Saraydan kaçan prens Gautama nasıl “Buda” oldu?

160

Buda (M.Ö. 560 480)‘nın asıl adı Siddharta Gautama’dır. Nepal’in Hindistan sınırına yakın bir bölgesinde Kapilavastalı bir kralın oğludur.

Aydınlanarak kurtuluşa giden yolu keşfeden ve başkalarına öğretmeye çalışan bir kişiye Buda denir.(1)

Buda’nın hayatı, zevk ve eğlence dolu idi. Ama o, sorgulayan ve hayat üzerine düşünen bir yapıya sahipti. Geçici hazlarla mutlu olmuyordu.

Hastalık, yaşlılık, yoksulluk ve ölüm gibi dünyadaki zorluklardan haberdar olmasın diye babası, saraydan ayrılmasını kısıtlıyordu. Saray görevlilerinin nezaretinde kontrollü yerlere gidebiliyordu. Bir gün görevli arabacıya başka caddelerden gitmesini söyler. İtiraz üzerine ısrar eder ve halkın gerçek durumunu görür.

Eli ayağı tutmayan yaşlı adamlar, ateşler içinde yanan hastalar, yakılacağı yere götürülen cenazeler ve çileci keşişlerle karşılaşır.

Acıların İçindeki Mutlu Keşişten Ne Öğrenir;

Aynı yerde yüzünden huzur, dinginlik ve derin bir güven akan, çevresinde saygı uyandıran çileci bir keşiş görür. Ona bu kadar zorluklar içinde nasıl mutlu olduğunu sorar. Keşiş; iç barışa ulaşmanın sabır, sadelik ve aç gözlülükten ve arzulardan uzak durmakla mümkün olacağını gösterir.

Buda Hint Tanrısı Brahma’ya hayatının sonuna kadar, kendini insanlığı acıdan kurtarmaya adayacak “öğretmen olmaya söz verir”. Saraydan gizlice kaçar ve kıyafetlerini yolda karşılaştığı bir fakir ile değişir. Gerçek halkın içine karışır.

Hinduizmin çileci keşişleri ile kendi bedenlerine zulmederek açlık ve sefalet ile gerçek aydınlığı ve nirvanayı arar. Bu arayış altı yıl sürer ama aradığını bulamaz.Açlık ve sefaleti bırakarak yemek yer ve bedenine zulmederek yapılan ibadeti bırakır. Çevresindeki keşişler onu dinden çıkmakla suçlayıp terkederler.

Buda Aydınlığı Buluncaya Kadar Bodi (İncir) Ağacının Altından Ayrılmaz;

Buda aydınlığı aramaya devam eder.Zamanla, “nefesi dikkatle takip etme” suretiyle derin düşünmeyi (meditasyonunu) geliştirir.

Bir incir ağacının (Bodhi) altına oturur ve aydınlanıncaya kadar oradan ayrılmamaya karar verir. Arzu tanrısı mara ile mental mücadele sonucu büyük bir aydınlanma yaşar.

Aydınlanmıştır. Gerçekleri Görmüştür. Kavradığı Gerçek Şudur;

Kendine eziyet ederek ve kutsal vedaları okuyarak aydınlığı bulamaz. Aydınlığın ve mutluluğun yolu daha basittir.

İyilik iyiliği, kötülük kötülüğü, doğurur..

Sözler, davranışlar, kararlar, seçimler, hareketler, kendilerine uygun sonuçlar doğurur.
Mutsuzluğun temel kaynakları bilgisizlik, cehalet ve şiddetli arzulardır. İnsan zevk sefa arzularının kölesi olmamalı ama kendisini terbiye etmek için çileci keşişler gibi bedenine eziyet de etmemeli. Orta yolda yaşamalıdır.

