Şubat ayının Buz ve Ateş ile dansı

273

27 Şubat 1207 den günümüze ne değişti?

-Katharların Engisizyon ateşinde diri diri yakılışı

-Stefan Zweig’ in intiharı ve Reichstag yangını

Org.Eşref Bitlis suikastı

Türk Medeni Kanunu kabulü ve Mahmut Esad Bozkurt

19 Şubat 1932 Halk Evleri’ nin kuruluşu

İşçi Partisi kongresi ve Doğu Perinçek

SEVGİLİLER GÜNÜ

En güçlü senyörlerden basit çiftçilere, zengin burjuvalardan kendi halinde el emekçilerine varıncaya dek binlerce insanı “ daha insanca, daha halkça, daha eşit ve soylu bir dünya için” çatısı altında toplayan KATHARİZM ‘in, haksız kazançlarını ve kirli iktidarlarını yitirmek korkusuna düşen kilise zangoçlarına, yerleşik düzen yandaşlarına yenildiği gündür 27 şubat 1207 tarihi.

Onlar, günahsız binlerce insanın ölmemesi için, sonlarının ölüm olduğunu bile bile Montsegur kalesini düşmana teslim ederler. Tek şartları vardır günahsız insanlar öldürülmesin. Ancak savaşa katılan kuzeyli şövalyeler Roma adına Haçlı seferini yürüten BAŞPAPAZ ‘ a durumu şöyle bildirirler “ Katharlar, çoluk çocuk BEZİERS Katedraline sığınmış. Onları korumak isteyen halk Katoliği, Yahudisi aralarına kavuşmuş. Tanrının kullarını şeytana tapanlardan nasıl ayıracağız Peder?

Başpapazın cevabı:  “Hepsini öldürün! Tanrı kendi kullarını ayırır.

Ve o gün orada olan herkes engizisyon ateşinde canlı canlı yakılır. Başpapaz  işi tanrıya havale etmiştir. Yakılanların malları yağmalanır ve ganimetten herkes payını alır. Bunun adına da Tanrı adına Haçlı savaşı denir. Tanrı yağmacılara böyle bir katliam için emir mi vermiştir.? Hadi canım sende. Sığındıkları Katedral tanrının evi değilmiydi’

Peki, kuzeyin Paris Şövalyelerini, Roma Papa’ sını kızdıracak neler söylemişti KATHARLAR.

Katharlar, haç, resim ve heykellere tapılmasını reddediyorlardı ve Katoliklere şu soruyu soruyorlardı “SENİN BABANI ASSALAR, SEN ONUN ASILDIĞI İPE TAPARMISIN” Soru çok basit 810 yıldır cevap bekliyor. Hadi Roma’ daki okumuş Papa bu soruyu sen cevapla.

(Olayın geniş bilgisini Mine Kırıkkanat’ ın “GÜLÜN ÖTEKİ ADI” isimli kitabından okuyabilirsiniz)

Şubat Ay’ nın 27 günü yine kanlı bir başlangıcın günü olarak tarihe geçer. 1933 yılında Almanya’ da yükselmeye başlayan Hitler faşizmi kanlı iktidarına yol açacak kapıyı bir başka yangın ile açar. O akşam Hitler yandaşlarınca kundaklanan Alman Meclisi “ REİCHSTAG” yangını bahane edilerek başlatılan sürek avında Hitler karşıtları temizlenir ve faşizme giden yol açılır. Hitlerin yangın ile başlayan kanlı iktidarı sırasında milyonlarca Yahudi fırınlarda yakılır. Gerekçeleri yine aynidir. “TANRI ADINA”

Bu yangınlar Hitler faşizminin sonunu getirir. Yani nasıl geldi ise öyle gider.

Hitler faşizmine direnen, kitapları toplatılıp yakılan, ülkesinden sürgün edilen yazar Stefan Zweig bu kanlı olaya dikkat çekmek için mi bilinmez 27 Şubat 1942 yılında Brezilya’ da intihar eder. Ölümü o kötü günlerin başlangıcını hatırlatsın diye özel olarak mı seçil 27 Şubat bilemeyiz, ama onun ölümü ile birlikte Reihstag yangını ve Hitler faşizmi hep hatırlanacaktır. (Stefan Zweig’ in SCHACHNOVELLE “ bir satranç hikayesi” isimli kitabında )

Tarihin sayfalarında çıkıp günümüze gelmeye başlarsak,  şubat ayının 17 sinde hem üzüldük hem de sevindik. B ütün bu tarihsel gelişimlerden ders çıkaran yeni Cumhuriyet 17 Şubat 1926 tarihinde Türk Medeni Kanununu kabul ederek, Dünyada ilk defa kadın ve erkek eşitliğini kanun ile belirleyen ülke oluyordu. Bu kanunla kadın yüzlerce yıldır bir köşeye itilmişlikten kurtuluyor ve eşit bir birey olarak toplumdaki yerini alıyordu. Bu kanunun mimarı olan Eski Adalet Bakanı Mahmut Esad Bozkurt’ un doğduğu yer olan Kuşadası’ nda, heykeli dikilerek yaptıkları ölümsüzleşiyordu.

Ancak 17 Şubat 1993 tarihinde kaybettiğimiz değerli bir askerimiz olan EŞREF BİTLİS Paşanın ölümü üzerindeki sis perdesi aradan geçen yıllara rağmen hala aydınlatılamadı. Amerika’ nın Orta Doğudaki çıkarlarına karşı geldiği için bir suikast sonucu öldürüldüğüne inanılan Eşref Bitlis’ in öldürülmesi üzerindeki ABD parmağı vardı, kuşkuları her geçen gün artarak güçleniyordu. Havacılık uzmanları “ BUZLANMA OLDUĞU İÇİN UÇAK DÜŞTÜ” iddialarına karşılık verdikleri bilirkişi cevabında “ uçağın -61 derecede test edildiğini, -3 derecede düşmesinin mümkün olmadığını” savunuyordu. Bu olay aydınlanmadan Orta Doğu sorunu çözülmeyecek gibi.

