Spor ve Nostalji – 27 – Yavru Bülent

Spor ve futbol tarihimizin unutulmazlarından biri olan Bülent Şenyüksel, nam-ı diğer “Yavru Bülent”, Atatürk’ün, “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklı olanını severim.” özdeyişinin tam karşılığı olan ve buna ilaveten mütevazı, samimi, paylaşımcı ve lider sıfatlarıyla da gönlümüzde özel bir yer tutan, geçmişin en saygın ve kişilikli sporcusu olarak karşımıza çıkar.

1923 (1339) İstanbul Beşiktaş doğumlu olup, 10 yaşında Kırklareli Ziraat Bankası’nda çalışan daysının yanına gelerek, ilk ve ortaokulu şehrimizde okudu. Haydarpaşa Lisesi yatılı sınavlarını kazanarak, lise hayatını İstanbul’da tamaladı. Okulunu ve askerliğini bitirdikten sonra, ilimiz Ziraat Bankası’nda veznedar olarak çalışmaya başladı.

Haydarpaşa Lisesi’nde futbol takımı kaptanlığına kadar yükselerek, İstanbul futbol piyasasında adından söz ettirdi. 14 Mayıs 1947 yılında Şadan Eroğlu ile hayatını birleştirdi. 1949 yılında Füsun, 1961 yılında Meftun dünyaya geldi.

İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği yıllarda ülkemizde olduğu gibi şehrimizde de sosyal, kültürel ve sportif alanlarda devlet desteği ile büyük atılımlar yapıldı. Sportif alanlardan öncelikle futbol, güreş, atletizm ve bisiklet, gençlerimizin yoğunlaştığı spor branşları oldu. 1940’lı yılların ünlü futbolcuları Çiço Recep, Kasap Sami Özturhan, Ali Özküçük, Taliga Mehmet, Taktak Mustafa, Mehmet Akyürek ve Ahmet Eşiyok, Başakspor – Gençlikspor rekabetini ateşlerken; 1950’li yıllara damgasını vuran isim Bülent Şenyüksel oldu. Trakya’da döneminin en klas ve en komple futbolcusu olarak ün yaptı. Beşiktaş’ın başında bulunan Baba Hakkı Yeten’in ilgisini çekti. Beşiktaş’ta denendi ve çok beğenildi. Akabinde transfer teklifi yapıldı. Fakat eşi Şadan Hanım’ın ve bankadaki işinin sebebiyle bu transfer gerçekleşmedi. Yine aynı yıllarda Kırklareli’ne özel ilgisi olan Galatasaray ve Milli Takımımızın değişmezlerinden Reha ve Bülent Eken kardeşler O’nu Galatasaray’a transfer etmek istediler. Yine iş ve eş engeline takıldılar.

Gençlikspor’da 1945 yılında başlayan futbol hayatı kesintisiz olarak 1961 yılına değin devam etti. Önceleri o zaman santrahaf olarak anılan 5 numaralı formayı giyerek, defans güvenliğinden sorumluydu. Reis Abdullah (Çankır)‘ın bu mevkiye yerleşmesiyle ofansif orta saha oyuncusu oldu. Döneminin orta saha virtiözü ve maestrosu olarak tanındı. 16 yıllık futbol hayatında hiçbir maçta sahadan ihraç cezası almadı. Uzun yıllar kaptanlığını yaptığı Gençlikspor’da efsanevi bir ün kazandı. 1960’lı yıllarda biz Gençlikspor’un genç takımı olarak çalışırken, Kaptan Bülent bazen antrenmanlarımıza katılırdı. O’nu hayranlıkla izler, taklit etmeye çalışırdık. Adam markajı, pas alıp – verme, adam geçme ve dripling çalışmalarını bizzat kendi gösterirdi. Çok sakin, kibar ve ölçülüydü. Dönemindeki futbolculardan çok farklıydı.

Bülent Şenyüksel’in büyük kızı Füsun, Cumhuriyet İlkokulu’ndan sınıf arkadaşımdı. Eşi Şadan Hanım (1926) Milli Eğitim bünyesinde memur olarak çalışıyordu. Bülent Şenyüksel, 1976 yılında Kırklareli Ziraat Bankası’ndan emekliye ayrıldığında, çok sevdiği Kırklareli’ni terk etmek zorunda kaldı. Eşinin Suadiye Lisesi’ne tayini nedeniyle İstanbul’a taşındı.

Kızı Füsun, İstanbul Üniversitesi, Türkoloji Bölümünü ve Yüksek Öğretmen Lisesi’ni bitirdi. Halen Edebiyat Öğretmenliği görevini sürdürüyor.

Küçük kızı Meftun ise liseyi bitirdikten sonra ise konservatuvarı kazandı. Fakat aldığı evlilik kararıyla okulundan ayrıldı.

Bülent Şenyüksel, 29.05.2007 yılında vefat etti. Vasiyeti üzerine çok sevdiği Kırklareli’de defnedildi. Ardında unutulmaz bir futbol mazisi ve saygın bir futbol kişiliği örneği bıraktı.