Tarihte Yolculuk – Doğançay Müzesi

576

Resme olan tutkumdan dolayı bir süredir merak ettiğim müzeyi gezmeye Beyoğlu’na gittim.  Burhan Doğançay’ın bazı eserlerini İstanbul Modern Sanat’ta görmüştüm.

Müze kapılarını sanatseverlere Ekim 2004’ te açmış. Müze,150  yıllık 5 katlı tarihi bina içinde yer alıyor. Müzede baba ,oğul’un resimleri sergileniyordu.  Önce 3. Kata asansörle çıktım,  büyük bir dikkatle izleyerek eslerin arasından önce 2. Sonra 1. Kata indim.  Bazıları normal tuval ama bazıları sanki  sokaktan bir kapı çıkarılıp sergiye getirilmiş hissi veriyordu.  Her tablo isimlendirilmiş, dikkatimi çeken biri Çiviler ve gölgeler adıyla yer almış duvarda.  Beyaza boyanmış zemin ve üzerine 5,6 küflü çivi çakılmış, boyayla gölgelendirilmişti.

ADİL DOĞANÇAY : 1900 yılında doğan Doğançay Türk ordusunda harita subayı olmasının yanı sıra iyi bir resssamdı. Genellikle izlenimci tarzda  çalıştığı eserleri, hayatının çoğu zamanını doğada geçirmesi sebebiyle kır ve deniz manzaralıdır.  Müzede eserlerinin çoğu 1940 ile öldüğü 1990 yılları arasında yapılmıştır.

BURHAN DOĞANÇAY : Sanat eğitimini ilk olarak babasından ve tanınmış ressam Arif Kaptan’dan aldı. İyi çizimin önemini küçük yaşlarda kavramıştı. 1950’li yılların başlarında öğrenci olarak Paris’e giden Doğançay, bu yıllarının önemli bir bölümünü Paris Academie de la Grande Chaumiere de sanat okuyarak geçirdi. Bir yandan da Paris Üniversitesi’nde daha sonra doktora diploması aldığı hukuk ve ekonomi okuyordu. Bu dönemde  düzenli olarak resim yaptı ve bir kaç karma sergiye katıldı. Türkiye’ye dönüşünden  kısa süre sonra Ankara Sanat Severler Kulubü’nde babasıyla “baba-oğul”sergileri açtı. Doğançay 1962’de devlet görevi nedeniyle New York’agitti. Kısa süren memuriyetten sonra 1964’te kendisini tamamen sanata adamaya ve New York”ta kalmaya karar verdi. Bundan 40 yıl kadar sonra doğduğu kent İstanbul’a  dönmesi ve kendi müzesini açması hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Burhan Doğançay, büyülendiği kent duvarlarının etkisini yansıttığı  eserleriyle tanınır. 40 yılı aşan bir süre içinde yaptığı resimler, grafikler, Aubusson duvar halıları, heykeller ve fotoğraflarında 114 ülkeye yaptığı yolculuklarının izlerini görmek mümkündür. Kent duvarlarının Doğançay için özel bir anlamı vardır, toplumsal, siyasal ve ekonomik  değişimde yansıyan zamanın geçtiğini gösterirler.  Ayrıca, hava koşullarının saldırılarına ve insanların bıraktığı izlere de tanıklık ederler. Doğançay’a göre kent duvarlarını insan deneyimi için anıt yapan budur.

Doğançay Müzesi, halen teşhirde olan 150’den fazla eserle,erken figuratif yapıtlarından duvar esintisi yapıtlarına kadar, Doğançay’ın eserlerinin evrimini çarpıcı bir görsel araştırmayla sunuyor bizlere. Eserlerini kağıt, tuval,, duralit gibi zeminlere uygulamış, yağlı boya, guaj,  sulu boya, akrilik boyalar kullanmış. Genelde soyut çalışmalar zemin üzerine anahtar, çivi, kapı kilidi, ya da kapı kolları ekleyenek karışık teknik kullanmış.  Tuval üstüne kestiği gazete küpürlerini yapıştırarak kolaj tekniğini başarıyla sunmuş bizlere. Kara kalem resim çalışmaları, çektiği fotoğraflar, kullandığı palet ve fırçaları renk katmış müzeye. Bir bölümü eserlerinin çoğaltılmasıyla yaptırdıkları hediyelik objelere ayrılmış. Bunlar arasında plaj çantası, kalemlik, anahtarlık, cüzdan gibi hediyelik eşyalar yer alıyordu. Tablolarının ebatları çok farklılık gösteriyordu. Çok küçük boylarda yaptığı kara kalem ve sulu boyalar aynı çerçeve içinde yer alıyordu.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda buluşmak dileğiyle…