Spor ve Nostalji -14- Papaz Remzi

-Ziya Gökalp İlkokulu’nun 4. sınıfında okuyordum. Okulun öğrencilerinin yarısından fazlasını hemen yanıbaşımızdaki Çocuk Yuvası’nın bünyesinde barınan çocuklar oluşturuyordu.

O yıllar, yokluk ve yoksulluk yıllarıydı. “Gizlavet” lastik ayakkabılarımızla okul bahçesinda top oynuyorduk. Bayrak töreninden sonra her sınıf öğretmeni, öğrencilerini sınıfa alırken, bit, pire kontrolü yapardı. Başöğretmen Ahmet Akşit, benim gür, dağınık ve gereğinden biraz fazla(!) uzamış saçlarımı kontrol ederken, hafifçe çekerek; “Oğlum, PAPAZ gibi olmuşsun” dediğinde, ortalık kahkahadan kırılmıştı. O gün ömür boyu taşıyacağım “PAPAZ” lakabı ismimin başına yerleşmişti.-

1942, Kırklareli doğumlu, Remzi Uysal, Romanyalı Şükrü olarak da bilinen “Arabacı Şükrü” ve Fikriye Hanım’ın beşinci çocuğu olarka dünyaya geldi. Dördü kız, ikisi erkek, bu aileyi doğum sırasına göre yazarsak; Fikriye, Gülbiye, Saniye, Şükrü, Remzi, …. olarak sıralayabiliriz.

Baba Şükrü Uysal’ı 1982, anne Fikriye Hanım’ı ise 1984 yılında kaybettik. Şükrü Amca’yı babamın aşçı dükkanında çok yakından tanıma fırsatım oldu. Cana yakın, hoşsohbet, alçak gönüllü ve çok çalışkan biriydi.

Bu yazımızın konuğu olan Remzi Uysal, kendisine neden PAPAZ REMZİ dendiğini yukarıda kendi ağzından bizlere aktardı.

Remzi Uysal, güçlü kuvvetli fakat aynı zamanda çok teknik ve kıvrak bir futbolcuydu. Deplasmanlarda santrahaf, kendi sahamızda ise santrafor mevkiinde oynardı.

İlkokuldan sonra, o zamanki adıyla Sanat Okulu’na gitti. Orayı bitirdikten hemen sonra, Kırklareli Gençlikspor’da yer almaya başladı. Yavru

Bülent, Reis Abdullah, Yunus Zinet, Canavar Yusuf, Süleyman Sarıdoğan ve İlhan İltekin, futbolda sonbaharlarını yaşarken, o gelecekteki parlak kariyerine yeni başlıyordu. Askerlik döneminde İkinci Ordu Karması’nda yer aldı. Askerliğini bitirdikten sonra, Alpullu Şekerspor’da, “kurtlar sofrası” diyebileceğimiz bir kadronun içinde; Cihat Erbil, İlhan Uralgil, Yeşil Trakya Hasan, Refik ve Turan Doğangün’le birlikte oynadı.

60’lı yılların ikinci yarısında, müessese takımları arasında rekabet kızıştı. Uzun yıllar Trakya’nın en güçlü takımı olan Alpulluspor’un 13 oyuncusu, Edirne Suspor’a gitti. Bunlar arasında Papaz Remzi, Yeşil Trakya Hasan, Zamora Mustafa, Gazep Rıza gibi isimler de yer alıyordu.

Papaz Remzi, Edirne Suspor’da iki yıl oynadıktan sonra Edirnespor profesyonel takımı kuruldu. Ve orada oynamaya başladı. 1967 yılında, Edirne’de, yılın sporcusu seçildi.

1968 yılında, Galatasaray’da genel kaptanlık yapan Metin Oktay, o’nu Galatasaray’a götürmek istedi. Kendi ifadesine göre; “kısmet değilmiş”

diyerek, bu transfer gerçekleşmedi. 8 yıl Edirnespor’da ter döktü. Ve Figen Hanım’la hayatını birleştirdi. Metin Oktay düğününe gelerek, o’nu, onurlandırdı.

Remzi Uysal, 1975 yılında Kırklareli’ne dönerek, Kırklarelispor’da bir yıl oynadı. Futbolu bıraktıktan sonra zahire ticareti ile uğraştı.

Oğlu Evren, Marmara Ünv. Kimya Bölümü’nü bitirdikten sonra Ankara’da çalışma hayatına atıldı.

Papaz Remzi, şimdilerde Kırklareli Huzurevi’nde huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşamını sürdürüyor.

İl spor tarihimizin bu ULU ÇINAR’ına sağlıklı ve uzun ömürler diliyor, saygılarımızı sunuyoruz.