Tarihte Yolculuk – Fatih Cami (Fatih Sultan Mehmet Türbesi)

1051

İstanbul denildiğine Fatih Sultan Mehmet akla gelen ilk isimlerden biridir. Fatih Camii İstanbul’da 5 vakit cemaati en kalabalık camilerden biridir. Camiye her gün binlerce civarlardan cemaat geliyor. Fatih Sultan Mehmet’in yaptırmış olması nedeniyle gerek yurtiçi,  gerek yurt dışından ziyaretçisi bol olan camidir.  Fatih Sultan Mehmet’in türbesi de adıyla anılan Fatih camiinin yanı başındadır.

Bizans devrinde camiinin bulunduğu tepede I. Contantinus döneminde yapılan Havariun kilisesi vardı.  Fatih camii imparator Contantinusun mezarı üzerine inşa edildi.

Fatih camiinin ilk yapım yılı Mart 1463 – Aralık 1771 tarihidir. İstanbul’un fethinden sonra inşa edilen ilk Selatin camii ve külliyesidir. Banisi Fatih Sultan Mehmet olan yapı 1462-1470 yılları arasında Mimar Atik Sinan’a yaptırılmıştır.Külliye olarak tasarlanan yapıda medrese, darüşşifa, tabhane, aşevi, kütüphane, hamam ve camii bulunur. Yapının inşasında seçilen alanın önemi büyüktür. Bizans döneminde burada Hagioi Apostoloi Kilisesinin olduğu bilinir. Külliyenin inşası içinde bu noktanın seçilmiş olması burada yeni bir inancın hakim olduğunu simgelemektedir. Bu yapılar topluluğu tam bir simetriye göre yapılmıştır. Külliyenin ortasında caminin bulunması şehrin en önemli dini ve kültürel merkezini oluşturur. Yapının çevresinde birimler doğru bir biçimde korunamadığından ve 1509, 1557,1754, ile son olarak yıkıldığı 1766 depreminden sonra geçirdiği hasarlar sonucu topluca günümüze ulaşamamıştır. İlk Türkçe ezan burada okundu. İstanbul’un ilk Üniversitesi bu caminin külliyesindeydi.
Mimarı Sinaüddin Yusuf Bin Abdullah (Atik Sinan) olan caminin yapına 1462 yılında başlandı. 1470 yılında tamamlandı.

Evliya Çelebinin seyahatnamesinde yer alan bir rivayete göre, İstanbul’u fetheden Fatih, şöhretine uygun bir camii yapılmasını ister. Ancak camii tamamlanınca gördüğü yapı kendisini öfkelendirir. Atik Sinan’ı yanına çağırır ve benim camimi niçin Ayasofya kadar yüksek etmeyip sütunlarını üçer arşın kesip Ayasofya’dan alçak ettin diye azarlar. Mimar başı da Padişahım İstanbul’da zelzele çok olur, yıkılmasın diye alçak ettim diye özür diler. Fatih, özrü cürmünden şiddetlidir diyerek mimar başının ellerini kestirir.

Sultan III. Mustafa’nın emriyle yaptırılan bu günkü Fatih Camii, özgünlüğünü kaybetmiş ve bu günkü görünümünü kazanmıştır. Örneğin, ilk yapımında tek şerefeli olan minareler bu gün birer şerefe daha eklenerek ve boyları uzatılarak, külahları da kurşun kaplı ahşaba çevirip, yapılarak yenilenmiştir. Fatih Camiinin ortasında büyük bir kubbeye mihrap tarafından bir yarım kubbe ve yanlarda da küçük üçer kubbe inşa edilmiştir. Camiinin mihrabı ise orta mekanın yarısı büyüklüğünde taşkın bir bölmedir. Günümüze de ulaşan dış avlu kapısı kakma tekniğinde süslenmiş renkli taşlarla bezenmiştir. Cümle kapısı duvarı ve buna bitişik olarak iki minarenin yükseldiği kısım yine günümüze ulaşabilen eserlerdendir. Minarenin kürsü kısmında taşa işlenmiş güneş saati önemlidir.

Camide diğer camilerden farklı olarak bir resim tablosu da bulunuyor. Bu tablo ise son Şeyhülislamlardan Mustafa Sabi’nin damadına aittir. Tablonun üzerinde bir dünya küresi, ortasında Kabe-i Muazzama, hemen yanı başında Medine-i Münevvere var. Bir tarafında Topkapı Sarayı, bir tarafında da Hicaz demir yolu çizilmiş. Sarayın Balkonunun üzerinde bir rahle var ve üzerine Kuran-Kerim konulmuş. Osmanlı’nın Dünya’ya adaletle hizmet ettiğini ve Kabe-i Muazzama ve Medine-i Münevvere-i Dünya’nın kalbi olarak telakki edip oraya hizmet götürmeyi Milletimizin şeref saydığını sembolize eden bir tablodur.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…..