Spor ve Nostalji -9- Koko Hüseyin Gürver

Yıl 1940. II. Dünya Savaşı’nın en yoğun yaşandığı dönemler ortalık toz duman, ülke yokluk, yoksulluk ve çaresizlik içinde. Kırklarelimiz de bu durumdan kendi payına düşeni yaşıyor doğal olarak.

Şehirde kıtlık başgöstermiş, evleri aydınlatmada kullanılan gazyağı yok. Ekmek karneye bağlanmış, kilerler boş, ülke ve dünya kaos içinde. Savaşa girip girmememiz siyasiler arasında tartışılıyor. Batarya ve pille çalışan radyolarda kulaklar savaşın acımasızlığının yarattığı kötü haberlerde.

İsmet İnönü “Ben sizi aç bıraktım belki ama unutmayınız babasız bırakmadım.” sözleriyle savaşın anlamsızlığını ve girmeme nedenlerini anlatmaya çalıştığı bu günlerden birinde 15 Ekim 1940’ta Hüseyin Gürver dünyaya geldi.

Baba şehrimizin tanınmış toptancı tüccarlarından Ahmet Gürver beyefendi. Anne Fatma hanımefendi. Hali vakti yerinde tipik bir Kırklareli esnafı ailesi.

Hüseyin Gürver içinde bulunulan bu ortam içinde çocukluğunu dolu dolu yaşadı. Ahmet Mithat İlkokulu’nu bitirdikten sonra orta okulu Yayla Meydanı’ndaki eski lise binasında okudu.

Yatılı olarak bazı arkadaşlarıyla Edirne Lisesi’ne devam etti. Lise takımında oynarken Edirne Amatör takımlarının dikkatini çekti. Aralıklarla Meriçspor ve Suspor’da bir çok ünlü oyuncuyla birlikte oynadı. Yeşil Trakya Hasan, Fil Hamdi, Zot Burhan, Gazep Rıza, Zamora Mustafa gibi…

Annesini kaybedince Kırklareli Lisesi’ne döndü. Lise hayatı kendi ifadesiyle biraz uzun sürdü…!

Askere biraz geç gitti…! Amasya Karagücü’nde oynarken, Ankara’daki Muhafızgücü Karması’na çağrıldı.

Askerlik bitiminde Edirne Suspor’da 1965 yılına kadar oynadı. Kırklareli’ne döndükten sonra Gençlikspor ve Kırklarelispor’da genel kaptanlık ve yöneticilik yaptı.

Fizik olarak bir futbolcuda olması gereken boy ve güçten yana belki şanssızdı ama, Allah vergisi bir çabukluğu, çalım ustalığı, spor zekası vardı. Bir de kurnazlık eklenince seyredilmesi hoş bir futbolcu portresi çıkıyordu karşımıza.

O dönemlerde her futbolcunun bir lakabı vardı. İlginçtir; kısa ve 4-5 harften oluşan lakaplar kullanılırdı. Fiko, Piko, Çiço, Pöti, Pire, Mikro, Kıni, Şero gibi. Ona da “Koko” denildi.

30’lu yaşlara dek spor camiasının içinde yer aldı. Lise basket ve atletizm ekiplerinde de yer aldı. Avcılık en önemli tutkularından birisiydi. Sürek avlarına giderdi.

1968 yılında Yıldız Sudagezer ile evlendi. İlk kızı Fatmagül 1972’de dünyaya geldi. Kız çocukları bakımından şanslıydı; 1974’te Emine, 1976’da Efsun ve 1980’de Elif aileye katıldı. Eşi Yıldız Hanımı 1997 yılında genç yaşta kaybetti.

Şehrimizin aşina yüzlerinden ve spor fenomenlerimizden biri olarak neşeli, sempatik, şakacı, espritüel ve canayakın kişiliğiyle aramızda yaşıyor. Allah uzun ömürler versin.

Kırklareli Tekirdağ Karması 1962

1967 Demirköy Boztaş Sürekavı

1960 Edirne Suspor

1962 Meriçspor

1958 Lise Basketbol Takımı

1964 Amasya Karagücü

1975 Gençlikspor