Öyle biliyorduk meğer öyle değilmiş

83

Milli Mücadele kadrosu içerisinde en fazla eleştirilen tek kişi İSMET İNÖNÜ’ dür. Sıradan insanlar ve sağda yer alan okumuşlar, tarihi bildiğini sananlar, Atatürk’ e doğrudan saldırmayıp oklarını İsmet İnönü’ ye çevirenler, bu eleştirileri yapanların başında gelirler.

Cumhuriyet’ e husumeti onun üzerinden yaparlar. Oysa haksızlık edilmektedir. Yanlışları olmuştur ama bu eleştirilerin hiçbirisinin haklı tarafı yoktur. Tarihin ve Tanrı’ nın kendisine verdiği rol Atatürk’ ten sonra ikinci adam olmaktır. Milli mücadelenin ve Kurtuluş Savaşı’ nın, Kuruluş dönemi’ nin en zor görevlerini yapar olması onu hedef haline getirmiştir. Mustafa Kemal ona görev vermiş oda bunları başarı ile yapmıştır. Mesele budur.

İsmet İnönü’ye yapılan haksız eleştirilerden biri de İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika ile sarmaş dolaş olduğu iddiasıdır. İnönü “ Büyük devletlerle dostluk ayı ile yatağa girmeye benzer” diyen adamdır. Ancak Atatürk’ ten sonra devletin başına gelen İsmet İnönü daha 1939 yılında Rusya’ nın Türkiye’ den toprak talepleri ile karşılaşmıştır. Biz, bu Rus isteğinin 1940 lı yılların ortalarında olduğunu sanıyor, öyle biliyorduk. Oysa bilgimiz yanlışmış. Yanlış bildiğimizi Ali Sirmen Cumhuriyet’ te de yazmıştır. Ruslar boğazlar üzerinde denetim isteğini ilk kez 1939 yılında Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu’ na Moskova gezisi sırasında söylemişlerdir. Stalin ve Dışişleri Bakanı Molotov bu isteklerini Dışişleri Bakanımız Şükrü Saraçoğlu’ na söylerken, Türkiye 2,Dünya Savaşı ile karşı karşıya idi. Ancak Ruslar boğazların kontrolu bağlamındaki bu isteklerini 1945 yılında tekrar etmişlerdir. O zaman 2,Dünya Savaşı bitmiş, Rusya Almanya’ ya karşı savaş kazanmış bir devlet olarak Amerika’ ya eşit konuma gelmiştir. Dünya iki cepheye ayrılmıştır. Birinci cephe Amerika’ nıu önderliğini, öncülüğünü yaptığı Batı cephesi, İkinci cephe ise Doğu cephesi idi, ki onun da başında Rusya vardı. İnönü batı cephesinde yer aldı ve Almanya’ ya savaş ilan etti. Böylece diplomatik bir oyunla Türkiye Almanya ile savaşmış ve Almanya’ ya savaş açmış ülkeler safında yer almış oldu. Batı cephesi daha sonra DEMOKRASİ CEPHESİ olarak anıldı. Ruslar’ ın boğazları istemesi üzerine Amerika kendi cephesinde yer almış olan Türkiye’ ye arka çıkmıştır. Bunun bir göstergesi olarak da ünlü MİSSURİ SAVAŞ ZIRHLISI ‘ nı Türkiye’ ye göndermiştir. Türkiye Batı cephesinde Amerika’ nın yanında yer almış olmanın bir gereği ve şartı olarak 1945 yılında alelacele çok partili hayata geçiş kararı almıştır. İsmet İnönü, Demokrat Parti’ nin kuruluşuna yeşil ışık yakmış, yayınladığı meşhur 12 Temmuz Beyannamesi ile Valiler’ den muhalefet partilerine kolaylık gösterilmesini istemiştir. İsmet İnönü’ yü eleştirenler nedense bunları söylemezler, onun Türk Demokrasisi’ nin babası olduğuna vurgu yapmazlar. 2,Dünya Savaşı’ nın yarattığı tehlike ve bunalım üzerinde durmazlar. İsmet Paşa’ nın anılarını da okumazlar. Ben o yıllarda ilkokulda okuyordum ama yaşanan sıkıntıları biliyordum. Trakya’ da 2-3 milyon asker vardı. Savaş burnumuzun dibine dayanmıştı. Bulgaristan ve Yunanistan’ dan Alman toplarının sesi geliyordu. Karartma nedeniyle Trakya geceleri derin bir karanlığa gömülüyordu. Herkeste bir korku vardı. Türkiye’ yi savaşa sokmaya çalışıyorlardı. İsmet İnönü bütün bu tehlikeleri diplomatik oyunlarla, yollarla savuşturmasını bilmiş, Türkiye’ yi savaşa sokmamıştır. Çünkü kendisi savaşın nasıl bir tehlike olduğunu, neleri alıp götürdüğünü bilen bir komutan ve liderdi.

Şüphesiz savaş yıllarında, demokrasiye geçiş zamanında sıkıntılar yaşanmıştır. Yanlışlar olmuştur ama savaşa girmemenin, demokrasiyle yönetime başlamanın güzelliği yanında bunların pek anlamı yoktur. Çünkü çocuklar babasız kalmamışlardır. ANALAR, Kızlar kurtulmuşlardır. Düşman çizmesi altına girmiş olmaktan kurtulmak güzel değil mi?

TARİHİ OKUYALIM , İNSAFI DA elden bırakmayalım.