Suyun öte tarafı Mutlu (Rezve) Dere

80
Göksal Çidem
Kırklareli Kent Konseyi
Çevre Meclisi Başkanı

Mutlu dere Bulgaristan Türkiye sınırını çizer. Sınırı çizerken bir tarafı Mutlu olsa bile bir tarafı ızdırap içinde Istrancaların ortasından geçiyor.

Istrancaların 1/3 Bulgaristan’da. 2/3 Türkiye’de.

Istrancalar sadece Kırklareli için ve Ergene havzası için önemli değil. Ülke nüfusunun %20-25 nin yaşadığı İstanbul için de çok önemli. İstanbul’un nefes borusu ve içme suyu kaynağıdır.

Bölgede yapılan bilimsel araştırmalarda 2117 bitki türü ve 2062 hayvan türü olmak üzere toplam 4179 tür canlı tespit edilmiştir. Şüphesiz Istrancalar konumu itibarıyla iki kıta arasında bir köprü vazifesi görmesi, geçmiş buzul dönemlerinde buzul geçirmediği için türlere sığınak görevi görmesi, farklı iklimsel koşullara ve farklı ekosistemlere sahip olması Istrancalar biyoçeşitlilik zenginliğinin başlıca nedenleridir.

Kısacası doğal ormanlardan olup, doğal yaşamın devam ettiği Avrupa ve Ülkemizin mutlak korunması gereken alanlarının başında gelmektedir.

İki ülkenin Istrancalara nasıl baktığı, nasıl koruduğu ise Siyah-Beyaz kadar farklıdır.
Bulgaristan tarafı her yıl yaptıkları etkinliklerle, 24 Ocak 2021 de korumaya alınmasının 26. Yılını kutlayacak. Istrancaların her iki tarafınıda doğasıyla, kültürüyle sosyal ve doğal yaşamıyla nice uzun senleri olması en büyük dileğimiz.

Bulgaristan Istranca Park Bulgaristan ‘ın en büyük korunan bölgesi, aynı zamanda ülke topraklarının % 1’ unu kapsayan en büyük Bulgaristan Doğal Parkıdır. Biyosfer rezerv alanıdır. Alan 1161 kilometre karedir. Toplam 21 yerleşim yeri sınırları içinde bulunuyor.
Istranca Doğa Parkı, insan ve doğanın, korunmuş çevrenin, korunmuş geleneklerin ve kültürel ve tarihi anıtların başarılı bir şekilde bir arada yaşamasına bir örnek olması nedeniyle, Bulgar biyosfer parkı olma konusunda en büyük potansiyele sahip olup, sosyal yapısı, kültürü, inançları kapsamında asırlardır gelenek ve göreneklerini yaşatmak için yerel ve merkezi yönetimler büyük destek vermektedir.

Nestinari (ateş üzerinde yürüme), Zelenica, Kuker gibi neredeyse her ay bir festivaller düzenliyorlar. Bunu da DAĞ’IN YAŞAYAN HAZİNESİNİ KORUMAK İÇİN yapıyorlar.

Orman içinde bir çok uyarı var. Gereksiz insan izleri bırakmayın diyorlar. Koruyorlar. Peçete – 3 ay, Sigara izmariti – 1-2 yıl, Sakız – 5 yıl, Plastik ambalaj – 100-1000 yıl, Naylon torba – 20-100 yıl v.b. uyarıları ve ayrıca DİKKAT HAYVAN ÇIKAR” tabelalarını görmek mümkün.
O kadar çok koruma türü alanı var ki.. Bu alanlar yasalarla korunuyor.

Orman Yasası, Avlanma ve Av Hayvanları Koruma Yasası, Korunan Alanlar Yasası, Balıkçılık ve Su Ürünleri Yasası, Tıbbi Bitkiler Yasası, Biyolojik Yasa, Su Yasası, Tarımsal Mülkiyet Koruma Yasası, Tarım Arazilerini Koruma Yasası ve bunların uygulanmasına ilişkin tüzük ile bunların uygulanması için kuruluş tarafından yetkilendirildiği diğer yasa ve yönetmelikler.
Krivinizovo Koruma Alanı (109 ha) (küçük bir Mısır akbabası) yaşam alanlarını koruduğu ilan edildi. Veleka nehri vadisinin güney yamaçlarının bir kısmını kaplar.

Moryane Koruma Alanı (102,7 ha) Veleka Nehri’nin kayalık sağ kıyısında, Zvezdets köyünün yaklaşık 4 km güneybatısında yer almaktadır. Tipik bir ornitolojik bölge. Birçok nadir kuş türü burada yuva yapar.

