Sakarya Savaşı Öncesi Sıkıntılı Günler

102

1921 yılının Ekim ayında Millet Meclisi’nde yeni kurulan 100 bin kişilik ordunun giydirilmesi tartışmaları vardır. ASKER VERGİSİ yoluyla halktan giyecek malzeme toplanmıştır. Toplanan giyeceklerin yüzde 40’ını Anadolu’nun fakir insanları vermiştir. O sıra düşman Sakarya Kıvrımı’na kadar gelmiştir.

Öyle ya da böyle 100 bin kişilik ordu halkın yardımları ile giydirilmiştir. Ordunun süngüsü, silahı da yine halkın yardımları ile şuradan buradan temin edilmiş, süngülerin bir kısmını demirci ustaları imal etmişlerdir. Ancak o sıra önemli bir sorun çıkmış, 100 bin kişilik ordunun 21 bini elbiseleri giydikten sonra firar etmiştir. Millet Meclisi’nde bu yüzden sert tartışmalar olmaktadır. Gündemde askerin giydirilmesi, kaçakların tekrar asker edilmeleri, Mustafa Kemal’e verilmiş olan olağanüstü yetkilerin uzatılması gibi sorunlar vardır. Mustafa Kemal ordunun savaşa hazır olması için zaman kazanmaya bakarken, Meclis niye harekete geçilmediğini konuşmaktadır. Bir takım tartışmalara, söylentilere rağmen Millet Meclisi o anormal şartlar altında duruma hakimdir. Mustafa Kemal de Meclis’in üstünlüğünden, duruma hakim olmasından son derece memnundur. Zira Anadolu halkı savaş için her türlü fedakarlığa, verdiklerine yenilerini de vermeye hazırdır. Erkekler askerdir. Cepheye kağnılarla kadınlar cephane taşımaktadırlar.

Sakarya Savaşı öncesi sevindirici olayların yanında can sıkıcı olanların öne çıkması üzerine Meclis 27 Ekim 1921 tarihinde “gizli oturum” yapmaya kara vermiş, Müdafaa-i Milliye Vekili yani Ulusal Milli Savunma Bakanı Refet Bele Paşa’yı konuşmaya davet etmiştir. Meclis’e gelen Refet Paşa; “Madem ki konuşmamı istiyorsunuz, derdimizi, sorunlarımızı ortaya dökeceğiz” diyerek “O halde bana izin verin her şeyi söyleyeceğim” der. Ve şu gerçekleri dile getirir.

“Sakarya Ordusu’na 20 gün içinde 72 bini silahsız, 28 bini silahlı olmak üzere 100 bin asker toplanıp gelmiştir. Millete başvurduk o da gereğini yaptı, savaşmak için koşup geldi. Sakarya boyunda şimdi silahlı 28 bin askerimiz var. Gelenleri giydiriyoruz, cepheye gönderiyoruz. Ancak; yanlarına alacakları silahlar, su mataraları, süngüleri yoktu. Bir kısmını satın aldık, bir kısmını ustalarımız yaptı. Unutmayın ki ekmek pişirecek fırınımız dahi yoktu. Böylece kısa bir sürede 100 bin askeri yedirdik, içirdik, giydirdik, silahla, süngü ile donattık. Bunları halkın gayreti, fedakarlığı ile yaptık. Silahlar da Batum’dan, bazı illerden getirildi. Biz bir şey yapmadık, her şeyi halk yaptı, o yarattı. Ancak 30 bin asker silahları ile cepheden kaçtı, onların yerine yenilerini topladık, onları da yedirip, giydirip cepheye sevk ettik. Sakarya Savaşı öyle kazanıldı.” Tekalif’i Milliye’nin (ASKER VERGİSİ) önemli yanı, yasanın yeni çıkmış olmasına rağmen iyi uygulanmasıdır. General Fahri Belen’in söylediği gibi emirlerle dünyada ilk defa topyekün bir savaş yapılıp kazanılmıştır. “Anlatmak istediklerimin göz kamaştırıcı uygulamaları TÜRK MİLLİ MÜCADALESİNDE GÖRDÜM demiştir.”

Türk halkı Milli Mücadelede devletin istediklerini seve seve vermiş, böylesi dünyada görülmemiştir. Sakarya Nehri kıvrımına sıkıştırdığı düşmanı mağlup etmiş Türk ulusunda yeni KURTULUŞ UMUTLARI yaratmış, meclisin güvenini kazanmıştır. Zafer sonrası Mustafa Kemal KUVAYYI MİLLİYE’nin bir hesap olduğunu söylemiştir. Yani Sakarya Savaşı tesadüfen kazanılmış bir savaş değildir. Kısaca inanmak ve güvenmek gerekir.