Spor ve Nostalji – 59- Kaleci fabrikası bir aile “Erşenler”-1 – Cemal Erşen

400
Cemal Erşen

Gazetemizin Spor ve Nostalji sayfasında bu kez adeta kaleci fabrikası olan bir aileyi konuk edeceğiz.

Erşen ailesi, Balkan savaşlarından önce Selanik’in Işıklar Kasabasına bağlı Boynisa Köyünde yaşıyordu. Birinci Balkan Savaşının en sıcak günlerinde ailenin en büyüğü Mustafa Bey, bir faili meçhul olarak hayatını kaybetti. Anne Behiye Hanım, evlatlarına kol kanat gererek, 1924 yılında Kırklareli’ye göç etti. Oğul Demir, 12 yaşında geldiği Kırklareli’de hayata tutunmaya çalışırken, Meleke Hanımla evlendi. İşte bu evlilikten doğan Mustafa Kemal Erşen ve oğulları ile kardeşi Cemal Erşen bu ayki sayfamızın konukları olacak. Bir sayfaya sığmayacak bu yazı dizimize Cemal Erşen’le başlayacağız.

Yusuf Geres, Cemal Erşen, Nihat Özge

CEMAL ERŞEN

1944 yılında ilimizin Karakaş Mahallesinde dünyaya geldi. Ağabeyi Mustafa Kemal, iyi bir kaleciydi. Ondan etkilenmiş olmalı ki; Ziraat Bankası’nın geniş bahçesinde yaptıkları mahalle maçlarında kaleye hep o geçiyor, çocukların o zaman kullandıkları lastik toplara plonjonlar yapıyordu. Mahallenin en iyi kalecisi haline gelmişti. Şimdi İmam Hatip Lisesi olan Erkek Sanat Enstitüsüne devam ederken, okulun kasa minder ve cimnastik ekibinde ve aynı zamanda futbol takımında yer alıyordu. Mahalli küme maçlarının müdavimiydi. Döneminin en iyi kalecileri olan Gazep Rıza (Eşiyok), Şerif Hecan, Soysever Karakılavuz ve Gündoğdu Dalca’yı dikkatle izler, hepsinden birşeyler kapmaya çalışırdı.

17 yaşına geldiğinde ilimizdeki 4 kulüpten de teklif aldı. Özgüvenspor daha çabuk davranarak kalesini Cemal Erşen’e teslim etti.

Cimnastik altyapısı, atletik ve gözüpek özellikleriyle kısa sürede amatör kümenin dikkati çeken kalecilerinden biri oldu. Askere gidene değin Özgüvenspor’da kalenin vazgeçilmez 1 numarası oldu.

Erkek Sanat Enstitüsünde okurken son sınıfta bir disiplin olayıyla Edirne Sanat Enstitüsüne gitmek zorunda kaldı. Okul takımında oynarken Edirne’deki takımların dikkatini çekti. Fakat Özgüvenspor’dan ayrılmadı.

1967 yılında askere gitti. Manisa’daki acemi ocağından sonra İstanbul Beşiktaş Bölge Komutanlığı’na dağıtımı yapıldı. 20 ay boyunca bölükler ve taburlar arasındaki maçlarda yüzlerce kez forma giydi. Kaleciliğini geliştirdi ve askerlik sonrası 1969 yılında Kırklarelispor’a profesyonel olarak imza attı.

Kaleci Hasan Işıklar ile mahalle arkadaşıydı. Kırklarelispor’un profasyonel ligdeki ilk sezonunda onunla takımın kalesi için büyük bir rekabete girişti. Asker iken yaptığı maçlar onu sezona çok formda girmesine neden oldu. İlk maçlarda kaleyi Cemal Erşen korudu. Fakat sezon ortalarında polis olmak için başvuruda bulundu. Kabul edilince kaleciliği ikinci plana bıraktı. Ve sezonu Hasan Işıklar’ın arkasında ikinci kaleci olarak tamamladı. Aslında kalecilikte aranan bütün özelliklere sahipti. Polisliği seçmesiydi adını İstanbul piyasasında duyurabilir, güzel bir futbol kariyeri oluşturabilirdi.

Futbol dünyasında bir söz vardır. “Oldukları kadar olamayanlar” Bu söz bence tam olarak Cemal Erşen için söylenebilir. Polis okulu bitiminde tayini İstanbul’a Toplum Polisi olarak çıkan Cemal Erşen, futboldan ve kalecilikten kopamadı. Gayrettepe Polis Futbol Takımında oynamaya başladı. İstanbul mahalli ligindenki takımlara karşı sayısız kez forma giydi. Emeklilik sonrası memleketine dönen Cemal Erşen, geçmişteki anıları ile aramızda yaşamaya devam ediyor. Kırklareli’nin yetiştirdiği iyi kalecilerden biri olarak hafızalarda yer alan Cemal Erşen’e sağlıklı ve huzurlu bir yaşam diliyoruz.

Eylül 2014 Özgüvenspor’lu eski futbolcular birarada
1941 – Demir Erşen – II.Dünya Savaşı Seferberlik askerliği
1975 – Cemal Erşen (İstanbul Üniversitesi) Arka solda oturan Vizeli Erol ve ayaktaki Koyvalı Lütfü Acar 1980’li yıllarda teröre kurban verdiğimiz polis hemşehrilerimizi rahmetle anıyoruz.