SAMUT BABA-URLA

Ege Bölgesi Alevi- Bektaşi Dünyası Urla’ da buluştu. Bu yıl 5.si düzenlenen Urla Samut Baba etkinliklerinde Alevi-Bektaşi dünyası çeşitli etkinlikler ile Samut Baba’yı andı. Urla için kültürel ve turizm amaçlı olarak düzenlenen etkinliklerde Alevi- Bektaşi Dernekleri Genel başkanlığının yanında Ege Bölgesinde Faaliyet gösteren Alevi-Bektaşi dernek temsilcileri de katıldı. Yapılan konuşmalar Samut Baba’yı anlatıp tanıtmaktan ziyade dernek yöneticilerinin siyaset kokan ve mevcut iktidarı eleştiren gazetelerde her gün yazılan günlük konuşmaları geçemedi. Halbuki böyle bir dönemde Samut Baba’ nın güçlü kişiliği yanında Alevi inancının insana saygı gösterip değer veren, sevgiyi ön plana çıkaran yönleri söylem konusu yapılsa idi daha ilginç olurdu.

 

 

 

 

 

 

Biz yine Samut Baba’ yı merak ettik ve derlediğimiz bazı bilgileri sizlerle paylaşalım istedik. Samut Baba’ nı Hacı Bektaş yoldaşlarından bir Horasan Ereni olduğunu öğreniyoruz. Samut Baba türbesi incelendiğinde binanın 8 köşeli yapısı dikkatimizi çekiyor. Bu 8 köşeli yapı tarzı bizi o yıllar Anadolu’ da hakim olan Selçuklu mimarisine yönlendiriyor. Yine benzer bir etkinliğin kutlandığı Kırklareli Kofçaz İlçesi Topçular köyündeki Topçu Baba erkinliğinde olduğu gibi Topçu Baba’ nında Horasan Erenlerinden Hacı Bektaş Veli öğrencilerinden olduğu varsayımı doğrulanıyor. Topçu Baba’ nın Türbe çatısının iç kısmındaki 8 köşeli yapı bize doğru ipucunu veriyor. Kırklareli Pınar Hisar İlçesi Erenler köyünde bulunan Topçu Baba’ nın kardeşi olduğu tahmini öne sürülen BİN BİR OKLU AHMET BABA TÜRBESİ’nin de 8 köşeli olduğunu unutmayalım. Sekiz köşeyi temsil eden sekiz ilke şöyle sıralanır.

 

 

 

 

 

 

Sekiz ilke:

– Merhamet ve şefkat,

– sabretmek,

– doğruluk,

– sır tutmak,

– sadakat,

– fakirliğini ve acizliğini bilmek,

– cömertlik,

– Rabbine şükretmek

Samut Baba ve türbesi hakkında yazılan bilgiler halk arasındaki sözlü anlatım ve efsaneden ileri gidemiyor. Ancak bu günlere kalan tek gerçek Samut Baba’ nın elle tutulur gözle görülür türbesi ve efsaneleşen yaşam öyküsü.

 

 

 

 

Samut Baba’ nın Horasan erenlerinden ve Hacı Bektaş Veli’ nin Anadolu ve Rumeli’ ye yayılan 360 öğrencisinden biri olduğu tahmin ediliyor. Yaşadığı yüz yıl 14. Yüzyıl olduğuna göre 1360 yıllarından itibaren başlayan ve Bektaşi Dervişlerinin Anadolu’nun Türkleşmesi ve Rumeli’ nin fetih yılları sırasında yaşamış bir Bektaşi dervişi.

Yavuz Sultan Selim zamanında ( 1512-1520 ) incelenen Osmanlı Tahrir kayıtlarında yazdığına göre 10 hane,38 nefer ve 8 yaya askerden oluşan Samut Baba Tekkesi çevrenin güvenliğini sağlamakla görevli imiş. Osmanlıda Derbent teşkilatının kurulmadığı zamanlarda bu tür Bektaşi tekkeleri çevre köylerin güvenliğini sağlamakla görevli oluyormuş. 1531 tarihli Piri Reis haritasında Samut Baba Tekkesinin belirtildiği kayıtlarda tespit edilmiş.

