Tarihte Yolculuk – Adalar Müzesi (Büyükada)

Türkiye’nin İstanbul İli’nin Adalar İlçesine bağlı Büyükada’da yer alan müze 10 Eylül 2010 tarihinde İstanbul Avrupa Kültür Başkenti, Ajansının desteğiyle açıldı.

İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi olarak bilinmektedir. Adalar Vakfı ve Adalar Belediyesi işbirliği ile Büyükada’nın güneyinde adanın en eski tarihsel  yerleşim yeri olan Aya Nikola bölgesinde kurulmuş olan müzenin kalıcı sergilerinin yer aldığı ana binasına yenilenek kullanıma sokulan eski bir helicopter hangar evsahipliği yapmaktadır.

Müze, Prens adalarının jeolojik oluşumundan bu güne uzanan hikayesini binlerce Osmanlı Arşiv belgesi, fotoğraf yüzlerce belgesel film, bugünün adalarını belgeleyen video klipler Adalar’da hizmet veren kamu kurumlarının arşivlerinden elde edilen dökümanlar, sözlü tarih kayıtları, Ada’lıların bağışlarından oluşan bir koleksiyon ile sunmaktadır.

23 Nisan günü arkadaşım Ülker Eroğlu ile birlikte İstanbul Kabataş’tan gemiye binip Büyükada’ya ulaştık.  Güzel bir havada ellerimizde fotoğraf makinaları ile muhteşem güzelliklerin arasından yürüdük. Faytonlarıyla ünlü Ada’da biz yürümeyi tercih ettik. Bir çok yazarın, şairin yaşadığı mavi atlasın üzerine taht kurmuş zümrüt yeşili güzelliğindeki ada’nın  her karesi cennetten bir köşe gibiydi. Köşklerin, yalıların arasından ilerlerken yolumuzun solunda Reşat Nuri Güntekin’in yaşadığı eve geldik.  Evin önündeki yazıyı gördük. “ (1892-1956) 1892 yılında İstanbul Üsküdar’da doğdu. Babasının görevi icabı çocukluğu ve gençliğinin ilk çağları genellikle Anadolu’da geçti. İlk eseri Eski Ahbap hikayesidir. (1917) Paris’te Unesco’da Türkiye’yi temsil etti. Hikayeci, romancı ve mizah ve tiyatro yazarı, eleştirmen, çevirmen, öğretmen, müfettiş, dilci ve eğitimci olarak edebiyat ve kültür hayatımızda önemli bir yeri vardır. Onun eserleri ile piyes yazarlığımız hikaye ve romancılığımız gerçekçi bir yöne çevrilmiştir. Eserlerinde kuvvetle yaşatılan insanlar hep yerli ve milli tiplerdir. Tedavi için gittiği Londra’da 1956 yılının Aralık ayında vefat etmiş ve Karacaahmet mezarlığına gömülmüştür. “  diye yazıyordu okuduk, fotoğraflarımızı çektik ve yolumuza devam ettik.

Uzun bir yürüyüşten sonra müzeye ulaştık. Müzeye girdiğimizde  girişinde M. 10.000,  M. Ö. 8000, M.Ö. 6500, 3. Yy. Başı, 15. Yy. Ortaları, 1453-19.yy. 1923 dönemleri yazılı levlara gözattıktan sonra zırhlı balık fosilini gördük. Adaların doğal ve egzotik bitkilerini gösteren duvar panosunun yanında Marmara Denizi balıkları ve planktonlarının gösterimlerinin olduğu cihaz yeralıyordu. Odanın ortasında sütün ve sütun başlıkları bulunuyordu. Sütün başlığı 5.6 yy. Erken Bizans dönemi,  mermer çanak çömlek replikaları günümüzden 8000 yıl once Neolitik çağ, İstanbul Pendik, Fikirtepe kazıları Keramik , pişmiş toprak  6 adet, Ampora 14. Yy. Sedefadası. Ahmet Tanrıverdi bağışı. Sütün kaidesi Bizans dönemi, biraz ilerleyince panjurları gördük.  İliasko ikiz evlerine ait çeşitli boyutlardaydı.  Kiremitler Fethi Okyar bağışı 7 adet pişmiş toprak. Yeşil boyalı şezlong 20. Y.y. ikinci yarısı Neslihan Toki bağışı demir. 70 cm en x 178 cm boy, 65 cm. yükseklik.  Şezlong Büyükada Derviş köşkü için 1950’li yıllarda Sedad Hakkı Eldem tarafından tasarlandı. Rum bir usta tarafından imal edildi. Yine izlemeye devam ederek yürüyoruz, bir bölümde 20. Y.y. ilk yarısına ait ayakkabılar var. Büyükada Yetimhanesi öğrencilerine ait deri, bej 24 cm.  3 adet cam şişe 23, 24, 28 cm. uzunluğunda yine yetimhaneye ait. Metal tabak 22 cm. çapında.  Başka bir bölüme geçiyoruz Heybeliada Ruhban okulu geçici olarak sandalye bağışlamış. Takım elbise,  Saat, gözlük, daktilo ise Melih Cevdet Anday’a ait. Hatice Farsakoğlu bağışlamış.  Ütü, file, makas, kibrit,  Ahmet Tanrıverdi bağışı. Makas Ada’lı bir terziye ait. Makası yapan usta Hosep Markoyan.  Odanın köşesinde ayaklı dikiş makinası  1930, Ahmet Tanrıverdi bağışı,. Atatürk’ün kullandığı prağın replikası Levent Levon Kordonciyon bağışı.  Sandık 1900’lu yıllar ,  Pompalı gaz ocağı 1950 Ahmet Tanrıverdi bağışı. Anahtarlık, kilise tütsü kabı,  1930 Ahmet Tanrıverdi bağışı, Kapı kilitleme mekazınzamısı, terazi, Kutsal Ekmek mührü 20. Yy. Ilk yarısı Uçurum Manastırı Başrahibi Nektorios Selalmaz bağışı. Mazgala camı , 19. Y.y. ilk yarısı Avedis Hilkat Kevork bağışı 3 adet. Zoka parlatmak için kurşunun üzerine sürülerek avlanmaya hazırlar. Tahmini yaşı 100+ Ada’lı balıkçılar torik ve palamut avında kullandılar. Zoka kalıbı 19. Y.y. Avedis Hilkat Kevork bağışı. Kevgir 1920 li yıllar Ahmet Tanrıverdi bağışı.  Porselen tabak Heybeliada’da su sporları kulubü bağışı.  Duvarda ayaklı saat ilişti gözümüze. 19.y.y. ikinci yarısı. Kınalıada S. Krikor Lusovoriç Ermeni Kilisesi Vakfı yönetim kurulu bağışı. (Ahşap, haftalık kurmalı) İki ağırlıkla çalışan çalarlı ve repeticionlu Fransız Comtois saatlerinden biridir. Çok sayıda parçadan oluşur. Yine Ahmet Tanrıverdi bağışı Lambalı radyoya dikkatimizi çekti ve  biraz ilerisinde Barometre 20. Y.y. ilk yarısı Heybeliada Senatoryumu Gökhan Akçura bağışı. Ahşap metal. Çapa, 20. Yy. Adalar Belediyesi Metal zincir halat 20 . y.y. ve can simidi. Doğan Şahin adı yazılı olan jetski.  Bir başka bölümde Lefter Küçükandoniadise’ye ait plaket, Fair Play ödülü.  Ahmet Tanrıverdi bağışı Gramofon.  Piyano Vogel marka 19.y.y. başı Dresden imalatı Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın kardeşi Hacı Sadık Bey’in 5. Kuşaktan torununa ait  (Kınalıada’da yaşamış) Esin Belgül bağışı.

