Sokakları gören var mı?

80

Yıllar boyu güzel Türkiye’min uzak şehirlerinden her gelişte Kavaklı Köyü sapağını geçtinizde zarif ışıkları size gülümsemeye başlar. Hele bir de otobüsün ön koltuğunda otuyorsam ki çok nadir olurdu, içim sevinçle dolar, ayrı geçirdiğim ayları bir anda unutur kendimi mutlu hissederdim. Şimdi şehir girişlerinde ”Mutlu İnsanlar Kentine Hoş Geldiniz” levhalarını gördüğümde şehrime ne kadar yakıştığını düşünüyorum.

Benim gibi uzaklardan gelenler benzer duyguları yaşıyormuş. Bu sözler ve Kırklareli’de Yaşayan İnsanların Kalbi ”Mustafa Kemal” diye atar…. ışıklı levhalar şehrimize çok yakıştı. Kırklareli’mizi diğer 80 vilayetten farklı kıldığını düşünüyorum. Özel aracıyla gelenlerin bu levhalar önünde fotoğraf çektirdiklerini görünce ayrı bir farkındalık yaratıldığını anlıyorum. Duygularımızı levhalara, ışıklı kalplere yazanları saygıyla selamlıyorum…

Yalnız, bu mutlu insanlar şehrinin sokakları sanki yaz aylarıyla birlikte, seyyar satıcıların üreticisi olmadıkları ürünleri her köşe başında satmaları, bu eğilimin sanırım nasılsa karışan, engelleyen yok anlayışıyla gittikçe artış gösterdiğini gözlemliyorum. Haydi kiraz neyse, güzelim meyve şehrimizin güzel bir ürünü ama diğerleri,,,

Tabii yalnız satıcılar değil, 38 yıl aradan sonra yaklaşık iki yıldır yeniden yaşamaya başladığım bu şehrin özellikle ana caddelerinde gördüğüm bazı olumsuzluklar da tedbir alınmazsa şehrimizin tadını kaçıracak gibi…

Neler mi? Dilenciler, adeta istasyon caddesinin saat başı tüm park, bahçe, bank ve kafelerini turluyor. Hep aynı kişiler ”aman bir iki lira verecen elin cebine gitmiyor”, güzelim çocukları da ileriye sürerek herkesin duygu ve düşüncelerini, konuştukları konuları, romantizmi bir anda değiştiriveriyorlar…

Bir diğeri; ülkemizin hemen her yöresinde moda olan, köpek gezdirme veya serbest gezen sokak hayvanları, ağzı var dili yok, ama havlaması bol dostlarımız, köpekler. Zararlı değil gibiler ama tasmayla gezdirenlerin dahi tuvaletlerini sokaklara yaptırdıkları ve pisliklerini bırakıp gittikleri sokaklarda yaz aylarında zararları sayamayacağımız kadar çok fazla olan atıklar…

Haydi pek seslendirilmeyen bir sorun daha; en işlek caddelerde sayıları birkaç kişi de olsa akıl sağlıklarının biraz eksik olduğu gözlemlenen vatandaşlarımız… birisi kapı gibi tabir edilen boyu posuyla birden karşınızda önce konuşmadan alacaklı gibi duruyor ve ”paran var mı” diye soruyor? İlk defa karşılaşanların yüzlerindeki tedirginliği görmeden ne dediğimi anlayamazsınız. Diğeri kibarca özellikle bayanların karşısında durup ”hoş geldin abla” deyip elini uzatıyor, karşılık görürse uzatılan ele ilave sarılma geliyor. Elini uzatan kadınların kaçınması zor… hemen her karşılaşan da hem de en kalabalık istasyon caddesinde bir tedirginlik, yanlış anlaşılmaya ve bayanların yakınları tarafından gösterilecek tepkilere açık bir hareket…

Şehrin en işlek caddesi, bankaların yer aldığı sokak sözde trafiğe kapalı. Yol artasından, kaldırımdan yürürken birbirine gösteri yapan motorsikletli gençler. Yürüme zorluğu olan yaşlılar, bir an hangi yöne çekileceğini anlamayanlar, bebek arabalı anneler. Trafiğe kapalıysa haydi bisiklet neyse motorsikletlilerin ne işi var o caddede?

Sahi bir de her sabah zamanın tellallarının bir zamanlar davul çalarak duyurdukları acı tatlı olaylar. Her anons sonrası kayınvalidemin tam duyamadığından ”kim ölmüş” sorusu ve arkadan dualar ve ölüme dair acı cümleler. Şehrimizin karadeniz çıkışı İğneada’da ”balık gelmiştir” anonsu beni ne kadar mutlu ediyorsa bir şehirdeki ölüm ananso da o kadar huzursuz ediyor. Anons yapılmaması için referandum mu yapılsa acaba?

Sokaklarda tüm bunlar olurken sanki bir eksiklik var… Temizlik, seyyar satıcılara, dilencilere müdahale, sokak köpeklerinin yaptığı gürültü ve özellikle koşan çocukların peşinden yaptıkları kovalamaca, akıl sağlığı az eksik hemşehrilerimizin sokaktakileri tedirgin eden davranışları, trafiğe kapalı caddelerde motorsikletli hareketleri ve bunların bir kısmının hafta sonları ve memur mesai saatlerinden sonra meydana gelmesi.

Artan öğrenci sayısı ve çocuklarını ziyaret veya turistik amaçlarla şehrimize gelen yerli ve yabancı turistleri veya belki de benim gibi yaklaşık 40 yıl ayrı kaldığı memleketine yeni gelenleri tedirgin eden davranış ve hareketleri gösterenlere karşı güzel şehrimizin ilgili birimlerine bir soru. Sokakları gören var mı? (Ali Çetin)