Samut Baba bu tarihlerde kayıtlarda olmasına rağmen uzun bir sessizlik dönemine girmiş. Çünkü o yıllarda Osmanlı güçlü bir İmparatorluk olmuş, iç güvenlik sorunu kalmamış ve dolayısıyla Samut Baba gibi dervişlere ve derbentlere ihtiyaç kalmamış. Üstelik Osmanlı hızla Sünnileştiği için Bektaşi babalarına ve Bektaşiliğe karşı devletin bakış açısı değişmiş.  Samut Baba adının anlamına uygun bir biçimde yüzlerce yıl susmuş. Samut kelime anlamı olarak suskun duran, somurtan veya fazla konuşmayan bir kişi anlamına geliyormuş. Samut Baba’ nın bir Özbek Türkmeni olduğu kayıtlarda yazılı olmasına rağmen, olayı saptırmak amacıyla olsa gerek bazı kaynaklarda Samut Baba ( Arap Baba ) diye yazmaktadır. Özbeklerin Araplarla ne alakası varsa. Bektaşi Babaları ile ilgili bu tür yakıştırmalar maalesef her yerde görülebiliyor. Nasıl Tonus Baba Konya’ da Tavus Baba ve Hatun kişi yapıldı ise Samut Baba da Arap baba oluveriyor.

Suskun geçen yüzlerce yıl sonra 1. Dünya Savaşında ülke işgale uğrayıp Ege bölgesinde tatsız olaylar yaşanmaya başlayınca görev yine Samut Baba’ya düşer. Ege bölgesini işgal eden Yunan kuvvetleri bölgede öncelikle inanç yerlerini işgal ederler. Samut Baba Tekkesi etrafında beliren büyük bir yılan yunan işgal askerlerine zor günler yaşatır. Bölgedeki yaygın inanışa göre bölgeyi askeri güçten önce Samut Baba köyünde görünen yılan Yunan askerlerinden kurtarmış. Tabii bu efsane ama halk bir defa inanmış artık, bu inancın geri dönüşü veya aksinin ispat edilmesi zor. Ancak halk yunan askerlerinin anlattığını efsaneleştirmiş. Yılandan korkan yunan askerleri Türk köylülerinin yanına kaçmak suretiyle kendilerini kurtarabildiklerini anlatıyorlarmış. Yalanı da yunan askerlerinin üzerine atalım ve yine halkın inandığı bir başka efsaneye gidelim.

Yöre halkından 1939 doğumlu Selahattin Şaşmaz’ın anlattığına göre, bir zaman defineciler musallat olmuş, kazarken mevtanın kemikleri çıkmış. “Ben tekrar gömdüm, orayı kazanlar daha sonra delirdiler” diyor. Yine Samut Baba’nın bir başka efsanesi ..

Selahaddin Şaşmaz’ ın  bir torunu doğar, biraz hastalıklıdır, öldü ölecek. Kızına der ki: Git türbeye oku üfle. Öğüdü yerine getiren kızı rüyasında sakallı birini görür, “Çocuğun iyi olacak” der. Gerçekten hasta çocuk iyileşir.

Bu efsaneler dünden ve bugünden devam edecek gibi. Halk artık Samut Baba efsanesini kendi yaşamı içinde yaratmış. İnanmak veya inanmamak kişinin kendine kalmış. Ancak alınması gerekli dersler elbette çok ve önemli. Anadolu’nun ve Rumeli’nin fethi sırasında Bektaşi babalarının ve onların kurdukları dergahları’ nın önemi çok büyük. O yılların Horasan erenleri diye isimlendirilen Bektaşi babaları çok iyi birer asker olmalarına karşılık, halkın güven duyduğu ve yardımlarına ihtiyaç duyduğu bir dini lider ve ayni zamanda halk adamıdır. O yılların Bektaşi dergahları halkın yardıma ihtiyaç duyduğunda gidebileceği ve güven duyabileceği birer sığınma evi gibi görev üstlenmişlerdir.

 

 

 

 

Bizim Samut Babamızda böyle bir Bektaşi babası olmalı ki, her türlü olumsuz koşula karşılık 650 yıl gibi uzun bir süredir ayakta kalabilmiş, efsane gibi de olsa halkın içinde ve kalbinde yaşama devam edebilmiştir. Efsanelere inanıp inanmamak kişinin kendi bileceği iştir. Ancak her efsanede biraz abartılı da olsa bir gerçek vardır, konunun bu tarafını da unutmayalım ve yunan askerleri gibi Samut Baba’yı kızdırmayalım.

 

 

 

 

Samut Baba etkinliğinde Kırklareli Topçu Baba etkinliğinde tanıdığımız bir dost ile yeniden karşılaştık. ALİ BEKTAŞ isimli Alevi Dedesi- Şair Yazar ve araştırmacı bu dost Alevilik hakkında yazmış olduğu kitabının tanıtımını yapıyordu. Kitap mutlaka okunmalı. Öğrenilmesi ve asla unutulmaması gereken o kadar çok bilgi var ki.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sarantalı Köylüm