Bataka Koruma Alanı (40,24 ha) Bliznak Köyü’nün yaklaşık 5 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Istranca meşesinin katılımıyla doğal karışık meşe-gürgen ormanlarını korumak amacıyla ilan edildi.

Paroria Koruma Alanı (988, 6 ha) . Çok sayıda asırlık ağaç var, en eskisi 1000 yıllık gürgen ve muhtemelen Istranca’daki en yaşlı ağaç.
Veleka Koruma Alanı (1546,3 ha) Veleka Nehri, Avrupa’nın en iyi korunmuş su samuru popülasyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır.
Bosna Koruma Alanı (52 ha ) Bosna sırtında, Mladezhko köyünün yaklaşık 5 km kuzeydoğusunda yer almaktadır. Birçoğu Kırmızı Kitap’ta bulunan, bölgede yuva yapan koruma altındaki ve nadir bulunan kuş türlerini korur.
Rudenovo Koruma Alanı (15,3 ha) yabanmersininin çok iyi korunmuş bir bölgesini korumak için yaratılmıştır.
Dokuzak Koruma Alanı (5 ha) şelale ve tükenmez dokuz pınar ile Dokuzak Nehri kıyısında güzel bir karstik alanı kaplar.
Kalkata Koruma Alanı (18.9 ha) Bir çift baykuşun yuvasını korumak için ilan edildi. Bu nedenle bölgeye bazen “Baykuş” denir.

Ayrıca su kaplumbağları da koruma altındadır. Balkan Göleti Kaplumbağası ve Avrupa Gölet Kaplumbağası habitatını korumak amacıyla kurulmuştur.

Koruma alanı ilan ettikleri Hektarlara bakınca, bizim tarafta ise bu kadar hektar alanlar korumak için değil, kullanmak için belirleniyor. Bu alanlara Taş, kalker, kil ruhsatları geliyor, gelmeye devam ediyor.

Sınırın iki yakasına bakınca yaşananlar bunlar. Aynı bulutta ıslanan, aynı kuşun sesini duyan, aynı havayı teneffüs eden, aynı suyu içen dağın iki yakasında ki insanların doğaya bakış açıları.

Ülkemizdeki Istrancaların durumu ise tam bir yıkım. Karşıda dikkat “DİKKAT HAYVAN ÇIKAR” yazarken, Türkiye tarafında ise “DİKKAT KAMYON ÇIKAR “ yazıyor.

Aynı ormanın bir tarafında HAYVAN, bir tarafında KAMYON çıkar yazıyor.

Bir tarafta festivaller var. İnsanların eğlenirken duydukları Balkan ezgileri, gayda ve davul sesi, Bizim tarafta ise dinamit sesleri, kamyon ve iş makineleri sesleri. Deyim yerindeyse TAŞ DEVRİ ni yaşıyoruz.

Bir an önce TAŞ DEVRİ ni bırakıp, Komşumuz gibi Baykuşu, Ağacı, Kaplumbağları, Kurt, Karaca, Karınca, Çalıları, kısacası Istrancalarda yaşayan tüm canlıları bir bütün olarak koruma için acilen adım atılmalı.

Bununla ilgili tüm plan ve projeler zaten hazır. 2010 yılında AB projesi kapsamında tamamlanan biyosfer rezerv alan çalışması UNESCO ya sunulmak üzere 11 yıldır bekliyor. Neden beklediğine gelince. Bilgi edinme yasası gereği verilen cevapta “Bizim yasalarımız korumak için yeterli yetkinliğe sahiptir” deniliyor. O zaman sormak gerekmez mi. AB Projesi için yerli ve yabancı onlarca uzman neden 2 yıl dağda çalıştı..?

Bugün yaşayan karar vericiler, gelecekte yaşayacaklara yaşam alanı ve kaynağı bırakmayacak kararlara imza atıyorlar.

Dağın bugün ve gelecek için bir hazine olduğu bir an önce anlamalıyız. İstanbul için hangi planı yaparsanız yapın, Istrancalar yok edilmeye devam ederse, İstanbul için plan yapmaya gerek kalmayacak. Çünkü havası ve suyu kalmayacak.

Ne yazık ki, Karadeniz’in en doğusu Artvin’den, En batısında ki Kırklareli’ne kadar tahribatın her çeşidi yaşanıyor.

Avrupa’nın en önemli alanından biri olan Istrancalar’ın daha fazla tahrip edilmeden, yaban hayatı yok olmadan, doğal varlıkların gelecek nesillerin yaşam kaynağı olarak kayıtsız şartsız koruma alanı ilan edilmesi, geleceğe yapılacak en önemli yatırım ve bırakılacak en değerli mirastır.