Ateş yakar, soğuk üşütür. Irmaklar aşağıya akar. Çünkü bunlar böyle yaratılmışlardır. kutsalBrahma Vedalarını okuyarak, Brahmaya kurbanlar keserek ateş soğuk, buz sıcak yapılamaz, ırmaklar tersine akıtılamaz. Çünkü bunlar böyle yaratılmıştır.(2)

Aydınlanma İçin Buda’nın Dört Yüce Gerçeği, Sekiz Asil Yol Öğretisi;

Budha tarafından, aydınlanmaya ulaştıktan sonar verdiği ilk vaazda Aydınlığa ve Nirvanaya ulaşmak için Dört Yüce Gerçek, ve Sekiz Aşamalı Asil Yol takip edilmelidir.

1. gerçek, Dukkha: acı hayatın ve var oluşun bir parçasıdır.

2. gerçek, Samudaya: acıların kaynağı arzu ve isteklerdir.

3. gerçek, Nirodha: istek ve arzular bırakılırsa acılar sona erdirilir.

4. gerçek, Magga: acıların sona erdirilmesinin yolu Sekiz Aşamalı Asil Yol’dan geçer.

Bunun için hayatın her alanını kapsayan, ahlak üzerine kurulu Sekiz Asil Yol takip edilmelidir. Bunlar; doğru inanç, doğru düşünce, doğru söz, doğru davranış, doğru niyet, doğru odaklanma, doğru gayret ve doğru geçim yollarıdır.

Buda Eğitimciyim Dedi Ama Kendisinden Sonra Öğretileri Din Olarak Kabul Gördü;

Buda bir eğitimci olduğunu söyledi. Ölümünden sonra Buda nın öğretileri din olarak kabul gördü.

Budizm, gerçekliğin gerçek doğasına dair bir anlayışa yol açan pratik ve manevi gelişim yoludur. Meditasyon gibi Budist uygulamalar, farkındalık, nezaket ve bilgelik niteliklerini geliştirmek için insanı değiştirmenin aracı oldu.(3)

Budizm bir yaratıcı tanrıya ibadet etme fikrini içermez, bazı insanlar bunu bir din olarak görmezler. Budist öğretinin temel ilkeleri açık ve pratiktir: hiçbir şey sabit veya kalıcı değildir; eylemlerin sonuçları vardır; değişim mümkündür. Yani Budizm, ırk, milliyet, kast, cinsellik veya cinsiyetten bağımsız olarak tüm insanlara hitap eder. İnsanların davranışlarını dönüştürmek, yaşamlarından tam sorumlu olmak için pratik yöntemler öğretir.

Halen dünyada beş yüzbin insan Budizmi din olarak kabul etmiş bulunmaktadır.

Buda’dan On Bilge Söz;

Varlıklara verdiğimiz her zarar, kendimize verdiğimiz zarardır.

Akıl kararsızdır, hoşlandığı hayaIIerin peşinden koşar. İnsanın kendi aklını kontrol etmesi zordur. Ancak kendini kontroI aItına aImış bir akıl, mutluluk kaynağıdır.

Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.

Anlayışlı arifler okunu düzeIten ok ustası misaIi. aklını düzeltip terbiye eder.

Nasıl ki okçu okların düz olmasına özen gösterir,usta da dağınık düşüncelerini öyle toparlayıp yönlendirir.

Bir savaşçı gibi ruhunun düşmanı olan istekleri öldür.

Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.

Bizim olan her şey düşüncelerimizin sonucudur. Düşüncelerimizde kurulur,düşüncelerimizde oluşur. Eğer bir kimse kötü düşünceyle konuşur ya da davranırsa onu tıpkı tekerleğin kağnı çeken bir öküzü izlemesi gibi, acı izler.

Sağlık, en büyük hediyedir, kanaaten büyük zenginlik, güven en iyi akrabalıktır. Nirvana ise en büyük mutluluk…

Öfkeye sarılmak birine atmak ateşe sarılmak gibidir; yanan aslında sizsinizdir.

KAYNAKLAR:(1)Donald S. Lopez https://thebuddhistcentre.com/buddhism
(2)Nakajima Şafak www.facebook.com/doc.dr.safaknakajima/
(3)www.thebuddhistcentre.com/buddhism