Pavli Köprüsü – Bir efsanenin güvenli bir yere ihtiyacı vardır

Pehlivanköy ve yöresi tarihi olaylar ve mitalojik söylemler yani rivayetler yönünden zengindir. Tarihte dinsel kökenli iki hareket, iki tarikat bu coğrafya bölgesine damga vurmuştur.

İsa’dan sonra 800’lü yıllarda Anadolu’dan bir sebepten dolayı buraya sürülen PAVLİKANLAR, (ki bunlar Hristiyan Azizleri’nden Sean Paul taraftarı olarak bilinen Pavlikanlar) buraya sürgün edilmişlerdir. Eski adı PAVLİ olan Pehlivanköy adını bu tarikattan yani PAVLİKANLAR’dan almıştır. Cumhuriyete kadar Pahlivanköy, Pavli adını taşımıştır. Yöre halkı yaygın biçimde bu adı söylemiştir. Halka göre Pavli, gözü kör bir Bulgar’dır. Gerçi bu yüzyıllarda bu yörede Bulgarlar ve hatta Babaeski’de Bizanslılarla savaşmışlardır ama Pehlivanköy’ün adı Pavli adlı kör bir Bulgar’dan gelmiş değildir.

Yukarıda da söylediğimiz gibi kasabanın adı Pavlikan tarikatı taraftarlarına verilen addan gelmektedir. Kasaba Bizanslılar zamanında AKARCA DERESİ KÖPRÜSÜ’nün hikayesi ile ünlenmiştir. Romalıların Trakya’da tespit ettikleri 85 dereden biri olan AKARCA DERESİ önemli bir akarsudur. Geçit vermeyen cinsindendir. Bu yüzden dere üzerine bir köprünün yapılması gerekmiştir. Ancak azgın suları olan bu dereye köprü yapmak kolay değildir. Derenin sel sularıdan ileri gelen tehlikeli halini ortadan kaldıracak köprünün yapımı daha başlangıçta zorluklar yaratmış, bunun için kurban vermek gerekmiştir.

[inset side=left]Köprü tamamlanmış ama belki bin yıldan bu yana Pavli Usta’nın güzel karısı Elanka’nın “Pavli, Pavli” diye derinden seslenişi hala sürüp gitmektedir.[/inset] Bu kurban hikayesini oradan yetişmiş olan Kırklareli’nin ilk baro başkanı, 1960 yılında Kurucu Meclis Üyesi ve daha sonraki zamanda da Kırklareli Milletvekili olan rahmetli Av. Abdurrahman ALTUĞ bize yazmıştır. Abdurrahman Altuğ’un bize yazdığı mektupta dile getirdiğine göre 2 km. uzunluğunda, fakat II Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından yıkılmış olan bu köprünün dillere destan öyküsü şöyledir:

Köprünün tam Ergene üzerine isabet eden büyük bi r yüksek gözünün temeli bu noktada suların coşkunluğu nedeniyle bir türlü tutturulamamaktadır. Köprünün ustaları bu durumdan son derece üzülmüşler ve ümitsizliğe kapılmışlardır. Baş usta Pavli rüyasında temeli canlı bir insan kapatırsa yerine oturacağını ve köprünün tamamlanacağına inanır, bunu diğer usta arkadaşlarına anlatır.

Bunun üzerine köprü ustaları, kendilerine sabahları yemek getiren eşlerden hangisi erken gelirse onu köprü temeline koyup, temeli kapatmaya karar vermişlerdir.

Pavli Usta’nın genç ve güzel karısı ELANKA o gün işini erken bitirmiş, ekmek hamurunu yoğurup teknesini kapattıktan sonra birkaç aylık küçük çocuğunu uyutmuş ve kocasına yani Pavli Usta’ya yemek götürmek üzere yola çıkmıştır. Kader oyunu Pavli Usta’ya oynamıştır.

Pavli Usta çalışırken parmağındaki değerli yüzüğünü temek taşlarının arasına düşürmüş ve karısından bunu eğilip almasını istemiştir. Bunun üzerine Pavli Usta’nın güzel karısı Elanka, Ergene’nin berrak ve azgın suları arasında parlayan yüzüğü almaya eğildiği sırada temel için hazırlanan taş kapak yerine oturtulmuştur.

Ancak bunun bir şaka olduğunu sanan güzel Elanka, “Pavli, Pavli, şakayı bırak, teknede hamurum, beşikte çocuğum var. Biri kabaracak, biri uyanacak, çıkar beni buradan” demesine rağmen yanıt alamamıştır.

Çünkü temelin yerine oturması gerçekleşmiş, temelin önlediği ve kabardığı coşkun sular arasında Elanka’nın sesi gittikçe hafifleyerek yankılanmış ve bir süre sonra da Elanka sesiyle birlikte kaybolup gitmiştir. Köprü kurbanını almıştır. Bundan sonra köprü süratle inşaa edilmiş, tamamlanmış ama belki bin yıldan bu yana Pavli Usta’nın güzel karısı Elanka’nın “Pavli, Pavli” diye derinden seslenişi hala sürüp gitmektedir.

Eğer yolunuz bir gün Pehlivanköy’e düşerse PAVLİ KÖPRÜSÜ’nün tam Ergene üzerine isabet eden büyük gözünün altına eğilip hafifçe, “PAVLİ” diye seslenirseniz güzel Elanka’nın derinden ve sonsuzluktan gelip de size ulaşan “Pavli, Pavli” diyen sesini duymuş olacaksınız. Köprünün büyük gözünün serin kubbesi altından, çocuğunu emziremediği sütünden birkaç damlanın Ergene sularına düşüp kaybolduğunu göreceksiniz.