Kitap bölümüne geçiyoruz. Feride Özmat  (Yitik Ada günceleri), İsabel Allende (Denizin altındaki Ada) Necmi Tanyolaç (Ada’nın yeşilçamları) kitapları v.s. Büyükada’da iz bırakanlara ait bir köşe kişiler hakkında kısa da olsa notlar ve iz bırakanlar:

Monalis Kostidis Gazetesi, Lefter Küçükandonyadis (Futbolcu), Sait Faik Abasıyanık (Burgazadalı yazar) Eirene; Bizans’ın İlk ve tek kadın imparatoru Büyükada’ya sürüldü. M. Kemal Atatürk (Atatürk sık sık Büyükada’yı ve Anadolu külubunü ziyaret etmiş) Fethi Okyar, İsmet İnönü (Heybeliada’da ev ve bugün müze), Yesari Asım Arsoy, Lev Davidovis Troçki, İhap Hulusi Görey (Grafiker Ressam), Mina Urgan, Ziya Gökalp, Melih Cevdet Anday, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, Nurullah Ataç,  Reşat Nuri Güntekin, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Heybeliada), Aziz Nesin, Zeyyat Selimoğlu,  Ahmet Rasim, Sait Faik Abasıyanık, Halide Edip Adıvar, Fazıl Ahmet Aykaç, Zabel Asadur  (Şair yazar), Zareh Yaldızcıyan (Zahrad) şair, yazar.  Ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu.

Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Sivriada, Yassıada, Kaşıkadası, Tavşanadası, adlı 9 adadan oluşan Büyükada İstanbul Adalarının özellikle Bizans döneminde saray mensuplarının sürgün yerleri olduğu için prens Adaları diye adlandırıldığı söylenir. Prens adalarının adını nereden aldığına dair toplumsal tarihin izlerinden giden bir kısa anlatı. (1864) Bizans imparatorları zamanında pek konuksever sayılamayacak bu dört ada meşhur bahtsızlara sürgün ya da esaret yeri işlevi görüyordu. Bu sürgünlerin arasında çok sayıda taç giymiş insanın yer alması nedeniyle bu kayalıklara prens adaları adı verildi; daha sonra bu isim küçük takımadaların bütünü için kullanıldı. Bu takımadaların en büyük ve en güzel  iki adası olan Büyükada ve Heybeli’nin prenslerin düşmanlıklarından çok görkemlerine tanık oldukları doğrudur. Çünkü bu adalar Bizans imparatorlarının yazlıklarıydı ve onların şatolarıyla güzelleştirilmişti.  Ancak o zamanlar hükümdarlar bu günkünden daha hızlı bir biçimde saraydan zindana geçtikleri ve bu adalarda bahtı açık olanların ve çile çekenlerin konutları iç içe olduğu için aynı adın bütün adalar için kullanılmasından daha doğal bir şey yoktur. Çünkü bugün bir adada oturanın ertesi gün bir başka adaya farklı bir konumda geçmesine alışılmıştı. Demek ki bu adalar halkın gözünde insan yaşamının en şiddetli karşıtlıklarının simgesi, gururla küçük düşmelerin, büyüklükle hiçliğin, mutlulukla sefaletin, birbirine karıştığı bir yerdi. Tek kelimeyle; bunlar gerçekten Prenslerin adalarıydı. Prens adaları topluluğu içinde İstanbul’a en yakın ada olması nedeniyle Kınalıada tarihte en çok sürgün bu adaya yapılmıştır.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…