Pazarı çiftçinin ayağına götürme yöntemleri

17

Tarım sektörü denilince çiftçiler, çobanlar, balıkçılar, arıcılar akla gelir.

Türkiye’de tarım sektörü genellikle küçük aile işletmelerinden oluşuyor.

Bu sektörde işletme girdilerinin satın alınması ve üretilen ürünlerin satış ve pazarlaması süreçlerinde üreticiler çeşitli kayıplara uğruyorlar.

Küçük aile işletmelerinin satış ve pazarlamada ve girdi temininde uğradıkları zaman, emek, maliyet gibi kayıpları en aza indirmek için Pazarı üreticinin ayağına götürme yönteminin yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Türkiye’nin haberleşme, ulaşım, kargo ağlarının imkan ve kabiliyetleri pazarı üreticinin ayağına götürme yöntemlerine son derece elverişlidir.

Pazarı Üreticinin Ayağına Götürme Yöntemleri

1. Atatürk Döneminde KİT’ ler Aracılığı ile (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) ile Pazarı Üreticinin Ayağına Götürme Yöntemi;

Birinci Dünya Savaşı sırasında  sanayi tesislerinin büyük kısmı yok olduğundan  Savaş sonrasında ülkeler tarımsal üretimde yoğunlaştılar. Tarımsal üretim hızla artınca  özellikle ihtiyaç fazlası buğday stokları büyüyerek dış piyasada rekabet baş gösterdi. 1928 sonrasında birçok ülkede buğday fiyatlarının  düşmesi ile  büyük bir ekonomik kriz başladı..

Bu gelişme üzerine Türk Devleti  1932 yılında T.C. Ziraat Bankasına üreticini ürettiği buğdayı satın alma görevi vererek pazarı üreticinin ayağına götürdü. Ülkenin değişik yerlerine  hububat depoları ve silolar inşaa etti. Bu durum Türk tarım sektörünü ve üreticiyi korudu, buğday üretimi arttı.

1938 yılında Toprak Mahsullri Ofisi  kuruldu. T.C. Ziraat Bankasının yürüttüğü çiftçiden ürün satın alma görevlerini Toprak Mahsulleri Ofisleri sürdürmeye başladı. Toprak mahsulleri ofisleri üreticinin ürettiği hububat, bakliyat, yonca tohumu, canlı hayvanları satın alma ve işleme görevi yerine getirerek pazarı çiftçinin ayağına götürme yöntemini genişletip etkin bir şekilde uyguladı.

1952 yılında Et ve Balık Kurumu kurulnca üreticiden canlı hayvan  ve balık satın alma, işleme ve pazarlama görevi Et ve Balık Kurumuna verildi. 1993 yılında özelleştirilinceye kadar bu hizmet etkin bir şekilde yürüttü.

2. Toplum Destekli Tarım (Cominity Supparte Agriculture) ile Pazarı Üreticinin Ayağına Götürme Yöntemi;

Dünyada gıda ihtiyaçlarını aynı yerlerden ve aynı üreticilerden alma alışkanlığı ve sadakatine ile oluşan anlaşmalı pazarlar yaygınlaşıyor. Bu yönteme “Toplum Destekli Tarım” (Cominity Supparte Agriculture) adı verilmektedir.

Toplum destekli tarım yönteminde yerel çiftçiler ve yerel tüketiciler aynı üreticilerden gıdalarını sadakat duygusu ile satın almaya devam etmektedirler. Çiftçiler ise İyi, temiz, adil fiyatla tüketicilere ürünlerini sunma yükümlülüklerini yerine getiriyorlar.

Yerel tüketiciler Toplum Destekli Tarım sayesinde çiğneyip yuttukları gıdalara daha fazla güven duydukları gibi, biyoçeşitliliğin bekçileri olarak gördükleri çiftçilere müşteri olarak sadakat gösteriyorlar.

Brezilyanın Belo Horizante kenti yönetimi çiftçilerin ürettiği gıdayı sadece bir ticari mal değil, temel bir yurttaşlık hakkı olduğunu ilan etmiştir.

