Tarihe Yolculuk – İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Müzesi

Müzeyi müze sorumlusu Fatma  Tolan ve yine Tıp Fakultesinde  çalışan şair arkadaşım Emine Bitiş’le birlikte gezdik. Hani derler ya her işin başı sağlık bizde zamanında çok canlara şifa dağıtmış aletlerin arasındayız. İkisinden de aldığım bilgilere göre;

1983’te Prof. Dr. Nil Sarı Deontoloji ve Tıp tarihi Anabilim Dalı Başkanı olduğu tarihten bu yana, Fakultenin ana bilim dalları ve laborotuvarları ile eczanesinden çeşitli resmi hastanelerden; özel muayenehane ve eczanelerden; emekli doktor, diş hekimi, eczacı, hemşire ve ebelerden; vefat etmiş olan sağlık mensuplarının ailelerinden; sahaflardan ve eski eser satan dükkanlardan tarihi malzeme ve çok kere bağış, bazen de satın alma yolu ile toplanmış. Prof. Nil Sarı’nın kurucusu olduğu bu ilk müze 20 Mayıs 1985 tarihinde dönemin dekanı Prof.Dr. Şefik Kayahan tarafından “Tıp ve Eczacılık Tarihi Müzesi” olarak açılmış.

 

Müzenin giriş katında salonun sonunda Mazhar Osman  (1884-1951), ve diğer tarafında USA Harvard Üniversitesi Noroloji Profesörü Dr. L. Lahut(1923-1962)’nın büstü yer alıyordu.

Kimbilir hangi  yaraya ilaç, kimbilir hangi ocağı yanmaktan kurtarmış tıbbi aletleri, kimbilir hangi çocuğa anasını babasını  bağışlamış, öksüz ve yetim kalmaktan kurtarmış recetelerin yazıldığı işlerini  bitirip dolaplara yerleşmiş kitapları ve aletleri gezmeye başladık. Bir odada tıpta kullanılan bitki minyatürleri duvarları süslemiş, bir bölümde bir kitap ilişti gözüme Osmanlıca el yazması Mahmut Kemal Bey tarafından derlenmiş yaraların, nezle, zatülcenb, kalp, tifo, şeker vs hastalıkların tedavisi hakkında tercüme bir eser, onun yakınında Kesirü’n –Nef Paraselsus Tercümesi.

Fatih döneminde cerrahi kitabı, Şerafettin Sabuncuoğlu’nun kitabından minyatürler,

Osmanlı dönemine ait sosyal yaşam minyatürleri berber, sünnet çocuğu, hamam sefası, hasta taşıma şekli, Süleymani’ye de tiryakiler,, cücelik, hamilelik gibi resimler, cephede yaralı hastanın yara dağlaması, hekim başları, doğumla ilgili sahneler, Hz. Muhammet’in doğumu, annenin çocuğu beslemesi, İslam ve Selçuklu minyatürleri Ord. Prof. Dr. Süheyl Önver’in Özgün tasarımları minyatürleri de yerlerini almış duvarlarda Hekim Farabi’yi, resmetmiş, başka bir odaya geçtiğimizde Fotoğraflar yer alıyordu duvarlarda yıl yıl mezunları gösteren fotoğraflar, 1875-1920 yılları arasında Mekteb-i Tıbbiyeye ait Tıp ve Eczacılık diplomaları, ve bir erkek iskeleti.

Her oda başka bir yaşanmışlıklıkları serdi gözlerimize, Trileler (süt sağma pompası), meme başı koruyucusu, Dinamometre, I. Dünya Savaşı dönemine ait Otoklav, Kaynatma cihazları, Etüvler (Sterilizasyon) Tromeller,gaz yağı ocakları, Benmariller, Sartarius terazisi, Epidiaskop (projeksiyon makinası), mikroskop ve eklenen parçaları ve hemen yanı başında kavanozları doldurmuş dondurulmuş yılanlar çıktı karşımıza. Birinin ölümünün sebebi zehri yok etmek için onlara panzehirleriyle yeni bir hayat bahşetmek için görevlerini bitirmiş yılanlar. İnceleyerek sürdürüyoruz gezimizi Radyoterapi aleti, Elektrik kaynağı (Elektroliz için), göğüs rontgenleri, cam dialar, Balon jojeler, Monometreler, Esbah tüpleri, Mezurlar, Torsiyon terazi, Basınç ölçer, Manometre, Kan ölçüm aleti ve İlk biyokimya otoanalizator modeli- Vakum makinası, Daralı terazi, Komba terazisi, Daktilo, Kan sayımında kullanılan aletler, Nabız ölçme aleti, kan gazı ölçüm aletlerini gördükten sonra teknolojinin nereden nereye geldiğini görünce insanoğlunun yapamıyacağı hiç bir şeyin olmadığını anlıyor insan.

Cerrahi tedaviye ve ilaçla tedaviye ait malzemeleri gördükten sonra fermanlar, doktorlara verilen nişan ve kokartlar ve rozetlerden sonra gezimizi tamamladık.

Tarihte yolculukta başka bir mekanda buluşmak dileğiyle Sağlıklı ve mutlu yaşam dilerim.