TARİHTE YOLCULUK – Atatürk Arboretumu Canlı Ağaç Müzesi

Bu defa Tarihte yolculuk rotamızı Atatürk Arboretumu’na çevirdik. Sonbaharın güneşli bir gününde arkadaşım Ülker Eroğlu Çelik’le Sarıyer Bahçeköy’e gittik.

Sağlı sollu ağaçlandırılmış ağaçların arasından ağaç isimlerini okuyup not alarak saklı cennete doğru ilerledik.  Ama önce Arboretum Nedir?

ARBORETUM : Bilimsel araştırma ve gözlem amacıyla, yaşları ve orjinleri belli, her biri doğru ve dikkatli bir şekilde etiketlenmiş çoğunluğunu ağaç, ağaççık ve diğer odunsu bitki taksonlarının meydana getirdiği ve uygun seçilmiş alanlarda yetiştirilip sergilendiği tabiat parçalarıdır.

Başka bir açıdan bakıldığında arboretumlar bilgi, emek ve sabırla meydana getirilmiş birer canlı bitki müzeleridir. 1949 yılında 38 hektarlık bir alanda Prof.Dr.Hayrettin Kayacık’ın önerisi üzerine İ.Ü. Orman Fakültesi ve Orman Genel Müdürlüğü’nün işbirliği ile kurulan Atatürk Arboretumu, bu gün 296 hektarlık bir alan üzerinde dünyanın değişik köşelerinden gelen birbirinden farklı 2000 bitki taksonlarının ev sahipliği yapmakta, Fagaceace özellikle Quercus L. Cinsi ve Pinaceae koleksiyonlarına özel önem verilmektedir.

Saklı cennete doğru ilerledikçe bahçenin sağ tarafında masmavi gölün üzerinde yeşil yapraklar ve üzerlerinde açmış beyaz nilüferler ve bunların arasında beyaz beyaz yüzen ördek ve kuğularla karşılaştık. Gölün kıyısındaki ağaçların göle yansıması inanılmaz güzellikte ve bu güzelliklerin arasında göle doğru uzanan ahşap mendirekler bu güzelliği tamamlıyordu. Göl çevresi turunda gördüğümüz bitkiler; Çin Yelpazesi Çamı, Mabet ağacı, Amerikan Lale Ağacı, Amerikan Bataklık Servisi, Çin Su Melezi,  Çin Su Ladini, Amerikan Sığla Ağacı, Çin Tırpan  Ağacı, Mamut Ağacı, Açelyalar, Alacalı boylu mazı, Macar Meşesi, Gümüşişi Akçaağaç, Anadolu Sığla Ağacı, Japon teşbih çalısı, Uludağ Göknarı’dır.

Atatürk Arboretumu kurulurken ülkemizin doğan yetişen meşe taksonlarının çokluğu ve Belgrat Ormanı’nın meşenin yetişmesi için uygun koşullara sahip olduğu gözönüne alınarak, meşe ve onun bağlı bulunduğu Fagaceae Familyası ağırlıklı bir arboretum olması planlanmıştır. Meşe koleksiyonunun çalışmalarına 1990 yılında başlanmıştır. 1996 yılında 2.5 hektar alan kapsayan 15 numaralı parsel meşe sahası olarak ayrılmış ve ilk dikimler yapılmıştır. Aynı yıl farklı ülkelerdeki 50 Arboretum,  botanik bahçesi ve tohum enstitülerine meşe projesini anlatan yazılar gönderilerek, tohum istenmiştir. Çalışma büyük çoğunluğu doğasından toplanmış tohumlar gönderilerek birçok kurum ve kişi tarafından desteklenmiştir. Bu tohumlardan yetiştirilen fidanlar sahaya dikilerek 100 meşe taksonuna ait büyük bir meşe koleksiyonu oluşturulmuştur. Bu koleksiyon geliştikçe ülkemizde özellikle eksotik meşelerin adaptasyonu konusunda önemli  bilgiler elde edilebilecektir.  Arzu edilen, ileride meşe türleri konusunda çalışma yapmak isteyen bilim adamlarının ilk aklına gelecek yerlerden birinin Atatürk Arboretumu olmasıdır.

ATATÜRK ARBORETUMU’NUN KURULUŞ AMAÇLARI:

-Mikroklimanın imkan verdiği ölçüde doğal ve egzotik türlerin yetiştirilmesi, tanıtımı, gelişimi ve geniş çaptaki uygulamalara adaptasyonu konusunda çalışmalar yapmak,

-Meşe ve onun dahil olduğu fagaceae familyası ağırlıklı bir koleksiyon oluşturmak,

-Geniş halk kitlelerine, özellikle ilköğretim ve lise öğrencilerine doğa sevgisi aşılamak, doğa bilincinin gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla eğitim çalışmaları yapmak,

-Türkiye’nin nesli tükenme tehlikesi altında bulunan bitkileri korumak amacıyla yetiştirmek, şeklinde sıralanabilir.

-Bu güne kadar Arboretum’a yaklaşık 2000 farklı taksana ait çok sayıda bitki dikilmiştir. Bu dikimlerin ilk günden beri kayıtları tutulmuş, bitkiler etiketlenmiştir.

-Orman Genel Müdürlüğü İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’nün Bahçeköy Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı bir işletme şefliği olan Arboretum, bir danışma kurulu tarafından idare edilmekle beraber, Danışma kurulunda bilimsel otorite İ.Ü. Orman Fakültesi’ne idari otorite Orman Genel Müdürlüğü’ne aittir. Mülkiyet ve Finans kaynağı yine Orman Genel Müdürlüğü’dür.

Bizim bazı özelliklerini anlattığımız güzellikleri ile insanı dinlendiren, büyükşehrin sıkıcı ve boğucu atmosferinden uzaklaştıran doğa harikası canlı bitki müzesinin saklı cennet özelliğinde olduğunu ancak ziyaret ederek görebilirsiniz.