Özgür İnsanlar Ülkesi

121

14 – 21 Ekim 2013 tarihleri arasında İzmir Lady Travel Firmasının düzenlediği Baltık Ülkeleri turuna katıldık. 14 ekim, Polonya-Varşova’dan başlayan tur, 21 Ekim günü Finlandiya-Helsinki’de sona erdi.

7 gün içinde 5 ülke ziyaret etmek ve gezilecek onca yer arasından önemli ve iz bırakan yerleri seçip gezmek ancak profesyonellerin işi olsa gerek. Lady Travel firması profesyonel bir anlayış ve tecrübeli rehberleri sayesinde zamanın değerli kullanılması halinde insanın bir günde dahi neler yapabileceğini gösterdi.

Gezmiş olduğumuz 5 ülkenin Polonya- Varşova, Litvanya-Vilnius, Letonya-Riga, Estonya-Talinin ve Finlandiya- Helsinki, ülke yapısı ve başkentleri hakkında çok önemli bilgiler öğrendik, gezilip görülmesi gerekli güzel yerler gördük.

Bu gezi bizlere görülmesi gereken çok güzel yerler ile birlikte öğrenilmesi gereken çok önemli tarihi ve siyasi bilgilerde öğretti. Salt turist gözü ile bakıp, şehirlerin caddelerini ne kadar güzel, binalarının ne kadar bakımlı olduğu, şehirlerin panoramik manzaralarının ne kadar büyüleyici olduğu kadar o şehirlerde yaşayan insanların nasıl ve neler yaşadıklarını da görebilmek önemli idi.

Ülkeleri ve şehirleri ayrı yazı dizisi halinde yazacağız elbette. Ancak benzerlikler ve alınması gereken dersler açısında bazı müşterek konuları ve bizi de ilgilendiren yönlerini ön plana çıkarmaya çalışacağız. Bu ülkeler coğrafi olarak bize oldukça uzak, fakat  düşünce tarzı olarak bize oldukça yakınlar. Hatta biraz zorlarsak akraba bile çıkabiliriz. Ne de olsa kökleri Ural- Altay Dağlarından geliyor. Hani bize hiç yabancı olmayan yerler. Çok farklı yönlerimiz olmasına rağmen tek müşterek yanımız ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE düşkün olmamız. Onlarda bizim gibi içleri özgürlük ateşi ile yanan ve asla esareti bir daha kabul etmeyecek insanlar.

Tek farkımız, biz özgürlüğümüzü asla kaybetmedik. Fakat bu ülkeler özgürlüklerini kaybettikten 600-700 yıl sonra ancak geri kazanabildiler ve bir daha asla kaybetmemeye kararlılar, tıpkı bizim gibi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının yapıldığı bu günlerde bu ülkeleri gezip görebilmek bizim için bir şans oldu elbette. Bir ülke ve halkı özgürlüğünü kaybettikten ve yabancı orduların işgalini gördükten sonra, o kaybedilen özgürlüğü tekrar geri kazanabilmek için ne kadar acılar çekip, ne kadar büyük kayıplar yaşadığını ve ne kadar büyük mücadeleler verdiğini gördükten sonra ülkemizde yaşadığımız özgürlüğün değerini daha iyi anladık.

Bir siyasi büyüğümüz ekonomik kriz sonrası ülkenin 70 sente muhtaç olduğunu beyan ederek ” merak etmeyin, iflas etmiş, batmış bir ülke yoktur”  demişti ya, işte bu ülkeler onu yalanlıyor. Polonya ve Litvanya  kuruluşlarını tamamladıkları 13 ve 14. yüzyıllarda Avrupa’ nın en güçlü ülkeleri imiş. Ancak basiretsiz, kendi şahsi çıkarlarını ülke çıkarları önünde tutan, rüşvetçi ve tembel yöneticiler bu ülkelerin batmasına sebep olmuş. 17 yüzyıla kadar Lehistan olarak bildiğimiz Osmanlı’ yı Viyana önlerinde mağlup eden o güçlü ülke, bir müddet sonra yöneticilerinin hatalı kararları, din adamlarının halk üzerinde baskısı, bürokratların rüşvet çarkına dalması sonucu  komşuları tarafından işgal edilip parçalanmış ve tarih sahnesinden silinmiştir.

Avusturya-Macaristan, Almanya, Rusya  ve İsveç tarafından parçalanan Lehistan halkı parçalara ayrılmış ve her bölümü ayrı bir ülkenin sömürge parçası olmuştur. Bu işgallerden en büyük acıyı yine köylüler ve yoksul halk kesimleri çekmiştir. 200 yıl kadar bir işgal süresinden sonra ülke tam kendini toplamışken, 1939 yılında Nazi Almanya’sı , Hitler Faşizminin Orduları tarafından işgal edilmiştir. 1 Eylül 1939 günü başlayan ve Dünya tarihini gördüğü en büyük hava bombardımanı ile Polonya ve Varşova’ nın  % 80 i tamamen yerle bir edilmiş ve insan kaybı da bir o kadar olmuştur. 1945 2,Dünya Savaşı sonuna kadar süren Alman işgalini bir başka Ordu sona erdirmiş ancak Polonya halkının esareti sona ermemiştir. 1991 yılına kadar devam eden örtülü Sovyet işgali Polonya halkının özgürlük ateşini söndürmeye çalışsa da başarılı olamamıştır. Polonya özgürlüğüne ancak Sovyetler Birliği siyasi olarak dağıldıktan sonra kavuşabilmiştir. Esaret altında geçen yüzyıllar ve yaşanan acı olaylar Polonya halkına çok şeyler öğretmiştir. Sokakta dolaşan bir Polonyalı özgürlüğünü kaybetmeyi asla göze alamaz. Bu insanlar işte bu sebeplerden dolayı ülkelerini çok seviyorlar, yaşadıkları şehrin sokaklarını, meydanlarını çok seviyorlar, her tarafı evleri gibi tertemiz tutmaya çalışıyorlar. İşte bunun için yerlere çöp, sigara izmariti gibi pislikler atmıyor, tükürmüyorlar. Hele böyle olumsuzluklar yapan birini gördüler mi, düşman görmüş gibi bakıyorlar. İşte bunun için Polonyalıları sokakta gören insanlar onların ne kadar sevimsiz ve soğuk insanlar olduğunu söylüyorlar. Biz kendimizi sıcak kanlı, misafirperver insanlar olarak görürüz ya, işte bu bize biraz ters geliyor. O kadar kusurları da olsun artık. Biz işin olumlu ve güzel yönlerini görmeye bakalım.

Bu kısa tarihi bilgiler ışığında yaptığımız girişten sonra diyeceksiniz ki gördüğünüz ve anlatacağınız güzellikler yok mu? Hiç olmaz mı, bakın neler gördük ve nereleri gezdik.

Mustafa Karaca