Ortadoğu’ya Barış Nasıl Gelir?

91

Son 150 yılda Dünya’nın en fazla uğraştığı konu ve bölge Orta Doğu coğrafyası olmuştur. 1914-1918 yılları arasında 1. Dünya Savaşı, 1939-1945 yılları arasında ise 2.Dünya Savaşlarının sebeplerinin başında Orta Doğu gelmiştir. Uzmanlar Orta Doğu’nun petrol ve doğal gaz kaynaklarının emperyalist güçlerce paylaşımının bu savaşlara sebep olması üzerinde fikir birliğine varsalar bile bu yer altı zenginliklerinin dışında da önemli tarihi ve dini faktörler de vardır.

LANETLİ TOPRAKLAR

Orta Doğu haritasını incelediğimiz de çatışmaların belli bölgelerde yoğunlaştığını görürüz. Kudüs ve civarı, Kerbela ve civarı üzerinde daha bir yoğunluk vardır. Kudüs’ün tarihsel süreç içindeki savaşlar sonucu yıkılan veya kurulan devletler tarafından defalarca el değiştirmesi ve nihayet her üç dinin de kutsal kabul edebileceği olaylar yaşandığı için sahiplenilmesi sonucu bugün yaşanan çözümsüzlüğe gelinmiştir. Müslümanlar Kudüs bizimdir der, Hz.Muhammed’den dolayı, Hıristiyanlar Kudüs bizim der Hz.İsa’dan dolayı, Yahudiler de bizim der, Hz.Musa’dan dolayı. Bu işin tartışılacak dini boyutu. İsa orada çarmıha gerildi, Muhammed orada gökyüzüne çıktı ise Kudüs’ün ne kabahati var.

Olayın bir de tarihsel boyutuna bakalım, Kudüs’ün daha eskilere dayanan sahipleri kimmiş. Tarihi kaynaklar incelendiğine, MÖ.  2000 yıllarında Yahudilerin Kutsal kitabı Tevrat’ın yazdığına göre, İsrailoğulları ile Tanrı arasında kutsal bir ahit yapılmıştır. İsrailoğullarının başına gelenlerin sorumlusu bu ahit’e uymamaları, verdikleri sözü tutmamaları olarak gösterilir ve Tanrı tarafından cezalandırılırlar ve bu ceza bugün dahi affa uğramış değildir. Yani İsrailoğulları 4 bin yıldır bu topraklarda hep olmuştur. Yani İsa’dan 2000  yıl önce, Hz.Muhammed’den 2400 yıl önce Yahudiler orada yaşıyordu ve kutsal kitapları TEVRAT vardı.

Kabul edelim ki, Yahudiler, İsrailoğulları Kutsal Ahde uymadıkları için Kudüs ve Filistin’den sürüldüler. Tek suçları ne idi, Tanrı’ya verdikleri sözü tutmamak ve ahde vefa göstermemek. Peki verilen söz ne idi, yazılı bir kaynak ta bu konuda bilgi var mı ? Ben okuyacağım ve ikna olabileceğim bir kaynak şu ana kadar bulamadım. Belki Yahudi kaynakları bu konuda bir çalışma yapmıştır ve bizi aydınlatır.

Yahudiler bu konuda suçlu diyelim ve 2000 yıl süren cezalarını çekerek 1948 yılında Filistin’e ve Kudüs’e geri gelmişler. Müslümanlar ‘ın hiç suçu yok mu dur, derseniz eğer, bize göre yok elbette. Ne yapmışlar Tanrının elçisi son Peygamber Hz.Muhammed’in torunlarını öldürmüşler. Hz.Muhammed’in Kızı Hz.Fatma ve Hz.Ali’den olma torunları Hasan ve Hüseyin’i sırf bir iktidar ve bu iktidara biat uğruna katletmişlerdir. Hz.Muhammed’in en sevdiği torunları ve soyunun devamını sağlayacak kişileri öldürmek sureti ile bir nevi Hz. Muhammed’in soyunu tüketmişlerdir. Bu cinayetlerin Tanrı katında cezası nedir acaba?. O günden bu güne bu topraklarda neden hala akan kan durmaz, hiç düşündünüz mü?.

Hıristiyanlar ise Hz.İsa’yı referans gösterip Kudüs’e sahip çıkarlar. Peki Hz.İsa’yı çarmıha geren Romalılar sonradan onun dinin kabul edip Hıristiyan olmadı mı? Ne yüzle Hz.İsa’nın çarmıhına tutunurlar?

