Spor ve Nostalji -1- Yusuf Gerez

Spor, toplumsal yaşamımızda, günlük sohbetlerimizde, tartışmalarımızda, fakat en önemlisi geçmişe yönelik anılarımızda, en fazla yer eden bir olgu olarak karşımıza çıkar.

Bizim kuşak diye nitelendirdiğim (60-70 yaş arası) grupla yan yana geldiğimizde gençlik anılarıyla birlikte özellikle sportif etkinlikleri ve zamanımızın ünlü sporcularını konuşur, dertleşiriz.

İşte bu yüzden kaybettiklerimize rahmet, yaşayanlara esenlik ve mutluluk dileyerek; geçmişe bir yolculuk yapmak istiyorum.

Tam elli yıl sporun iiçinde yaşayan biri olarak, şehrimizin yetiştirdiği popüler sporcuları anmak, gün ışığına yeniden çıkarmak ve genç kuşaklara tanıtmak benim için şart oldu diyerek, bu misyonu üstlenmenin gereğini hissetim.

Bir beyin fırtınasıyla  1950-60 yıllarına giderek çocukluğumun en saf duygularıyla yücelttiğim, dönemin efsanelerini sizlere tanıtmak istiyorum.

Bizim zamanımızda her sporcunun bir lakabı vardı. Duruşları, tavırları, yüzleri, sertlik ve kibarlıkları bu lakaplarıyla onları özdeşleştirirdi.

Örneğin Canavar Yusuf, Yavru Bülent, Çico Recep, Tahtabacak Tahir, Kara Yılmaz, Piko Fevzi, Papaz Remzi, Reis Aptullah, Tak Tak Mustafa, Taliga Mehmet gibi.

Yine o dönemin ünlü Güreşçisi Emin Çiftlik ve Milli Atıcı Şeref Hecan’ı unutmamak ve rahmetle anmamız gerekir diye düşünüyorum

Bu yazı dizisine başlarken, tercihimi komşum ve aynı zamanda yaşayan en yaşlı futbolcu ağabeyim Yusuf Gerez’i ön plana çıkarmak istiyorum.

Yusuf Gerez’in yaşam öyküsünü tarihi bir kronoloji içinde kısaca özetlersek; 1931 Filibe doğumlu olduğunu, 5-6 yaşlarında iken Türkiye’ye göç ettiklerini, babasının Kasap İsmail olarak tanındığını, iki ağabeyinin de (Tak Tak Mustafa ve Taliga Mehmet) Gençlikspor’da futbol oynadığını belirttikten sonra işin karşılıklı sohbet ksımına geçtiğimzide nostalji ve geçmişe ortak bir yolculuk yaptık. 82 yaşına rağmen din. ve belleği güçlü biriyle konuşmak çok zevkliydi doğrusu.

Ağabeylerinin aksine 17 yaşında (1948) Başakspor’a transfer olduğunu, çok sert bir defans oyuncusu olduğu için “CANAVAR” lakabıyla anıldığını, Gençlikspor Yöneticisi Şaban Bahçıvanoğlu tarafından transfer için Edirne’ye kaçırıldığını, 7.5 liraya Gençlikspor’a transfer olduğunu, o günleri anımsayarak, gülerek ve duygulanarak anlattı.

Futbolculuğunun yanında berberlik yaptığını, 31 yaşında Alpullu Şekerspor’a transfer olduğunu, iki yıl futbol oynadıktan sonra Alpullu Şeker Fabrikası’nda kadrolu eleman oluşunu, futbolculuk dönemindeki birçok ismi hatırlarken, geçmişi yaşamanın hazzını onunla birlikte ben de yaşadım.

Spor ve Nostalji yazılarımızda yapacağım araştırma ve incelemelerle 1950 yıllarının gerisine gitmek istiyorum. Bu konuda herkesten yardım bekliyorum.

Gazetemizin bu sayısında öncelikle futbola fazla yer vermemin sebebi, bu camianın içinde fazla yer almam ve çocukluğumun büyük bir bölümünün isimlerini saygığım bu kişileri seyretme ve bazılarıyla oynama şansı ve onuru elde etmekten kaynaklanmaktadır.

Yine 1950-60’lı yıllardaki Güreşçi Emin Çiftlik, Milli Atıcı Şerif Hecan, Milli Basketbolcumuz Zeki Tosun ilerleyen dönemlerde sayfalarımızda yer alacaklardır.

Geçmişe yapılan bu nostaljik yolculuklarda kendilerine başvurduğum kişileri özellikle belirtmek istiyorum.

İsmail Tırpancı, İlyas Sarı, Ramadan Uçarkaya, Ayhan Çetintaş, Yunus Ziynet.

Yazımızın bu bölümüne son verirken, ilginç lakaplarıyla onları yeniden rahmetle anmak ve yadetmek istiyorum. Eski kalecilermizden Napreş Kemal, Soysever Karakılavuz, Gazep Rıza ve son olarak büyük yetenek olmasına karşın, genç yaşta keybettiğimiz Koçera Ekrem’i (Tekdurmaz) bir kez daha anımsatmak istiyorum.