Sevgililer Gününde Sevgi ve Sevgili

746

Her yıl Şubat Ayı’nın 14.günü sevgiler günü kutlamaları artık toplumsal hayatımızın bir vazgeçilmezi oldu. Ancak biz bu özel günü emperyalist kapitalizmin tüketim çılgınlığı ile dejenere ettik. İşin özüne inmeden sadece sevgiline nasıl pahalı bir hediye aldın, veya alamadın açmazı içinde kısıldık kaldık.

Sevgi olmadan, daha doğrusu karşılıklı sevgi olmadan sevgili olduk. Sevgilimizi kendi inanç ve doğrularımız içinde sevmeyi yeğleyip, karşı tarafında ayni düşünceler içinde olabileceğini düşünmeden “BEN SENİ ÇOK SEVİYORUM” diyerek konuyu kapatmaya çalıştık. Hal böyle olunca çatışmalar yaşanmaya başladı elbette. Sevgisi karşılık bulmayan güçlü erkek “ YA BENİMSİN, YA HİÇ” düşüncesi ile sevgilisine şiddet uygulamaya başladı. Ayrıldığı nişanlısının yüzüne kezzap atıp yakan, Eşini evdeki dayaklar yetmiyormuş gibi sokak ortasında da dövmeye başlayan eş, ayrıldığı eşini bıçaklayıp öldüren eşler hep ayni şeyi savundu, ayni sebepten olayı işlediğini söylediler “BEN ONU ÇOK SEVİYORUM”.

Peki bu durumda sevgi nedir, dersek eğer nasıl bir cevap bulabiliriz? Sevginin yaşaması ve kollanması için gereken saygıyı nerede bulacağız. Saygı olmadan sevginin de eksik kalacağını ve en ufak bir anlaşmazlık halinde nasıl nefret ve intikama dönüşeceğini nasıl göremeyiz. SEVGİ ve SAYGI beraber yaşarsa bir ilişkide ancak o zaman birbirlerine değer katar ve tamamlarlar. Saygı’nın olmadığı bir sevgi sonu hüzünle biten bir maceraya dönüşür. Sevgi özel isteyen nadide bir çiçek se eğer, saygı da o çiçeğin yetişip yeşereceği bir topraktır. Bazen bir bahçedir, saksıdır, tarladır. Toprak olmadan çiçek nasıl yaşar?

İÖ 1ve 2.yy da yaşamış Roma’lı şair OVİDİUS Aşk’ı bir sanat olarak tanımlar ve diğer sanat dalları gibi eğitim ve öğrenim ileöğrenileceğine inanır. Yazmış olduğu “AŞK SANATI” isimli kitabında gençlere şiirleriyle aşkı öğretir.

Başkasından yakındığında
“elde edilir bir kadın”
Dudaklarındaki yarım hüzünle gördüğünde onu
Yaklaşacaksın
Elleri böğründe sızılı yüreğini
Okşarken görünmez dileklerle
O’na gökyüzünün maviliğini
Anlatacaksın
Tam açmak istediğinde kendini
Görünüp
Kaçmak istediğinde
Saklanacaksın.

Böyle ince ip uçları vermiş Ovidius gençlere. Ancak onun bu sevgi öğretileri egemen güçleri rahatsız etmiş. Gençlerin sevgilileri ile aşk’ı yaşayıp öğrenmeleri değil, gençlerin kılıç tutup, asker olup Roma adına ülkeler almaları istenmiştir. Gittikleri ülkelerde nasıl olsa arzuları tatmin edecek köle kadınlar bulunacaktır. İşte böyle başlamış hikaye. Gençler asker olup köle avına çıkmış. Ovidius’a ne oldu diye merak ederseniz eğer, O’nu da Köstence kalesine sürgüne göndermişler. O günden bu günlere ne değişmiş derseniz eğer, Kadın hala sevgili değil, köle.

MUSTAFA KARACA