Tarihini bilmeyen mlletlere tarih tekerrür eder

ORDU’ NUN ÖNEMİ

Osmanlı Devleti’ ni yıkmak ve parçalamak için tezgahlanan emperyalist oyunların sahneye konmasının üzerinden 100 yıl geçti.

100 yıl önce sahneye konan oyunlarla Türk’ ler Balkan Faciası, 1. Dünya Savaşı işgalleri gibi felaketler yaşamıştır. Balkan Harp’ leri sırasında Türk köylerine yapılan çete saldırıları ve çıkan savaş sonucunda Balkanlarda büyük bir insan kıyımı ile sonuçlanan acı göç olayları yaşanmıştır. 1. Dünya Savaşı sonucunda yaşanan işgal yıllarında, büyük acılar ve ölümler olmuştur. Emperyalist güçler Osmanlı topraklarını diledikleri gibi parçalamışlardır. Bu kanlı hesaplaşma ve paylaşmanın bedelini de Türk halkı ödemiştir.

 

Paylaşım yıllarında Osmanlı topraklarında yaşayan diğer azınlıklar hiç söz konusu  olmamıştır. İşgalin ve savaşın bütün bedeli Türk halkı tarafından ödenmiştir.

100 yıl sonra bugün yaşadıklarımız eski ve kanlı bir oyunun tekrar sahnelenmesi gibidir. Biz bu oyunu daha önce çok kanlı bir bedel ödeyerek izlemiştik. Bugün yine ayni oyunu bize sunmaya çalışıyorlar. Sahneye koymak isteyen emperyalist güçler yine ayni güçler. Yalnızca tetikçiler değişti. O günün Bulgar, Sırp ve Yunan çetecilerinin yerini bugün PKK yönetimindeki Kürt Çeteleri almıştır. Sırp, Yunan ve Bulgar halkları savaş’ ın ne kadar acı felaketler getirdiğini yaşayarak görmüşlerdir. Cumhuriyet Türkiye’ sinde eşit ve özgür vatandaşlar olarak yaşayan Kürtler ise bu oyunun henüz farkına varamamıştır. Kanlı bir iç savaş’ a doğru tırmandırılmak istenen saldırılar, son bulacak gibi değildir. Biz savaşmaktan kaçan bir millet değiliz. Ancak böyle kahpece ve tuzaklarla dolu bir savaştan anlamayız. Karşı karşıya bir savaşın neticesine de her iki taraf katlanmalı artık.

Atatürk o gün yaşananları sanki yüz yıl sonra tekrar yaşayabileceğimizi tahmin ederek bizi zaman tünelinde uyarmıştır. 31 Temmuz 1920 tarihli konuşması bugün içinde ibret verici örneklerle doludur.

23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduktan sonra Anadolu ve Trakya’ da kurulan Kuvayı Milliye güçlerinin ordu merkezlerinde toplanması girişimleri başlamıştı.

31 Temmuz 1920 günü Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’ nde Mustafa Kemal subaylara şu tarihi konuşmayı yapar.

“Arkadaşlar, İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez.

Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.

Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdani imanıdır.

İngilizler milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silahlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti bağımsızlığını muhafaza etmek için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan müdafaasız ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzeti nefsine, her türlü haklarına ve mukadderatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak planını takip ettiler ve ediyorlar.

Herhalde ordu düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülatları kalmaz.”

(Konuşmanın tamamı ve yaşanan olaylara ait geniş bilgileri Ziya Çağlı’ nın TRAKYA’ NIN TARİHİ KURTULUŞ GERÇEĞİ kitabından okuyabilirsiniz)