Belo Horizante kent yönetiminin mülkiyetinde olan arazi ve açık alanların bir kısmı ürünlerini düşük gelirli hane halklarının da alabileceği fiyatlara satan çiftçilere satış, pazarlama noktası olarak tahsis edilmektedir. (1)

3. Kooperatifler Kanalı İle Pazarı Üreticinin Ayağına Götürme Yöntemi;

Türkiye’de, 1920 ile 1938 yılları arasında kooperatiflere yönelik yapılan tüm hukuki düzenlemeler, ATATÜRK’ün önderliğinde gerçekleştirilmiştir.1961 Anayasasının 51. maddesinde “Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” ifadesinin yer alması kooperatifçiliğin gelişmesi için devleti daha aktif ve sorumlu duruma getirmiştir.(2)

Küçük işletmelere, daha büyük ve güçlü ekonomik yapılar şeklinde birleşme olanağı sağlayan, ürün ya da hizmet arzını koordine etmek suretiyle üçük işletmelerin pazar gücünü artıran kooperatifler pazarı üreticinin ayağına götürme yöntemlerinin en yaygın olanıdır.

Çok amaçlı Alman tarımsal kooperatifleri, üretimden tüketiciye kadar tüm süreci kontrol eden bir yapıdadır.

Bu kooperatifler üreticilerin ürünlerini satın aldığı gibi, çiftçinin ihtiyaç duyduğu klasik tarım girdilerini çiftçilere ulaştırmaktadır.(3)

Danimarka’da kooperatifler bölgesel düzeyde üretimin verimliliğini sağlarken, ulusal düzeydeki birlikler, ürünlerin toplanması, işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili faaliyetleri yürütmektedir.

Danimarka’da üretilen ve pazarlanan toplam et, süt ve balık ürünlerinde kooperatiflerin payı %90’ın üzerindedir. Kooperatifler, üreticilere girdi sağlıyor, pazarlama organizasyonları yapıyor, bankacılık ve sigortacılık hizmeti veriyorlar.

Finlandiya’da kooperatifler tarımsal ürünleri işletmelerden alarak direkt tüketiciye ulaştırma görevini üstlenmişlerdir.

İngiltere’de tarımsal kooperatifler gibi örgütlenen üreticilerin kurduğu “Pazarlama Bord”ları vardır. Ülkede üretilen sütün tamamı pazarlama bordları ve kooperatifler tarafından toplanıp, işlendikten sora pazarlanıyor.

İspanya’da bölgesel ve ulusal düzeyde süt ve süt ürünleri toplama, işleme ve pazarlama faaliyetlerini “Grupo Lacteo Gallego ” adlı kooperatif  yapmaktadır.

İsveç’te yetişen hububatın %85’ini ortakları adına değerlendiren ODAL, aynı zamanda hayvan yemi, tohum, gübre ve tarım makineleri satışı gibi hizmetleri de yürütüyor.

Yunanistan’da Tarım sektöründeki üreticinin gübre ihtiyacı büyük oranda kooperatifler aracılığıyla karşılanır. Hayvan yemi ve tohum ihtiyacı da ülkenin her köşesine ulaşacak şekilde organize olan merkezi kooperatifler tarafından karşılanmaktadır.

4. İnternet üzerinden Pazarlama (e Pazar) ile Pazarı Üreticinin Ayağına Götürme;

Web pazarlama, online pazarlama, e-pazarlama veya internet marketing  adları verilen bu sistemde ürünün internet üzerinden pazarlanması, ödemelerin elektronik olarak hesaplara alınmasına dayanmasıdır.

İnternet ile pazarlama en ucuz şekilde müşteri kitlelerine ulaşabilme ortamı sağlar. İnternet ile İşletmeler  müşterilerine anlık cevap verebilir, müşteriler de anlık geri bildirimlerde bulunabilir..  Bunun için site kurup, reklam yapmaya da gerek yoktur. Bu yöntem pazarı müşterinin ayağına götürme yöntemlerinin en ucuz, hızlı, kolay yolu olsa da tarım sektöründe hane halklarının soyal ve kültürel durumu dikkate alındığında burada da yol göstericilik gerekmektedir.

Sonuç;

Dünyada 1980 yılından başlayarak devletlerin; ekonomik ve sosyal alanda rollerini azaltma, idari, politik ve ekonomik yapıları serbestleştirme ve yerelleştirme, planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçiş süreci devam ederken tarım sektöründeki küçük aile işletmelerinin gözetimi, desteklenmesi, yol gösterilmesi, izlenmesi daha da önemli hale gelmiştir. Bu sektörü pazarı üreticini ayağına götürmek anlayışını yaygınlaştıracak  profesyonel yönetim ve organizasyonlarla destekleme ihtiyacı artmıştır.


KAYNAKLAR:
(1) Vandana Shiva “Tohum ve Gıdanın Geleceği üzerine Manifestolar.” Sf 86
(2) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı 2012-2016 sf. 16
(3) Köroğlu Semiha Avrupa Birliğinde  ve Türkiye’de Tarımsal Örgütlenme Sf.7