Şehit Olmak İsteyen Bakan

105

NAL İSTEYEN KURBAĞA

Zor bir süreçten geçiyoruz. ”ANALAR  AĞLAMASIN“ söylemi ile özdeşleşen açılım süreci maalesef “ NE MUTLU ŞEHİT ANALARINA” söylemine kadar geldi. Elbette kimse bir ananın evladını kaybetme acısını yaşamasını istemez, ayni şekilde evladını kaybettiği için mutlu olmasını da istemez. Ancak gelinen nokta gerçekten üzücü. Açılım süreci denilen aldatma sürecinde PKK Terör örgütü şehirleri silah deposu haline getirmiş, silahlı militanlarını birer ölüm makinesine çevirmiştir. Ne acıdır ki bu duruma halka hizmet vermek için kurulan belediye teşkilatlarının halktan toplanan vergiler ile sağladığı imkanları kullanarak.

Çözüm süreci çatışma sürecine dönüşüp şehit cenazeleri şehirlerimizi ayağa kaldırınca söylemlerinde adı değişti “NE MUTLU ŞEHİT ANALARINA”

Cenaze törenlerindeki katılım ve tepki çoksusu ile toplanan kalabalıklar sayısal olarak politikacıların dikkatini çekmiş olmalı ki, saygın bir politikacı olarak bildiğimiz Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız  Diplomasi Muhabirleri Derneği’nin toplantısında “İnsanın iç muhasebesi, Allah’la arasındaki bir konudur. Benim amacım Allah nasip ederse şehit olmaktır. Bunu açıkça söylüyorum. Dinim, milletim, vatanım için…” demiştir.

Bakan Yıldız’ a tepkiler hemen gelmiştir. Bazı vatandaşlar Bakan için gıyabi “Asker uğurlama töreni” düzenlerken, bazıları da “Ne duruyorsun, tutan mı var?“ diyerek tepkisini belirtmiştir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Şehit olmak istiyorum diyen bakan da 20 koruma ile geziyor. Kurşun geçirmez arabalara biniyor” tepkisini açıklamıştır.

Her ölüm elbette erken ölümdür, değerli baklanımız da ölmesin, vatan savunmasında görev alan genç asker ve polislerimizde ölmesin. Şehitlik öyle kolay ulaşılacak ve her isteyene nasip olabilecek bir makam değildir. Bakanlık gibi istemek ve atama ile olmaz.

Bir zamanlar bir şehirde küçük bir kurbağa yaşarmış, her gördüğünü merak eden, her yapılana özenen yaramaz bir kurbağa. Bir gün nalbant’ın önünden geçerken bir atın nallandığını görmüş. Ne yapıyorlar diye merak etmiş ve gidip nalbant’ın yanında olayı izlemeye başlamış. Nalbant izah etmiş “ atların ayaklarına çaktığımız nallar onların ayakkabısı gibidir. Arazi ve taşlık alanda yürürken ayaklarına taş ve diken batmasını önler” demiş. Yaramaz kurbağa merak etmiş “bende ayaklarıma nal isterim” demiş. Nalbant ne söyledi ise ikna edememiş yaramaz kurbağayı. Ayağına ilk nalı çakınca kurbağa öyle bir zıplamış ki, onu bir daha yukarılarda gören olmamış.

Heves bu işte bak insanın başına neler getiriyor.

Mustafa Karaca – SARANTALI KÖYLÜM