Tarihte Yolculuk – Dünyanın en eski 2. metrosu – Beyoğlu-Karaköy Tüneli

84

Tarihte yolculuğumuzda bu defa İstanbul İli Beyoğlu ilçesinde Karaköy-Beyoğlu tünelini ziyaret ettik. İkiz kızlarım Eda Nur Bilgin ve Seda Nur Bilgin’le birlikte Karaköy’den bindik, Taksim’de indik. Güzel bir tarihte yolculuk yaptık. Günde 181 seferle ortalama 15 000 yolcu taşıyan Tünel, dünyanın en eski ikinci metrosu olarak bilinir. Eugene Gavan adlı bir Fransız mühendisin fikir mimarı olduğu Beyoğlu-Karaköy Tüneli’nin muazzam hikayesine doğru bir yolcuğa çıkıyoruz.

1867 yılının yaz aylarında, genç ve Fransız asıllı bir mühendis olan Eugene Gavan uzun zamandır kendisine methedilen İstanbul’a gelir.On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında, Fransız mühendisin geldiği dönemde İstanbul kendine özgü bir şekilde iki ayrı yakaya ayrılmaktadır. Bu iki yakayı Haliç ayırır ve İstanbul’un Türk-Müslüman kesimi Haliç’in “İstanbul” adı verilen sol yakasında, Avrupa’lı –Hristiyan kesimse “Galata-Beyoğlu” denilen sağ yakasında yer alır.

Eugene Gavan Batılıların olduğu kesimde, otelde kalmakta ve şehrin Müslüman olduğu öbür yakayı merak etmektedir. Her sabah Beyoğlu’ndaki otelinden çıkıp yürüyerek şehri gezen Eugene Gavan Yüksek Kaldırım yokuşuna gelir ve aşağı iner. Bir gün Karaköy’e uzanan dik yokuşta aşağı bir yukarı gidip gelen bir kalabalığa rastlar. Bu dik yokuşla kalabalığı bir arada gören Eugene Gavan’ın zihninde fikir doğar. Arazi durumunun elverişli olduğunu gören genç Fransız, burada yer altı asansörü yapılabileceğini düşünür. İstanbul’a yalnızca tatilini geçirmek için gelmesine rağmen bu fikir onu heyecanlandırır ve çalışmaya koyulur. İki ay için geldiği şehirde iki sene kalan Eugene Gavan, 1869 senesinin kış aylarında Yüksek Kaldırım olarak bilinen bu yokuşun yanındaki bölgede yer altı asansörü kurulması için tüm planlarını hazırlar Gavan, bu işin gerçekleşebilmesi için ihtiyaç duyduğu yüklü miktarda para için önce bir Fransız olarak Fransız hükümetine başvurur Fransa’nın reddetmesi, genç mühendisi yıldırmaz ve bu kez de İngiltere hükümetinin kapısını çalar. İngiltere bu teklifi sıcak karşılar ve gerekli parayı vermeyi kabul eder.

Dünya’nın ilk metrosu Londra’da Farrington Sokağı ile Bishop köprü yol arasında kalan 6 km. lik bölümde yapılmıştır. 1863 yılında hizmete giren metroda vagonlar buharlı bir lokomotif tarafından çekilmektedir.

Plan ve bütçe ayarlanmasına ayarlanır ama sıra en zor kısma gelir. Bu iş için Osmanlı Devleti’nin ve yani Sultan Abdulaziz’in oluru gerekmektedir. Bu fikre adeta aşık olan Eugene Gavan, Osmanlı Devlet adamlarıyla da tek tek görüşüp onları ikna eder. Böylece Galata ile Beyoğlu arasında bir yer altı asansörü kurulmasını onaylayan ferman 6 Kasım 1869’da çıkar. Büyük bir mutlulukla derhal işe koyulan genç mühendis, yüzlerce işçiyle yoğun tempoda çalışır. O zamanın teknolojisiyle beş yıl süren inşaat 1874’te tamamlanır. Ancak İstanbul halkı ilk başlarda mühendis ile aynı mutluluğu paylaşmaz. O tarihlerde ulaşımını atlı arabalarla sağlayan İstanbul halkı, yeraltından giden bu “acayip” taşıtı yadırgar. Yeraltına inmeyi, toprağa girmeye benzeten halkın taşıta sıcak bakması için tünelin vagonuna bir de furgon eklenmesi kararlaştırılır. Bu sayede yolcular hayvanları ve yüklerinin de taşıta konabileceğini görünce taşıta daha iyi gözle bakmaya başlar.

Beş yaş altındaki çocuklardan ücret alınmaması gibi uygulamalarla da İstanbul’lu ların Tünele binmesi teşvik edilir. Taşıt gün geçtikçe İstanbul halkının da hoşuna gider ve Tünel şehirlinin bir parçası olur. Tünel ilk zamanlar 150 beygir gücünde 2 buharlı makine ile çalışıyorken, 1911’den sonra elektrikli sisteme geçer. Tünel 1911’e kadar, açılışta sermayeyi ortaya koyan İngiliz şirketinin idaresi altında kalır, daha sonra “Şirket-i Osmaniye” adıyla kurulan bir Fransız şirketi tarafından satın alınır.

Karaköy ile Beyoğlu’nu birbirine bağlayan Tünel, 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti hükümetince 175 bin liraya devralınır. Dünyanın ikinci metrosu olarak bilinen Tünel, aynı zamanda ilk yer altı finüküler sistemi olarak da bilinmektedir. Bu gün İstanbul’un Tarihi Yarımada’nın önemli ulaşım araçlarından biri olan Tünel 145 yıllık serüveni boyunca yalnızca 2 kez kaza yapar. Sabah saat 07.00 itibariyle yolcu taşımaya başlayan Tünel’in, iki durak arası yolculuğuysa 90 saniye sürmektedir.

Tarihte yolculukta başka bir mekanda görüşmek dileğiyle…