Spor ve Nostalji -2- Koçero Ekrem

Öyle deyimler vardır ki; bizlere birilerini anımsatır.

– Allah vergisi bir yeteneği vardı.

– Komple bir sporcuydu.

– Futbol için herşeye sahipti.

– Onu seyretmek bir zevkti.

– Çocuk kadar saf fakat sinirle-nince agresifti.

– Yeteneğinin farkında değildi.

– Şans insana her zaman gülmez ve şansı yerinde ve zamanında kullanmak gerekir, gibi sporla ilgili bu sözler bizi, namıyla söylemek gerekirse, “Koçero Ekrem”e götürür.

03.08.1945 tarihinde Nazım- Safiye çiftinin en büyük oğlu olarak Kırklareli’nde doğdu. 17 yaşında, 1962 yılında Özgüven Spor’da futbola başladı. Genç ve atak bir futbolcuydu. Bileklerine hakim, sert şutları ve zamanlaması mükemmel kafa golleriyle hemen dikkati çekti. İlimizin yıldız adaylarından biriydi. 1963 yılında şehrimizin gedikli şampiyonu olan Alpullu Şeker Spor’a transfer oldu. Özel yaşamındaki iniş çıkışlar, asabi ve kırılgan yapısı orada ilk darbeyi yemesine neden oldu. Eski kulübüne döndü ve askere gitti. Feriköy’ün dikkatini çekti ve askerliği İstanbul’a alındı. Feriköy’le antremanlara çıkarak 1967’de 1. lig’de futbol oynadı. Amatör ligden gelip, 1. lig’de oynayan nadir oyunculardan biri olarak 25.000 TL transfer ücreti aldı. Özgüven Spor’a yetiştirme bedeli olarak 2.500 TL kazandırdı. – İlginçtir bu para 1968’de kurulacak olan Kırklarelispor için ana sermaye olarak kullanılacaktı.- Özgüven Spor – Başak Spor ve Trakya Spor birleşerek Kırklareli Spor kuruldu.

Feriköy’de ilk zamanlarda çok başarılı oldu. 1967’de, 16 maçta 14 gol, 1968’de 15 maçta 12 gol atarak, yüksek bir istatistik yakaladı. Göztepe’ye 2 gol, Eskişehir’e deplasmanda 1 gol atarak büyük kulüplerin dikkatini çekti. Çok iyi hatırlıyorum; spiker Orhan Ayhan ve Halit Kıvanç onu geleceğin milli oyuncusu olarak görüyorlardı. Beşiktaş maçında Sabri Dino’nun bulunduğu kaleye uzaktan vurduğu şut direkleri sallamış, Fenerbahçe maçında Yılmaz Şen’e çimleri yoldurmuştu.

Ama kader ağlarını örüyordu. Taşradan gelen genç, İstanbul’un renkli yaşamında kendine bir yer ararken, kaybolmaya ilk adımını attığını bilmiyordu.

Yılların deneyimli teknik adamı Eşfak Aykaç, onu defalarca uyarmasına rağmen, o bildiklerini okudu ve İstanbul kariyeri hüsranla bitti.

50 bin liralık bonservis bedeliyle, Ege’nin köklü takımlarından Nazilli Spor’a transfer oldu. Orada Ahmet Cücen, Galip Türkkan ve Recep Adanır gibi hocalarla çalıştı. Seyirciye hoş gelen bir oyun sitili vardı. Gittiği her yerde büyük bir hayran kitlesi oluşturuyordu. Fakat çalıştığı teknik adamlar seyirciler gibi düşünmüyorlardı.

Hocalarıyla anlaşmazlıklar yaşıyordu. Nazilli Spor’dan Uşak Spor’a transfer olduğunda yer yerinden oynamıştı. İki kulüp arasında husumet vardı. Ekrem’in transferi iki kulübü barıştırmış, bu olay Ege bölgesinde yılın spor olayı olarak nitelendirilmişti. Uşak’ta da çok başarılı maçlar oynamasına rağmen, Antrenör Bülent Esel’le yıldızı barışmadı. Zaman zaman kadro dışı kaldı.

Orada adı bir kavgaya karıştı ve Kırklareli’ne döndü. Adı Altay ile anılırken doğduğu yere dönmek zorunda kaldı.

Lakabı “Koçero” idi. Koçero; 60’lı yıllarda Siirt dağlarında saklanan, feodal düzene başkaldırıp, bir kişinin ölümüne yol açan ve güvenlik güçlerini 10 yıl peşinde koşturduktan sonra, 1970 yılında öldürülen, kimine göre halk kahramanı (Robin Hood), kimine göre şaki (haydut) olarak nitelendirilen bir kişi idi.

Ekrem; bu lakabı nasıl almıştı veya kimler ona bu lakabı takmıştı bilinmiyor.

Ekrem; vurgu yaparak, güzel konuşur, kendini dinletirdi. Saftı, sıcak kanlıydı ve delikanlıydı. Çabuk alevlenir ve bazı kırgınlıklara neden olurdu. Eli açık ve dost canlısıydı. İçkiye karşı dayanıksız ve sonrası saldırgandı. Yani içimizden biriydi.

Çok güzel giyinirdi. Yılın son moda elbiselerini çok sevdiği İlyas Sarı’ya diktirirdi. Gardrobu çok zengindi. O, bir moda ikonu olarak yılın son kreasyonlarını adeta gençlere tanıtırdı.

Ekrem Tekdurmaz ile yaşamımız birkaç kez kesişti. 1982’de Yoğuntaş Köyü’nde öğretmen iken misafirim olmuştu. Futbol ve gönül maceralarını sabaha dek konuşmuştuk. Anlatmayı, konuşmayı, dertleşmeyi çok severdi.

Eski Tekel Binası’nda açtığı lokal’in duvar süslemelerini ben yapmıştım. Orada da şansı gülmedi. Yakalandığı amansız hastalığın pençesinden kurtulamadı.  38 yaşında, 05.11.1983 tarihinde, söylemeye dilimin varmadığı şu sözü anımsatırcasına aramızdan ayrıldı. “Hızlı yaşadı fakat genç öldü.”

Koçero Ekrem ve Karamanço Yılmaz

Soldan Sağa: …, Yaşar Doğu, Işın Toktay, Ekrem Tekdurmaz, İbrahim Buzol, Eyüp Hersek

1966 Kırklareli Karması
Soldan Sağa: Kıni Mustafa, İsmail, Zeki Babat, Solak Fikret, Mümin Dizman, Ekrem, İlhan Genç, Koko Hüseyin (Gürver)
Oturanlar: Yılmaz, Zeki Sağlamcı, Yalçın Levent, Hüseyin

Koçero Ekrem 1969 Nazilli Spor’da (ayaktan soldan ikinci)

1972 Kırklareli Spor Sezon Açılışı

1972 – Kırklareli Spor
Ayaktakiler: Tuğrul, İsmail, Ekrem, Osman, Hasan Ergün
Oturanlar: Mehmet, Gazanfer, Fuat, Suat, Ayhan