu anlamlı şiir de ancak ayni yaşta bir kız çocuğunun sesi ile anlamlı bir mesaj olur. Nazım’ ın Türk Köy’lerini dolaşması yörede yaşayan Türkler için büyük bir moral olur. Nazım gittikten sonra herkes merakla ne dediğini sorar Firdevs’ e.

Firdevs sonraki günlerde ve yıllarda Nazım Hikmet’ i tanıdıkça o günün anlam ve önemini daha iyi anlayacaktır. O günden sonra Firdevs’ in içine düşen şiir ateşi her geçen gün artarak ve bugünlerde daha büyük bir çoşku ile devam eder.

Şiirleri gazete ve dergilerde yayınlanır.Radyolarda şiir günleri ve söyleşilere katılır.1984-1985 li yıllarda Sofya Radyosu’ nun bir programında yine Nazım kadar değerli, Nazım’ ın yol ve kader arkadaşı  FAHRİ ERDİNÇ ile tanışır.

Firdevs Büyükateş Fahri Erdinç’ i tanıdıktan sonra şiir hayatında çok büyük değişiklikler olur. Sofya Radyosu Programları sırasında yapmış oldukları söyleşilerden çok şey öğrenir. Fahri Erdinç 4 adet şiir kitabı, tiyarto oyunları, yüzlerce makale ve söyleşiye rağmen hala bir eksiklik hisseder. Firdevs Büyükateş’ e “AH KIZIM  AH KIZIM, BU HALKA SUNULACAK DAHA ÇOK ŞEYLER VAR” diye dert yanar. Büyük usta yıllarca yaptığı çalışmaları yetersiz görmekte ve daha çok çalışılması gerektiği konusunda uyarılar yapmaktadır.

PARUŞEV VE BALKANLARIN GÜLÜ

Firdevs Büyükateş gerçek bir ATATÜRK hayranıdır. Bulgaristan’ da bulunduğu sırada ünlü Bulgar yazar Paruşev ile tanışır. Paruşev’ in Atatürk hakkında yazdığı “BALKANLARIN GÜLÜ” kitabınından çok etkilenir. Mustafa Kemal Sofya’ da askeri görevli olduğu yıllarda evini ziyaret ettiği General Stiliyanof’ un görüşlerinden çok faydalanır. Ziyaretin amacı General’ in güzel kızı Dimitriçka (MİTİ) yı görmekse de Mustafa Kemal General’ in askeri fikirlerinden faydalanır. Yaklaşmakta olan Balkan Savaş rüzgarlarını hisseder. Bulgarların bu savaşa çok iyi hazırlandığını sezer. Hazırlıksız Osmanlı’ nın böyle bir savaşı kaybedeceğini ve Balkanlarda yaşanacak felaketi bildirir. Fakat politik kavga içindeki İstanbul bu genç subayın sesini dinlemez.

Mustafa Kemal katıldığı balolarda Bulgar kadınlarının özgürlüğüne ve güzelliklerine hayran kalır. General Sitiliyanof’ a özlemlerini ve gelecek için projelerini anlatır. “BEN BEŞ BÜYÜK DEVRİM YAPACAĞIM.BENİM TÜRK KADINIM’ DA BÖYLE GÜZELLİKLERE LAYIKTIR” der. Genç Türk Subayı’ nın bu isteklerinin Osmanlı’ da çok zor, hatta imkansız olduğunu söyler, General Stiliyanof. Fakat Mustafa Kemal kararlıdır. Osmanlı’ da olmaz ama kurulan Cumhuriyet’ te o gün söylenenler teker teker gerçekleşir.

Cumhuriyet’ in ilk yıllarında kutlanan Muhteşem Cumhuriyet Balo’ları işte o günlerin hayallerinin gerçeğe dönüşmesidir. General’ in güzel kızı MİTİ , Mustafa Kemal’ in bilinmeyen güzel bir anısı olarak Sofya’ da kalır.

Fahri Erdinç’ in uyarılarının 1989 yılında isim değişikliği olayları ile ne kadar yerinde olduğu ortay çıkar. Fakat çok geçtir artık. Yaşanan bunca olay ve felaketten ders almayanlar için yeni bir göç dalgası ve kötü günler başlar.

1989 yılında sahip oldukları bütün birikimleri bırakarak Türkiye’ ye gelen göçmenlere Anavatan kucak açar. Kırklareli Eriklice yolu’ nun sağ tarafında taşlık ve verimsiz olduğu için kullanılmayan tarlalar göçmenlere tahsis edilir. Önceleri yadırganır tabii. Cennet gibi verimli tarlalardan ve bahçelerden gelen insanlara tahsis edilen taşlık araziye devlet 50 m2 lik baraka tipi geçici konutlar yapar.

Yıllar çabuk geçer Rumeli’ nin çalışkan insanları taşlıkları işleyerek yeniden cennet gibi yemyeşil bir mahalle yaparlar. Her evin bahçesinde meyve ağaçları ve bağlar yeşermeye başlar. Tertemiz sokakları ve yemyeşil bahçeleri ile ayrı modern bir mahalle haline gelir.