Şubat ayı her tarafın bembeyaz olduğu kar yağışının yoğun olduğu bir ay olarak bilinirdi. Şubat ayında kar yağdığı için yollar kapanır, okullar tatil edilir ve çocuklar ve de büyükler kartopu oynayarak güzel saatler geçirirdi. Sokaktan geçen herkes, ister tanıdık olsun ister olmasın, kartopu ile karşılanırdı. Bu olay bir şaka ile ve olgunlukla karşılanır ve her iki tarafta olayda eğlenirdi. Ancak son zamanlarda toplumda siyasilerin körüklediği şiddet ve nefret dalgası öylesine etkili oldu ki, kartopu oynayan bir gazeteci arkadaşımız, sırf kartopu oynadı ve atılan kartopu bu adamın dükkan camına geldiği için bıçaklanarak öldürüldü.

Şubat aynın 15 inde Türk siyasi hayatını ve 07 Haziran 2015 seçimlerini ciddi şekilde etkileyeceği şimdiden kesin olan İŞÇİ PARTİSİ’ nin isim değiştirerek VATAN PARTİSİ olarak siyasi hayatımıza devam etme kararı aldığı kongresidir. İsviçre’ ye karşı kazandığı  “Ermeni Soykırımı Emperyalist Bir Yalandır” davası ile siyasal gündemimizde büyük bir sevgi ve sempati kazanan Doğu Perinçek mücadelesine daha geniş bir kitleye hitap ederek devam edecek. Yıllardır süren Ergenekon davalarında inançlı ve haklı mücadelesi ile dikkat çeken Perinçek, siyasal ve sosyal yaşamın her kesimine hitap edebilmek, seçmen ve oy tabanını genişletmek için bu kararı almıştır. Artık oy potansiyeli belli olan ve sadece işçi sınıfına hitap eden bir politik söylem ile kitlelere açılmak mümkün değildir. Ayrıca işçi sınıfı da kendi sınıf mücadelesini veren partisine değil başka partilere oy vermektedir. Doğu Perinçek ve ekibinin bu zamanlaması yerindedir. Vatan Partisinin sanıldığı ve beklendiği gibi yalnızca CHP tabanından oy alacağı iddiaları ise biraz zayıf kalıyor, son gelişmeler karşısında. Vatan Partisi Ak Parti ve MHP tabanından da ciddi oranlarda oy alacak gibi.

Ve geldik Şubat ayının en önemli gününe. 14 ŞUBAT Sevgililer günü.

Şubat ayının sevgi ayı olması gerekir değil mi? Ama nerde, sevgi evden, işten, mahalleden, şehirden insanın yaşadığı her yerden kaçmış gibi. Sevgisizlik ve saygısızlık her tarafı bir sis bulutu gibi sarmış. Parlamentodan başlayan küfür ve şiddet rüzgarları toplumun her katına inmeye başlıyor. Herkes ateş ile barut gibi, patlamaya hazır. Sevgililer günü yalnızca hediyelik eşya satan mağazaların vitrinlerinde. Slogan hazır “ aşkım, bana ne alacaannnn.” Hadi canım sende. Sevginin olmadığı bir sevgililer günü mü olur. Bir şey alacak parası yoksa ne olacak peki ?

Böylesine acımasızca yayılan bu sevgisizlik ortamının son kurbanı ÖZGECAN ASLAN isimli kızımız oldu.  Özgecan öldürüldükten sonra cinayetten iz bırakmamak adına yakılması ise tüm ülkeyi ayağa kaldırdı. Soğuklarda buz kesen, yağan kar ile beyaza bürünen Şubat ayı Özgecan’ ı yakan alevlerle tekrar siyaha ve kızıla boyandı, yüzlerce yıl önce olduğu gibi.

19 Şubat 1932 Halk Evleri kuruluşu

Cumhuriyet döneminde ülkenin sosyal ve kültürel kalkınmasında, Cumhuriyetin getirdiği değerlerin geniş halk kitlelerine ulaşması için 19 Şubat 1932 günü başta Ankara olmak üzere 14 il merkezinde Halkevleri açılmış, zaman içerisinde bu sayı büyük bir artış göstermiştir.

14 Mayıs 1950 tarihinde gerçekleşen seçim ertesinde, iktidara gelen Demokrat Parti’nin girişimi ile 11 Ağustos 1951 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5830 sayılı kanun ile Türkiye genelindeki bütün Halk evleri kapatılarak malları hazineye devredilmiştir.

27 Mayıs 1960’da gerçekleşen askeri darbe sonrasında Halk evleri 21 Nisan 1963 tarihinde bir dernek statüsünde, bağımsız bir demokratik kitle örgütü olarak tekrar kurulmuştur. Bu dönemde bini aşan sayısı ile Halk evleri toplumsal muhalefetin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Ancak, 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleşen askeri darbe ile Halk evleri yeniden kapatılmış, bir kez daha bütün varlıklarına el konulmuştur. Yedi yıllık yargılanma sürecinin ardından, Halk evleri ve üyeleri beraat etmiş, 1987 yılında toplam 24 şubede tekrar faaliyete geçmiştir

Cumhuriyetin en önemli kültür merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteren Halk Evleri’ ni nasıl çabuk unuttuk, inanılır gibi değil doğrusu. Toplumsal belleğimizi bir daha gözden geçirmek umudu ile.

Mustafa Karaca