RES’e yeni kurban; Kofçaz

80

DOĞAL YAŞAMA KARŞI RES(T)LEŞMEDE YENİ KURBAN : KOFÇAZ

Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün duyurusuna göre 19 adet Rüzgar Enerjisi Santralinin (RES) Kofçaz ilçesi

Taştepe, Kocayazı ve Elmacık Köyleri, Merkez İlçesi, Kuzulu Köyüne kurulmasına dair proje tanıtım dosyası kabul edilerek ÇED süreci başlatılmıştır. Istranca (Yıldız) Dağlarının orta yerinde el değmemiş zümrüt doğaya sahip Kofçaz’ın tümü Istrancalar’ın dağlık engebeli arazilerinin üzerinde kuruludur. Bu engebeli araziyi şekillendiren derin vadilerin tabanında bu zengin doğadan beslenen dereler yer almaktadır. Toprağı ve suları kirlilikten uzak, Istrancaların bu kesiminin zengin doğası tarım, ormancılık, turizm ve hayvancılık açısından Kofçaz’ı değerli kılmaktadır. Arıcılık faaliyetleri sonucu kalitesi yüksek bal elde edilmeye başlanmış ve bu üretimin arttırılıp halkın ekonomik gücünü yükseltmek için teşvik edilmektedir. Ormancılık yöre halkının geçim kaynaklarından birisi olarak halen geçerliliğini korumaktadır.

Proje tanıtım dosyasında Tarım ve Hayvancılığın zarar görmeyeceği belirtiliyorsa da; İzmir Karaburun’da kurulan Rüzgar Enerji Santrallerinin faaliyete geçmesi sonucu doğal hayat, arıcılık ve hayvancılık yok olma aşamasına gelmiş olup canlı yaşamı ve psikolojisi bozulmuştur. Karaburun Yaylaköy’de önce ada martıları, ardından da tilkiler gitmiş, keçiler bitki örtüsündeki tozlanmadan dolayı hastalanmış, düşük yapmışlardır. Yerleşim alanına yakın mesafede ki RES’lerden çıkan gürültü köyde yaşayanların psikolojisini bozmuş, sosyal yaşam tahribata uğramıştır.

Kofçaz bölgesinde yaban hayatı oldukça zengin olup, karaca, yaban domuzu, kızıl şahin, atmaca ve yaban kedisinin yanı sıra flora ve fauna açısından da oldukça zengin bir bölgedir. Proje alanı kuş göç yolları üzerinde olduğundan, kuş göç zamanı konaklama ve beslenme alanıdır. Şirketin Proje Tanıtım Dosyasındaki alanın önemli kuş göç yolları üzerinde olmadığı iddiası doğru değildir. RES SANTRAL SAHASI ANA GÖÇ YOLLARINDADIR. Uzman Biyolog Okan Can 2004 yılında TUBİTAK Dergisindeki bilimsel tespitinde ;

İlkbahar göçünde Afrika Rift Vadisi uzantısını takip ederek Hatay’a ulaşan süzülen göçmen kuşlar kuzeydoğu ve kuzeybatı yönlerine doğru göçe devam ederek, Boğaziçi’ni geçerek kuzey Trakya’ya ve Balkanlar’a, diğer kol da Artvin üzerinden Kafkaslar’a ve daha kuzeydeki üreme alanlarına ulaşırlar. Sonbahar göçünde de aynı güzergah üzerinden Afrika’ya geri dönerler.” demektedir.(Okan Can 2004 Tubitak Bilim ve Teknik Dergisi )

Bu durum dahi Bakanlıkça ilgili kamu kurumlarından orman, kuş göç yolları, milli parklar, yerleşim alanları, canlı sağlığına olan riskler, tarıma etkiler, flora ve faunaya etkiler ve benzeri konularda yeterli ayrıntılı görüş ve bilgiler alınmadığını düşündürtmektedir.

PTD 10.sayfada olduğu gibi DOSYADAKİ bilgilerin doğruluğu kesin ve somut olmayıp tartışmalıdır. Yukarıda verdiğimiz bilgiler ve ÇED Yönetmeliği çerçevesinde Proje Tanıtım Dosyasının USUL VE YASAYA AÇIKÇA AYKIRI OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.