Firdevs Büyükateş’ in kitap ve şiir sevgisi burada da devam eder. Kırklareli Valiliği’ nin kurmuş olduğu küçük bir barakayı kütüphane haline getirir. Yardımlarla sağlanan kitapları göçmen ailelerin çocuklarının okumasına sunar. Kütüphane görevlisi ve gönüllü öğretmen olarak her türlü sorunun çözümünde yardımcı olur. Bu çalışmaları onu mahalle muhtarlığına taşır. 5 yıl gönüllü muhtar ve öğretmen olarak çalışır. Bu çalışmalar sayesinde uyum sorunu kolayca atlatılır.

Firdevs Büyükateş ” BİR EVİN EN DEĞERLİ SÜSÜ ÇİÇEK VE KİTAPTIR” der. Gerçekten evi küçük bir kütüphane gibidir. Bizdekilerin aksine kitaplar okumak için alınmıştır.

FİRDEVS BÜYÜKATEŞ’E FEYZ VEREN FAHRİ ERDİNÇ KİMDİR

Fahri Erdinç 1917 Akhisar doğumludur. 1936 yılında Balıkesir İlköğretmen Okulu’ nu bitirdikten sonra öğretmenliğe başlar. Maya’sın da Köy Enstitüsü var. Rahat dururmu ? 1946 yılında Ankara Radyosu Tiyatro Bölümün’ de aktörlük yapar. 1946 yılında dergilerde yayınlanan toplumsal gerçekçilik ilkesine bağlı yazıları siyasi iktidarı rahatsız etmeye başlar. Gelişen siyasal olaylar neticesi BULGARİSTAN’ a kaçmak zorunda kalır.O yıllar Türkiye’ de kominist avı başlamıştır. Sebahattin Ali Kırklareli’ nde öldürülmüş, Nazı Hikmet Romanya üzerinden Rusya’ ya kaçmıştır. Siyasi iktidar yazıları ile kendisini rahatsız eden değerli yazar ve şairlerin peşine düşmüştür. Gelişen olaylar Fahri Erdinç gibi değerli bir şair ve yazarın yurt dışına kaçmasına sebep olur.

Fahri Erdinç en verimli yıllarını memleket hasreti içinde  Bulgaristan’da geçirir. Yüzlerce şiir ve 4 kitap bırakır Türk edebiyatına. O günlerden bu günleri görmüş gibidir. Şiirleri Nazım gibi hala güncelliğini korur. Arkeolojik kazı eserlerini taş parçası olarak görenlere o günlerde yazdığı bir şiirinde şöyle seslenir.

TAŞ
Merhametsiz kalpleri sana benzettiler
Sana dilsiz ruhsuz dediler
Halbuki senindir değirmendeki beste
Seninle biçim verip ruhuna heykeltraş
Sana yanılır dert,sana vurulur baş
Milyonca yıl, milyonca insanın toprağı taş
Sensin kucaklayan mahtabı
Surlarla sütunlar senden yapılır
Senden yapılır Allah’ a uzanan merdivenler
Namaz vakti Müslümanlar’ a senden haykırılı
Günahkar kullarını taş edermiş
Görmedim ama inanırım
Hatta bir gün gelecek gökten yağacaksın sanırım
Taşlardır beka, taşlardır ebediyet
Taşlardan başka ne bırakır tarihte medeniyet
İnsan oğlu taş olur baş yarar
Yaşı üst üste kor yapar
Bir yandan durmadan yıkar
Ve bir gün yatırılır boylu boyunca
Şehrin musalla taşına
Yine bir taş dikilir başına
İşte o taştır insanoğlundan baki.

Taş’ ın insana hayatındaki önemini anladınızmı ? Sadece bir taş parçası dediğimiz taş hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahipmiş.

İşte böyle büyük ustalardan feyz alan Atatürk hayranı Layık Cumhuriyet kadını Büyükateş şiirlerinde olayları başka bir bakış açısı ile anlatır.

YAŞAMIŞ SAYILMAZ
Acılarla sabahlara uyanmayanlar
Acısız günün kıymetini bilmezler
Geçmişinden ders almayanlar
Yarınların sırlarına eremez
Yorulmayanlar dinlenmenin değerini
Bilir mi sandın bin yaşasa
Kör karanlığın sabah seherini
Işıksız kalmayan anlayamaz
Bir hayvanın acısıyla
Kanamazsa kalbinizde yaralar
Sevinemezsek başkasının başarısına
İnsan olmuşuz neye yarar
Müsade etmezsek içimizde
Yeşerip kök salamaz kötülük
Budur sunabileceğimiz bize
Dünyada en büyük ödül
Uzanan eli geri çeviren
Başını yastığa rahat koyarsa
Başkası için ölemeyen
Yaşamış sayılmaz ölümsüz olsa

SARANTA HABER