Spor ve Nostalji – 58 – Şengün Gedik

182

1944 yılında, Kırklareli’nin Koyunbaba Köyünde dünyaya geldi. O yıllarda Koyunbaba köyü, Toprakspor adıyla yakın çevresinde kahverengi-beyaz formalarıyla adından bahsettiriyor ve köyler arası futbol turnuvalarında başarılı sonuçlar elde ediyordu. İleriki sayılarımızda yazı konumuz olacak Koyunbaba Toprakspor’la ilgili araştırmalarımızı da sürdürüyoruz.

Şengün Gedik, Hafize-Mehmet Gedik çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Ablası Firdevs (1941), kardeşi Ergün (1950), ailenin diğer bireyleri olarak yine Koyunbaba’da Gedik ailesine katıldılar. Baba Mehmet Gedik, o zamanki ismi NAFIA olan YSE idaresinde köprü yapım ustası olarak göreve başlarken, anne Hafize Hanım 3 çocuğuyla Koyunbaba’da kalarak onlara kol kanat gerdi.

Şengün Gedik, daha sonraları Vize Belediye Başkanlığı yapacak olan Hasan Sıtkı Aydın’ın sınıfında başarılı bir öğrenci olarak Koyunbaba ilkokulunu tamamladı. Ortaöğretime geçmesi beklenirken, kendini marangoz Salih Özdağlı’nın talaş kokulu tozlu atölyesinde buldu. Mesleğini çok sevdi ve 17 yaşında kendi marangozhanesini açtı.

Çok hareketli, çevik, ele avuca sığmaz bir çocuktu. Mahalle arasındaki maçlarda kaleye geçer, gözünü budaktan esirgemez, rakip forvetlerin ayakları arasına atlayarak, cesaretiyle ön plana çıkardı. 17 yaşında, o zamanlar Gençlikspor’un efsane kalecisi olan Gündoğdu Dalca’nın arkasında futbola ilk adımını attı. 2 yıl sonra askere gitti. Çanakkale’de Jandarma Alayı 1. Tabur 1. Bölükte görev yaparken, Jandarma Gücü takımında kaleciliğe devam etti. O zamanlar askeri takımlar ve kamu kurumları yerel liglerde yer alır ve Türkiye Şampiyonalarında ön plana çıkarlardı. Bir çok ünlü oyuncuyla Jandarma Gücü’nde oynarken kaleciliğini de geliştirdi. 1966 Mart ayında teskeresini aldıktan sonra çok sevdiği işine ve takımı Gençlikspor’a geri döndü. 1972 yılında teknik direktör Atilla Bilgin’in ikinci döneminde Kırklarelispor’a transfer oldu. Fakat marangoz atölyesindeki işlerinin yoğunluğu ve mesleki sorumluluğu futbola erken veda etmesine neden oldu. Kalecilik için kısa bir boyu olmasına rağmen, mükemmel plonjonları, yan toplardaki başarılarıyla, dönemine imza atan iyi kalecilerden biriydi.

Şengün Gedik, 22 Mayıs 1962 tarihinde yine kendi köyünden Hunise Altan hanımla hayatını birleştirdi. Henüz 18 yaşındaydı. Mesleğini, futbolculuğunu ve evliliğini bir arada götürmenin zorluklarını yaşadı. Ahmet-1963, Mehmet-1968, Dilek-1973 tarihlerinde Gedik ailesine katıldılar. Gedik ailesi, 1982 yılında sahip oldukları Kelebek Mobilya atölyesini bir yangında kaybederken, büyük oğulları Ahmet’i de bir trafik kazasında kaybetme şanssızlığını yaşadı.

Hayat hepimiz için yaşanmaya değer. Acı ve tatlı anılarıyla, her ailede bıraktığı izler farklı olsa da yaşam devam ediyor.

Gedik ailesine bundan sonraki yaşamlarına sağlıklı, mutlu ve acısız günler diliyoruz. (Nihat Özge)