Rap Şarkıcısı Katil

140

RAP ŞARKICILIĞINDAN KATİLLİĞE

Paris “CHARLİE  HEBDO“ isimli mizah dergisine yapılan saldırı ve bu saldırı sonucu öldürülen ikisi polis on iki kişinin şok’ unu yaşadı.

Olay bütün Fransa ve Dünya’ da büyük bir nefret ve tepki ile karşılandı.

Sorumluların ilk konuşmalarında sağduyu hakim oldu. Fransız yetkililer katillerin Müslüman kişiliğinden dolayı bütün bir İslam Alemi’nin suçlanamayacağını belirttilerse de olayın devam eden sürecinde Fransız ırkçılar ve radikal milliyetçilerce olayın dini boyutlara çekilmesi kaçınılmaz bir son gibi olacaktır.

Dünya, katillerin peşinde; Katillerin kimlikleri ve yaşam şartları kimseyi ilgilendirmiyor şimdilik. Belki ileride magazin basını onların hayatını tefrika eder, film yapımcıları da bu yazılanlardan bir film senaryosu çıkarır.

Okuduğumuza göre katillerden bir tanesi RAP Şarkıcısı olmak istemiş. Nasıl bir hayat yaşıyordu bilemiyoruz. Ancak, protest bir müzik ekolü olan Rap şarkıcılığı Avrupa ve Dünya’ da tutulan bir ekol. İnsanların içinde biriktirdikleri olaylara protest bir yaklaşım tarzını müzik ile dışarı vurma ve kendini müzik ile ifade etme tarzı olan RAP müziğin Türkiye’ de ünlü sesleri var. Keşke bu katil de Rap şarkıcısı olsa idi, içindeki protest duyguları müzik ile dışa vurabilse, belki de böyle bir katliam olayını yaratacak bir katil olmayacaktı.

2.Dünya Savaşında Dünya’ yı kana bulayan milyonlarca insanın ölümüne sebep olan Adolf Hitler zamanında Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ ne kayıt yaptırıp ünlü bir ressam olmak istemiş. Ancak ressam olamayan Hitler yine ünlü olmuş ama ressam değil, katil olarak. Onu güzel sanatlar akademisine alamayan hocalar belki sonradan pişman olmuştur ama geçmiş ola. Belki Hitler hala yaşıyor ve tablolarını satmaya çalışan bir yaşlı ressam olarak resim yapıyor olacaktı. Hitler siyasi gücü eline geçirince “VİYANA SEN BENİ ALMADIN AMA BEN SENİ ALMAYA GELİYORUM” diyerek ilk defa Avusturya’ yı işgal etmişti.

Katliam olayının yaşandığı CHARLİE HEBDO Mizah dergisi çizerleri ise 2006 yılından beri Dünya’ nın gündeminde. 2006 yılında Hz. Muhammed ile alay eden karikatürü ile büyük bir tepki yaratmış ve İslam Dünya’ sın da protestolara sebep olmuş, radikal İslamcılar tarafından ölüm ile tehdit edilmişti. Olay “BASIN VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ “ olarak kabul edilmiş ve protestolar ciddiye alınmamıştı. Ancak dergi ne zaman ekonomik sıkıntıya düşse İslam konusunu ele alarak gündem yaratmaya çalışmıştır. 2011 ve 2012 yıllarında yine benzer olaylar yaşanmış ve dergi İslam ve Hz. Muhammed’ e hakaret içeren karikatürleri yayınlamaya devam etmiştir. Artan radikal tehditler karşısında ise polisten koruma alarak olayı çözdüklerini zannetmişlerdir.

2015 yılının başında yaşadığımız ve hepimizi üzen acı olayın öncesi dergi yine İslam konusunu ele almış ve “bir ülkede şeriat yönetimi olsa nasıl olurdu“ konulu karikatürü ile olay yaratmayı ve gündemde kalmayı amaçlamıştır. Katliamda öldürülen çizerler dünyaca ünlü karikatüristlerdir. Böylesine dolu dolu olan kültür insanlarının dalga geçeceği bir başka konu olamaz mıydı acaba ? Din konusunun ne kadar hassas ve saygı duyulmasa bile dalga geçilmemesi gereken bir konu olduğunu böylesine kültürlü insanların bilmemesi mümkün mü?  Stephan Charbonnier gibi ünlü bir çizerin yaşadığı yıllardan elde ettikleri tecrübeler ile genç çizerleri uyarması belki hepsinin hayatını kurtarabilirdi. Öldürülen üç ünlü çizerin ise Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olan Türkiye dostları olması acımızı daha da derin kılıyor. Fransa dört önemli çizerini kaybetti. Türkiye ise ayni zamanda dostlarını kaybetti. Kayıplar bizim içinde önemlidir, bir dost kaybetmenin, üstelik ona en çok ihtiyacımız olduğu anda, ne demek olduğunu biz Fransızlardan iyi biliriz. Hepimizin başı sağolsun diyebiliriz ancak.

Basın ve ifade özgürlüğü elbette hiçbir şart altında tartışılamaz. İnsanlar yüzyıllardır özgürlük uğruna binlerce can verdi bu günlere gelene kadar. Ancak özgürlüğünde bir çizgisi olmalı. Birinin özgürlüğünün başladığı yerde diğerinin özgürlüğünün sınırlandığına en güzel örnek trafikte yaşanmıyor mu ? Araçlar için Kırmızı ışık yandığında bütün yayalar geçiyor, yayalar için kırmızı ışık yandığında bütün araçlar geçiyor. Kimse benim özgürlüğüm var diyerek yoluna devam etmiyor, bekliyor.

Ekonomik şartlar zorlaştıkça ortaya çıkan sıkıntılı durumdan radikal guruplar faydalanıyor. Özgürlükler bazen kanlı bir şekilde rafa kalkıyor ve karşı çıkanlar insafsızca katlediliyor. Katillerin ve cinayete kurban gidenlerin bu olaya giden yoldaki sebeplerinin başında Fransa’ nın yaşadığı ekonomik zorlukların başlıca sebeplerden biri olduğuna inanıyoruz. Orta Doğu’ da yaşanan olaylar sonucu güçlenen Radikal İslamcı guruplar Avrupa ve Türkiye’ de birçok kanlı olaya sebep olacak gibi. Paris olayından bir gün önce İstanbul Sultan Ahmet’ te yaşanan canlı bomba olayında bir polisimiz’ i şehit verdik, olay bununla kalmayacak gibi. Radikal guruplara karşı herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Burada ülke yöneticileri kadar basın kuruluşlarının da üzerine büyük görevler düşüyor. Olay basın ve ifade özgürlüğü değil, herkesin üzerine düşen sorumluluğun bilincinde davranıp, kimseyi tahrik etmeden, küçümsemeden, dalga geçmeden, karşı tarafın dini, örfi ve ahlaki değerlerine saygı göstererek birlikte sorumluluk alma günüdür.

SARANTALI KÖYLÜM