Orman Su İşleri 1.Bölge Müdürlüğünce hazırlanan 2013-2023 Doğa Turizmi Master Planı kapsamında bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alarak doğal kaynak değerlerin, sürdürülebilirlik, katılımcılık ve çevreye duyarlılık temel ilkeleriyle planlanarak doğa turizminin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Proje sahasını da kapsayan bölgede devlet avlağı, Doğa yürüyüş parkurları, karavan kamp alanı, izcilik, Peyzaj güzelliği /fotosafari, sportif olta balıkçılığı, Orman altı florası tanıma gezi imkanı (Mantar ve benzeri dahil) planlanmaktadır. Hem Santral hem doğal yaşam bu sebeplerle birlikte varolamaz.

RES’ler kurulduğunda Santral inşaası, Enerji Nakil hatları ve dev parçaların nakliyesi nedeniyle yeni açılacak veya genişletilecek yollarda büyük ormanlık alanların ve Kofçaz’da az sayıda olan tarım alanlarının yok olmasına neden olunacaktır. Kalan orman alanları da yıldırım düşmesi ve tirbnlerde oluşacak mekanik arızalar nedeniyle bölgesel yangınların olası tehdidiyle karşılaşacaktırlar. RES’lerde zaman zaman direklerin devrildiği, pervanelerin parçalanıp etrafa savrulduğu, kanatlarda oluşan buzlanmaların parçalar halinde etrafa fırladığı dünya medyasında sık sık yer alan haberlerdir. RES’ler bölgede bulunan biyoçeşitliliğe zarar verecektir. Bölgede bulunan aşırı miktarda ağaç kesimi ve dev kanatların rüzgarın hızını kesmesinden ve havada oluşan aerodinamik ve manyetik enerji alanlarının etkileri ile bir kaç derecelik iklimsel değişikliklere neden olabilecektir.

RES’lerin kurulacakları bölgede rüzgarın hız kaybetmemesi için etraftaki mevcut orman alanları “temizlenir”. Genellikle RES’lerin devasa parçaları bölgeye mevcut yollardan sokulamazlar. Bu yüzden daha geniş yeni asfalt yollar inşa edilir. Daha geniş yollar için daha çok ağaç kesilir, daha çok orman varlığı yok edilir. RES’lerin parçaları kurulacakları yere ulaştığında artık bir araya getirilmelidirler. Bu parçaların montajı için ihtiyaç duyulan atölyenin, şantiyenin de inşaatı dolayısıyla yeni katliamlar yapılacaktır.

Tirbünlerin Kanat yüksekliği ile birlikte boyları 125 metreyi bulan devasa RES direkleri yörede yaşayan insanlar üzerinde psikolojik etkiler bırakabilecektir. Gündoğumu ve günbatımına yakın saatlerde çok büyüyen kanat gölgeleri flash etkisi yaparak ve insanları önemli ölçüde etkileyeceklerdir. RES’ler 3 Km alan içinde Radyo, Tv, telsiz gibi haberleşme sinyallerinin bozulmasına da neden olmaktadırlar.

Rüzgar türbinleri gürültülü çalışmaktadırlar. Mekanik hareketlerden oluşan sesler teknoloji sayesinde son yıllarda en aza indirilse de, kanat çapı 80 metreyi bulan dev pervanenin dönmesiyle havada oluşan aerodinamik ses engellenememektedir. Bu sesler rüzgar hızı arttığında buna bağlı olarak ses de artmakta, özellikleri geceleri yakın çevresini olumsuz etkilemektedir. İnsanı rahatsız eden bu seslerin yanı sıra, özellikle türbin kanatlarının uçlarında oluşan düşük frekanslı ses (20 Mhz altında ve 5 km.ye kadar ulaşabilir) insan sağlığına en tehlikeli olan etkendir. İnsan kulağının duymadığı bu düşük frekanslı sesin iç kulakta bulunan organ ve bazı hassas dokuları etkilediği, bu nedenle bir çok hastalığa davetiye çıkardığı ispatlanmıştır. Rüzgar Türbinlerinden kaynaklı bu hastalıkların ortak adına da, “Wind Turbine Syndrome” (Rüzgar Türbini Sendromu) adı verilmektedir. Elektromanyetik dalgalara maruz kalmak kanserin birincil nedenidir. ( Uğur Gazetesi – Yılmaz Sağlık )

