Ölümcül sınav için ormana terk edilen çıplak çocuklar

Zulu’lar Güney Afrika’nın en yaman  kabilesidir.  Afrika’da  Özgürlüklerini koruma bilinci ve becerisi gösterebilen bu kabilenin kurucusu  Shaka Zulu (1781-1828)’ dur.

Shaka Zulu Zor şartlar altında çocukluk dönemi geçirdikten sonra   geleneksel eğitimin ve örgütlenmenin gücünü Keşfedip, Zulu kabilesini      devletleştirmiştir.

Zulu ordusunu impi adı verilen alaylara böldü; askerlerine daha öldürücü  (mızrak) icat etti, savaş taktiklerini değiştirdi ve günde 80 km’lik bir mesafe koşturarak eğitti. Bu ağır eğitim Zulu’yu Güney Afrika’nın en güçlü kabilesi yaptı.

Sömürgecilerle Savaş sırasında İcat ettiği silahlar ve savaş taktikleri ile İngilizlere karşı büyük başarılar kazandı. Bir çok modern düşünür tarafından  deha olarak tanımlandı. Yaptığı  sosyal devrimlerle kabilesini dünyaya tanıttı.(1)

Günümüzde Zulu’ların özgür olmaları ve birçok devlet adamının bu kabileden çıkmasının sırrı ise  Zulu’ların okulsuz eğitim yöntemleridir.

Ormana Çıplak Bırakılan Beyaz Boyalı Çocuk Hayatta Kalırsa Yurttaş Oluyor;

Zulu Kabilesinde Savaşabilecek yaşa giren erkek çocuğun elbiseleri çıkarılarak tüm vucudu beyaz bir boya ile boyanır. Bu boya yıkamakla çıkmayan, vücudun kendi ter ve yağ salgısı ile bir ayda yok edebildiği bir boyadır. Çocuk beyaz boya ile boyandıktan sonra kendisini koruması için bir kalkan ile hayvanları ve düşmanlarını öldürebilmesi için bir mızrak verilerek tek başına ormana bırakılır.

Ormana bırakılan beyaz boyalı ve çıplak çocuğu kim görürse öldürebiliyordu. Bunun için çocuk ormanda bir ay gizlenmeli, yaşamak için barınmalı ve beslenebilmeli  idi.  Giyeceğini ve yiyeceğini kendi yetenekleri ile temin etmeliydi. Yiyeceğini bulmak için iz takibi yapabilmeli, hayvanları mızrakla avlayabilmek  için  yakınlarına sessizce sokulabilmeliydi. Yemeğini iki odun parçasını birbirine sürterek ateş yakıp pişirebilmeliydi. Yaktığı ateşten fazla duman çıkarmamalı  ve duman nedeniyle kendisini arayan ve avlamak isteyen düşmanlarının dikkatini çekmemeli idi.

Bu çocuğun; düşmanlarından korunmak için uzak mesafelere koşabilmesi, ağaçlara tırmanabilmesi, nehirleri yüzerek geçebilmesi de gerekli idi. Kendisi için iyice gizlenmiş bir kulübe yapması, gezdiği yerlerde kendisini ele verecek  iz ve işaret bırakmaması da gerekirdi.

Hücumuna uğradığı arslan ve diğer yırtıcı hayvanlara karşı koyabilecek cesarette olması, hangi bitkilerin yenebilir, hangilerinin zehirli olduğunu ayırabilmeli idi.

Bazen kızgın sıcakta, bazen soğuk ve yağmurda bir ay süre ile ormanda hayatta kalma sınavını başarmak zorunda idi.

Nihayet vücudundaki beyaz boya tamamen kaybolunca köyüne dönmesine izin verilirdi. Köyde sevinçle ve törenle karşılanan genç kralın doğrudan denetimi altındaki kraliyet  kışlasındaki savaşçıların arasında yer alma onuruna sahip olurdu.(2)

Bu okulsuz ve geleneksel eğitimin bir ürünü olarak  sömürgeci güçlere karşı özgürlüklerini ve onurlarını koruyabilmek için uzun soluklu zorlu mücadele yeteneği gösterebilmişlerdir. Güney Afrika’da  hatırı sayılır bir topluluk olarak anılmaktadırlar.

Türk’lerin eğitimi milli ve insanlık onur sayan şu vecizi Yabancı Üniversitelerin Türkoloji bölümleri sayesinde insanlık ailesinin ortak kültür mirası sayılır olmuştur. “Eğitimdir ki; bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüce bir sosyal toplum hâlinde yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terk eder.”

(1) Ana Britanica cilt 32 sf. 428
(2) Powell Baden (Çeviri Ahmet E.Uysa-Nezihi Erkol) Erkek çocuklar için İzcilik.sf.52