TARİH VE HATALARIMIZLA YÜZLEŞELİM

Her üç din Kudüs bizimdir derse ne olur? Elbette kavga çıkar ve güçlü olan kazanır. 4000 yıl önce Mısır Firavunları güçlü imiş, Kudüs’ü alıp İsrailoğullarını öldürüp Kudüs ve Filistin topraklarından sürmüşler. Daha sonra Romalılar güçlü gelip Arapları ve Yahudileri sürmüşler. Sonra da müslümanlar gelip Romalıları, Arapları ve Yahudileri sürmüşler. Hadi bulun bakalım o mülkün sahibi kim? Güçlü olan mı, haklı olan mı, oralarda oturan halk mı?. Ne cevap verseniz hepsinin doğruluk payı kadar, yanlışı da var.

SONA EREN YAHUDİ KRALLIĞI

MS 123 Yılına kadar bugün Filistin olarak bildiğimiz topraklarda yaşıyordu. Ancak işgalci Roma Orduları Anadolu’nun fethinden sonra Mısır’a kadara uzanan bölgeye göz dikmişti. Özellikle Lübnan Ormanlarından elde edilen kerestelerden yapılan gemiler Romalılar için önemli bir savaş ve ulaşım aracı idi. PROVİNCİA JUDEA ( Yahudiya Eyaleti) olan bölgeyi işgal ederek Yahudileri Mısır’a sürdüler ve bölgenin adını bugün bildiğimiz Palaestina (Filistin) olarak değiştirdiler. Yahudileri köle olarak kullandılar ve dilenmeye mecbur bırakıldılar. Roma İmparatorları Yahudilerin bu dilenmesini bastırdıkları paralarda motif olarak kullandılar.

Devam eden savaşlarda büyük acılar yaşayan Yahudilerin artık dilenmeye ve yoksullaşmaya veya köle olarak yaşamaya tahammülü yoktu. Son savaş MASSADE KALESİ’nde oldu.

MASSADE KALESİ EFSANESİ

MS 66 yılında yerli halk ile Roma Ordusu arasında bir savaş yaşanır. Roma Ordusu kuşatmış olduğu Massade Kalesini 3 yıl boyunca her türlü güç ve imkana rağmen alamaz. Ancak 3 yılın sonunda güçleri ve imkanları tükenen Yahudiler Roma Ordusuna teslim olup yeniden kölelik ve yoksulluğu yaşamaktansa toplu olarak ölmeyi tercih ederler.

Komutan Eleazar’ın emriyle toplanırlar. Komutan yaptığı konuşmada, Romalılara esir olmaktansa ölmeye hazır olmalarını, “Bırakın karılarımız kötü yola düşmeden, bizden önce ölsünler; bırakın çocuklarımız ölsün, köleliğin acısını tatmadan… Onları öldürdükten sonra da karşılıklı olarak birbirimizi öldürelim” der.

Romalılara da son bir ders vermek isterler. Kalenin açlıktan düşmediğini göstermek için bütün yiyeceklerini Kalede bırakırlar.

Yahudilikte intihar günah sayılmaktadır. Kalede kalan son 960 kişi 10 kişi seçer. Bu seçilen on kişi 950 kişiyi öldürür. Sonra kendi aralarından seçilen bir kişide kalan 9 kişiyi öldürür. Son kalan kişide kendi kendini öldürür.

MS sonra 70 yılında yaşanan bu olay İsrail’in bağımsızlık efsanesi gibidir. Bugün okul çağındaki her İsrailli bu efsaneyi bilir ve Massade Kalesini mutlaka ziyaret eder.

ARAPLARIN DURUMU NEDİR ?

Kısa bir tarih turumuzda İsraillilerin Massade Kalesini unutmadıkça esir edilemeyeceği ve kaybedip esir ve yoksul olmaktansa ölmeyi tercih edeceğini anlamış bulunuyoruz. Peki, Arap kardeşlerimiz ne durumdadır diye soracak olursanız, olay yürek sızlatan hikaye ve cevaplarla dolu. Saddam devrilip öldürüldükten ve Irak toprakları ABD tarafından işgal edildikten sonra yaşananlar tam bir facia. Binlerce Iraklı kadın tecavüze uğradı ve öldürüldü. Binlerce çocuk anne ve babasını, evini ve ülkesini terk edip yoksullaştı ve hala devam ediyor. İmkanı olan aileler Irak’tan kaçarak sığındıkları Türkiye üzerinden batı ülkelerine kaçmaya çalışıyor. Yollarda perişan olup ölenler ve de kötü yola düşenlerin sayısını unuttuk artık. Peki bu nasıl bir sakat anlayıştır ki, kendi ülkesini bombalayıp, işgal eden batıya karşı savaşacaklarına ve ülke ve ailelerini koruyacaklarına işgalcilerin ülkelerine kaçmaya çalışıyorlar? Bunlarda ülke sevgisi yok diyoruz, aile ve çocukları için de mi biraz sevgileri yok. Eğer bu kadar acı ve çileye göğüs gereceksen, onursuzca yollarda öleceksen neden ülken ve ailen için savaşmazsın. Eğer MASSADE KALESİ EFSANESİNİ okusaydılar acaba böyle davranırlar mıydı diye düşünüyor insan.