Rüzgardan elektrik elde eden santraller de hızlı dönmeleri istendiğinden rüzgar koridorlarına kurulurlar. Göç yollarında karşılarına çıkan bu dev pervanelere kapılan çok sayıda göçmen kuş bu pervanelerin kendilerine çarpmasıyla parçalanarak ölmektedirler. Rüzgarlar hareket eden bir hava kütlesi olmalarının yanı sıra beraberlerinde nem ve sahip oldukları sıcaklık dolayısıyla ısı (bu ısı, gideceği yere göre soğuk ya da sıcak olabilir) da taşırlar. Yavaşlayan rüzgarlar, doğal hedeflerine ulaşamadıklarından iklim değişikliğine neden olurlar. Her ne kadar rüzgarın yenilenebilir enerji kaynağı olduğu iddia edilse de bu basit bir şekilde imkansızdır. Rüzgar, havanın hareketi ile meydana gelir. RES’lerin pervaneleri hava akışının hızını yavaşlatarak rüzgarı azaltır, hatta uzun mesafede yok ederler. Bütün yeryüzündeki hava koridorları birbirleriyle bağlantılı olduğundan bunlardan herhangi birindeki tıkanıklık büyük ölçekte değişiklikleri de tetikler.( Alp Temiz Meydan Gazetesi 31.08.2013 )

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli Değildir Kararı vermeden önce, keza İnşaat veya Faaliyet ruhsat ve izinleri verilmeden önce, Türkiye Cumhuriyeti devletinin imza koyduğu Anayasanın 90.maddesi gereğince tüm devlet kurumlarını bağlayıcı özelliği olan Uluslararası Çevre Sözleşmelerinin yanı sıra , Biyosfer Rezerv Alan raporları, Ergene Havzası Koruma Eylem Planı, Bölge Turizm Master Planı, Doğa Turizmi Master Planı ile Çevre Düzeni Planları ve bu yatırımın ortaya çıkaracağı olumsuz sonuçlar Bakanlıkça ayrıntılı değerlendirilmeli ve bu yatırım projesine ilişkin tüm talepler reddedilmelidir.

Çünkü verilecek her tür izin, karar, onay, ruhsat v.b. idari işlem yargıya taşınacak olup, yatırım projesinin hukuka aykırılığına dair mahkeme kararı elde edildiği takdirde bu işlemlere imza atmış yetkililer hakkında adli ve idari sorumluluk doğabilecektir.

Bölgede konuyla ilgili faaliyet gösteren kurum, kuruluş, muhtarlık, kooperatif, birlik, vakıf ve derneklerin görüşlerinin alınması geleceğimiz açısından son derece önemlidir. Çevre mevzuatına göre proje değerlendirilmesinde “halkın katılımı” ilkesi esastır. Uluslararası Çevre Koruma Sözleşmelerine göre halkın istemediği hiçbir projeye, hiçbir yatırıma, doğaya ve kamu yararına aykırı olarak izin ve onay verilemez.

Proje dosyasında kimden ve ne zaman hangi yönde görüş alındığı belge veya tutanakla sabit değildir. Tüm kamu kurumları için bağlayıcı bir plan olan Kofçaz Vizyon Planında ormancılık, tarım, hayvancılık, eko-turizm ve benzeri değerler desteklendiği halde bu tür projelerin kurulması ve işletilmesi öngörülmemiştir. RES Projesi Planlama Hukukuna da açıkça aykırıdır.

Trakya’da hayatımızla RES(t)leşen bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir. Doğal yaşam söz konusu olduğunda yatırım ve kar sadece bir ayrıntıdan ibarettir. Bakanlıkların öncelikli görevi yatırımların önünü açmak değil çevreyi her zaman korumaktır. Çünkü herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Av.Bülent KAÇAR – TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı