Tarihte Yolculuk – II.Mahmut Türbesi

325

İstanbul’da Sultanahmet’e giderken yol üzerinde olan ve arada sırada ziyaret ettiğim türbelerden biridir. II. Mahmut 30. Osmanlı Padişahı ve 109. İslam halifesidir ve 95.sidir. Osman Gazi ve Sultan İbrahim’den sonra Osmanlı Hanedan’ının üçüncü ve son ağasıdır. Son altı Padişahın ikisi onun oğlu, dördü ise torunudur. Tahtta kaldığı 31 yıl Osmanlı tarihinin siyasi açıdan en bunalımlı dönemlerinden biridir.

20 Temmuz 1785 yılında İstanbul’da dünyaya gelen II. Mahmut’un babası I. Abdulhamit, annesi ise Nakş-ı Dil Sultan’dır. Şehzadeliğinde yüksek din ve fen ilimleri, askeri teknik bilgiler ve devlet idaresi konusunda da dönemin en önemli alimleri tarafından geliştirildi. Şehzadeliği sırasında amcası III. Selim’in yenilikçi düşüncelerinden etkilenen II. Mahmut, Kabakçı Mustafa isyanı ile tahttan indirilin amcasının yerine geçen ve asilerle işbirliği içinde olan IV. Mustafa’nın Alemdar Mustafa Paşa tarafından tahttan indirilmesi üzerine 28 Temmuz 1808 yılında Osmanlı tahtına geçti. II. Mahmut tahta geçtiğinde 23 yaşındaydı. Avrupa’daki yenilikler ve gelişmeleri yakından takip etmekteydi. Tahta geçmesine yardımcı olan Alemdar Mustafa Paşa’ya geniş yetkiler vererek iç karışıklıklara ve devletin otoritesinin zayıflamasına neden olan “Ayanlar” meselesinin çözülmesini istedi. Bunun üzerine 28 Eylül 1808 yılında İstanbul’da toplanan ayanlar ile hükümetin emirlerini yerine getireceklerine dair Sened-i İttifak’ı imzaladı. Bu olay padişahın ayanlar karşısında çaresiz durumda görülmesine yol açtığı için bu belgeler kısa bir süre sonra yok edildi. Amcası II. Mahmut, Nizam-ı Cedit ordusunu Sekban-ı Cedit adıyla tekrar düzenledi. Sekban-ı Cedit’in giderek güçlenmesi ve aylıklarının fazla olması nedeniyle rahatsız olan Yeniçeriler ayaklandılar. Bu ayaklanmada Alemdar Mustafa Paşa yaşamını yitirdi.

İstanbul’da birçok yangının ve yağmanın başlaması üzerine 18 Eylül 1808 yılında Sekban-ı Cedid ocağı kaldırıldı. 1831’de sadece erkekleri kapsayan nüfus sayımı yaptırdı. Bu sayım sonucunda 4 milyon hırıstiyan ve 8 milyon Müslüman tespit edildi. Ayrıca Anadolu’da 2500,000 dan fazla Rumeli’de150.000 erkek vatandaşın yaşadığı tespit edildi. 1 Kasım 1831 yılında ilk resmi gazete olan Takvim-i Vakai’nin çıkmasını sağladı. Posta teşkilatının kurulması ve 1838’de ilk karantina uygulaması ve yine II. Mahmut döneminde gerçekleştirildi. Yabancı tüccarlarla rekabet edebilmesi için yerli tüccarlara gümrük kolaylıkları getirildi. Ülke içinde ve dışında yapılacak seyahatler için, bazı esaslar kabul edildi. Buna göre ülke içinde seyahat yapacak yurttaşlar murur teskeresi (geçiş belgesi) taşıyacaklar ülke dışna çıkacak yurttaşlar da Hariciye (Dış işleri Bakanlığı) pasaport alacaklardı. Mimari alanlarda da çalışmalar yaptı. Ülkenin sanat, hayır ve sosyal kurumlarına önem vererek pek çok eser yaptırdı. Beyazıt yangın kulesini, Unkapanı ile Azapkapı arasındaki şimdiki Unkapanı köprüsü denilen Mahmudiye köprüsünü, Beylerbeyi  ve Çırağan Saraylarını, Tophane’de Nusratiye, Bahçekapı’da Hidayet, Üsküdar’da Adliye, Arnavutköy sahilinde Tevfikiye camilerini yaptırdı. Hazret-i Halid’in türbesini tamir ettirip üzerindeki yazıyı kendi el yazısıyla yazdı. Tophane’de Kadiri Camii ve tekkesini tamir ettirdi. Gayret ve azim sahibi olan II. Mahmut “Adli” mahlasıyla şiirler yazdı.

İstanbul’un Fatih İlçesi Çemberlitaş’ta bulunan türbe 17 metre çapında bir kubbe ile örtülü olan türbenin içerisinde 18 sanduka vardır. Sultan II. Mahmut Sultan Abdulaziz ve Sultan II. Abdulhamit’e ait olan sandukalar madeni ve sedef şebekeler içerisine alınmıştır. Asıl türbe içerisinde gömülü olan üç Osmanlı padişahının eserlerine ve çoçuklarına ait sandukalar burada bulunmaktadır. Çemberlitaş Divanyolu caddesi üzerinde yer alan Sultan II. Mahmut türbesi 1839 yılında Sultan Abdulmecit tarafından babası II. Mahmut için Ebniye-i Hümayın kalfalarından mimar Ohannes ve Bogos Dadyan kardeşlere yaptırıldı. İnşa için kullanılan arazi II. Mahmut’un kız kardeşi Esma Sultan tarafından tahsis edildi.

1840 yılında tamamlanan Sultan II. Mahmut türbesi çevresinde büyük bir alanı kaplayan bir Osmanlı anıtsal mezarlığı görünümündedir. Sebil, Muvakkithane ve hazireden oluşan türbe Divanyolu caddesine bakan cephededir ve sekizgen planlıdır. Türbenin ön bölümü cadde üzerine taşmış ve buraya birkaç basamak merdiven yerleştirilmiştir. Yapının Sultanahmet yönündeki köşesine de bir çeşme yerleştirilmiştir.

Beyaz mermer sebil, dört sütun üzerine oturan kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin içerisine dilimlere bölünmüş ve her bir dilimin içerisine çiçek demetlerinden oluşan ek kompozisyonlar işlenmiştir. Sebilin iki yanındaki odalara avludan girilmektedir. Türbedeki kitabe de Yeserizade Mustafa İzzet Efendi’ye aittir. Ampir üslupta inşa edilen türbenin, yan yüzeyleri kenarlarından biraz içeriye çekilmiş ve saçak altına kadar uzanan plasterlerle hareketlendirilmiştir. Pencere kemerlerinin hizasında silme türbeyi çepeçevre kuşatarak uzun cephenin pencereli duvarlarının üst bitimine bağlanmaktadır. Ayrıca saçak altındaki yüzeylere çifter kılıçlı birer kalkan kabartmasına da yer verilmiştir. Bu kalkanların bitiminde meşale şekilleri görülmektedir. Bütünüyle mermer kaplı olan cephenin tasarım ve uygulama düzeni, madeni parmaklıklarda ve sebilim alemlerinde de görülmektedir.

Sultan II. Mahmut türbesinin yanında bulunan avlu 1861 yılından sonra hazireye dönüştürülmüştür. 1840-1920 tarihleri arasında görev yapmış olan bir çok önemli devlet adamı, yazar ve şairin mezarları buradadır. Hazirede son dönem Osmanlı taş işçiliğini yansıtan hat ve tarih yönünden önemli 150’ye yakın mermer lahit ve mezar taşı bulunmaktadır. Ahmet Fethi Paşa, Süreyya Paşa, Damat Hasan Hüsnü Paşa, Sadullah Paşa, Sait Halim Paşa, Şevk Nihal kadın, Revnak Kadın, Ferahnuma kadın, Talha Ağa, Hasan Fehmi, Ahmet Samim, Muallim Naci, Ziya Gökalp, Şeyh Bedrettin burada gömülü olan isimlerden bazılarıdır.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…