Komşumuz SURİYE

Diğer komşumuz Suriye’de devam eden ve artık batılı emperyalist güçlerce çıkarıldığı konusunda her kesimin fikir birliğine vardığı bu kirli iç savaş nedir. Sadece ülkemizde sayıları 5 milyona yaklaşan ve açlık ve sefaletle yollarda ölen insanlara ne diyelim. Çocuklar eğitimden yoksun, kadınlar fuhuş bataklığına sürüklenmiş ve çaresizlik içinde geçen günler.

BU İNSANLAR KİMİN ve NEYİN GÜNAHINI ÇEKİYOR?

3.DÜNYA SAVAŞI VE ALOİS IRLMAİER’İN KEHANETİ

Orta Doğu’da bugün yaşanan ve kökleri ve sebepleri binlerce yıl öncesine giden çatışmaların Dünya’yı yeniden bir savaşa sürükleyeceği ve çıkacak olan 3.Dünya Savaşı’nın Orta Doğudan başlamasına rağmen Balkanları da saracağına dair kehanetlerde bulunan ALOİS IRLMAİER (1894-1959)isimli bir madenci olağanüstü yetenekleri sayesinde önemli kehanetlerde bulunur. Önceleri önemsenmez ve şarlatan olarak mahkemelerde yargılanır ama, söylediği gerçekler karşısında herkes kehanetlerine inanmaya başlar.

Alois Irlmaier kehanetinde şöyle der :

“ Savaş Orta Doğu’da başlayacak: ‘Her şey barışı çağırıyor. Şalom (Shalom – İbranice barış ve esenlik demek)! Sonra her şey ortaya çıkar ve açık olur; Orta Doğu’da aniden yeni bir savaş alevlenir, büyük deniz güçleri Akdeniz’de düşmanlarla karşı karşıya kalır! Durum oldukça gergindir! Fakat asıl kıvılcım Balkanlar’da ateşlenir.

3. Dünya savaşı kesinlikle gelecek ama yılını öngöremiyorum. Milyonlarca insan tarafından da gözlemlenecek, gökyüzündeki işaretler öncesinde olacak. Savaş, hasat zamanından hemen önce, yağmurlu bir gecede başlayacak”

Alois Irlmaier’in kehanetlerine ister inanalım ve dikkatli olalım, istersek deli saçması diyelim. Ancak son zamanlarda yaşananlar gösteriyor ki Orta Doğu da kaçınılmaz olan savaş Dünya’ ya sıçrayacak. ABD ve Rus Ordularının bölgede bulunması, Suriye ve İsrail Ordusunun savaşın içinde olması, Kürt guruplar, İslami terör gurupları şimdiden Orta Doğuyu bir cehenneme çevirmiş durumda.

Peki bataklığa dönmüş bu coğrafya ya bir de biz ordumuzla müdahele etmek istiyoruz anlamak mümkün değil. Resmi açıklamalar sınır güvenliği açıklaması ile savunuluyor ama, gel gör ki yaşananlar çok farklı . Bizi ilgilendirmeyen savaşa sürükleniyoruz. ABD ve Rus askerleri, Türk Mehmetçiği bölgede niçin savaşmak istiyor? Ülkesini bırakıp kaçan karısının fahişe olmasına göz yuman, çocuklarının köle olmasını kabul eden kişiler için mi? Hadi canım sende…..

TARİHTEN DERS ALMAMIZ GEREKİRKEN…

Okuduğumuz tarihi olaylar ve yaşadıklarımız bize göstermiştir ki, savaşlardan en az zararı, (hatta  kazanıp kar’a geçenlerde olmuştur), savaşları çıkaran politikacılar ve elinde silaha ile savaşanlar görmüştür. Çünkü elindeki silah ile önce kendi güvenliğini sağlamıştır. En çok zararı ise savaşacak gücü ve elinde silahı olmayan siviller kadın ve çocuklar görmüştür.  Bundan 3 bin önce de böyle idi, bugünde böyle sürüyor. Tarih hep güçsüzlerin ödediği faturalar ile devam ediyor.

Sonunun hep masum insanların ölüm ve yıkımı olduğunu bile bile, konuşularak çözülmesi gereken konular neden hep savaş ile çözülmeye çalışılır?  Orta Doğu coğrafyasında Araplar’ a yer olduğu kadar Yahudilere de yer yok mu dur. Yahudi ve Filistinliler barış masasında oturup müşterek paydalarda anlaşabilseler ne işi var ABD, RUS veya diğer ülke askerlerinin oralarda. Filistinli çocuklar silahlı askere taş atmasını öğreneceğine okulunda ilim ve bilim tahsil etse acaba bugünkü sefaleti yaşarlar mı?

Kaynak: Şalom gazetesi – Denis OJALVO Köşe Yazısı – MASSADE EFSANESİ

Mustafa KARACA