Suriye’de Kirli ve Kanlı Savaş

135

KAPİTALİZMİN AHLAKSIZ VE KİRLİ SAVAŞI

AYN EL ARAB veya Compani

Üç ay’a yakın bir süredir Türkiye ve Dünya kamuoyunu meşgul eden kirli ve ahlaksız bir savaş yaşanıyor güney sınırlarımızda. Öylesine kirli ve anlamsız bir savaş ki, kim kiminle ne için savaştığını bilmiyor veya bilmiyor mu görünüyor acaba?

TV ekranlarını işgal eden konunun uzmanları siyaset bilimciler, akademisyenler, askerler, politikacılar ve nihayet konuyu haber yapan gazeteciler uzmanlık dallarındaki dahiyane fikirlerini kamuoyuna aktarabilmek için kullanma şansı yakaladıkları ekran dakikalarında bilgileri ile biz izleyenleri aydınlatıyorlar.

Resmi olarak Suriye topraklarında kalan ve Birleşmiş Milletlerce tanınmış Suriye Devletinin toprak bütünlüğünü tanımayan bu kirli savaş kime hizmet ediyor. Görünürde din savaşı veya ırk ve mezhep savaşı. Ancak savaşın görünmeyen kirli yüzünde ise Orta Doğunun zengin doğal kaynaklarına yönelmiş ahlaksız bir çıkar paylaşım savaşı.

Dünya’ nın gözleri önünde oynanan bu kirli tiyatronun baş aktörü konumundaki ABD, doğal kaynakların paylaşımını kendine, riskini ise komşularına yüklemek suretiyle başlattığı oyundan çıkamayacak gibi görünüyor. Çünkü sebepsiz yere akıtılan binlerce masum insanın kanı, eninde sonunda katillerinden hesap soracaktır.

Bu kirli ve ahlaksız paylaşım savaşına sokulmak istenen Türkiye şimdilik oyunu izler görünümünde gizli tanık gibi seyrediyor. Ancak Türkiye’ nin tarafsız gibi görünen seyirci rolüne kimse inanmıyor ve Türkiye’ nin illegal bir biçimde oyunun içinde olduğunu iddia eden Avrupa ülkelerinin sayısı hızla artmaya başladı.

Türkiye oyunun içinde veya dışında sınırlarımızın dibinde neticesi bizi de etkileyecek olan bu kirli savaşa elbette duyarsız kalamayız. Sınırlarımızdan girip bizden insani yardım talebinde bulunan mültecilerin sayısı milyonları aşıyor ve biz bu insanları barındırmak ve misafir etmek zorundayız.

Birçok  bilgili ve konu hakkında uzman kişilerin görüşlerini dinliyor ve okuyoruz. İnsan merak ediyor doğrusu nedir bu Kobani olayı. Bu kadar etrafında gürültü koparıldığı kadar önemli mi?. Aklımıza gelen soruları bilenlere yönlendirelim.

1-Öncelikle isim konusunda mutabık kalalım. Resmi ismi Arap Pınarı anlamına gelen AYN EL ARAP neden Kobani olarak anılıyor. Derlediğimiz bilgilerden burada 1911-1922 tarihlerinde Şark Demiryollarını yapan Company adlı alman şirketinin merkezi varmış. Bölge halkı şirketten dolayı Kompani, Kombani ve nihayet Kobani adlarını kullanmış. O halde bizde Bursa’ ya  Tofaş, İzmir’ e BMC diyelim.

2-Ayn El Arap’ı kuşatarak savaş veren İŞİD isimli terör örgütünün milyon dolarla ölçülen petrol geliri olduğundan bahsediliyor. Peki, İŞİD bu petrolleri kimlere satıyor ve bu petroller nerelere gidiyor. ABD resmi fiyatı 100 dolar olan petrolü kaç dolardan satın alıyor da bu kirli ticarete izin veriyor? Çalınan petroller Suriye halkının hakkı olan doğal zenginlikleri değil mi?. Suriye halkının refah ve kalkınması için harcanması gereken paralar neden silah alımları için kullanılıyor?

3-Savaş ve saldırı Kürtlere karşı yapılıyor ise Kürtlerin Türkiye bölümü PKK, Suriye bölümündeki PYD kardeşlerini neden yalnız bırakıyor ve her gün yüzlerce kişinin ölümüne seyirci kalıyor. Gitsinler beraber savaşsınlar, güçleri yetiyorsa. Ayrıca Kürtlere saldırdığı iddia edilen İşid adlı terör örgütünün komutanlarının da kürt olduğunu öğreniyoruz bilge kişilerden.

4-Birileri her gün seyirci kaldığı için Türkiye’ yi suçluyor amma, ABD yetkilileri yaptığı açıklamalarda “ Kimse Kobani de TÜRK ASKERİ     İSTEMİYOR” diyebiliyor. Peki askerimizi kimse istemiyorsa, bizim orada ne işimiz var.? Kore’ de olduğu gibi, Afganistan’da olduğu gibi kaçan ABD askerlerini korumak için bizim askerimizin mi ölmesi gerekecek.

5-Amaç savaşı durdurmak ise neden barışçıl yollar denenmiyor da, daha çok insan ölümü anlamına gelecek silah yardım ve ticareti hız kazanıyor? “EĞİT-DONAT” ismi altında yapılacak olan yardımlarda yetiştirilecek olan insanların, ölmeye ve öldürmeye şartlanmış, robotlaşmış, psikolojik dengeleri olmayan katiller sürüsüne dönmeyeceklerini kim garanti edebilir. Eğer bu eğitilip giden katil adaylarının hepsinin zaten öleceğini kabul bile etsek robotlar misali mutlaka sağ kalanlar olacaktır. O zaman bu katil sürüleri nerelerde yaşayacak.

6-Orta Doğunun barış ile kalkınması için gerekli olan insani eğitimler verilmezken ve inanın daha ucuz olacaktır, neden silahların gölgesinde insan öldürmeye odaklı eğitim verilmek isteniyor.?

7-İşid Türkmen köylerine saldırıp, sivil kadın ve çocuklardan oluşan yüzlerce kişiyi katlettiğinde neden kimsenin sesi çıkmıyor? Türkmenler o yörede yaşayama hakkına sahip olmayan insanlar olarak mı görünüyor Dünya ve Türkiye kamuoyunun gözünde.

Çok bilinmeyenli kördüğüm olmuş bir denklem gibi soruları çoğaltabiliriz elbette. Ancak sorulan hiçbir soruya verilecek cevap sebepsiz yere akan masum insanların kanını dindirmeye yeterli olmayacaktır.

Kapitalizm kirli ve ahlaksız savaşını artık kendi toprakları üzerinde vermelidir. Orta Doğunun masum ve cahil halkları yüzlerce yıldır devam eden bu vahşi sömürü düzenini yaratan insanlardan elbette bir gün hesap soracaktır.

Mustafa Karaca – SARANTA HABER