Tarihte Yolculuk – Kız Kulesi

504

Binlerce yıllık tarihe tanıklık eden Kız kulesi, bu süre boyunca aşkın, sevdanın, yalnızlığın ya da ulaşılmazlığın simgesi olarak nice şaire, ressama, yazara, müzisyene, yönetmene fotoğrafçıya ilham kaynağı olmuştur.

Ben de genelde uzaktan gördüm kız kulesini. Bir gün arkadaşım ressam, fotoğraf sanatçısı Ülker Eroğlu ile Üsküdar’a gittik. Karşısında çayımızı yudumladık. Kız kulesinin fotoğraflarını çektik. Ben de diğer sanatçılar gibi esinlenerek kız kulesinin yağlı boya tablosunu yaptım.

Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eser olan Kız Kulesinin geçmişi 2500 yıl öncesine dayanır. Bu eşsiz yapı İstanbul’un tarihine eş değer bir tarih yaşamış ve bu kentin yaşadıklarına görgü şahitliği yapmıştır. Antik çağda başlayan geçmişiyle; Eski Yunan’dan Bizans imparatorluğuna, Bizans’tan Osmanlıya tüm tarihi dönemlerde var olarak günümüze kadar gelmiştir. Bir çok efsanesi bulunan Kız Kulesinin hikayelerinden en etkileyicisi kavuşamayan iki aşık Hero ve Leandrosun olumsuz aşk hikayesidir. Bu efsanenin Çanakkale boğazının en dar geçidinden ortaya çıktığı söylenir. Ancak günümüzde belki de sahip olduğu en romantik dokusundan olsa gerek, Kız Kulesi denildiğinde en çok bilinen hikayesidir.

Efsaneye göre Üsküdar sırtlarında Tanrıça Afrodit adına bir tapınak vardır. Hikayede adı geçen Hero, genç kızların görev yaptığı bu tapınağın rahibelerindendir. Hero Kulede kumrulara bakmakla görevlidir. Her yıl ilkbaharda, doğanın uyanışı adına tapınak çevresinde törenler yapılır, aşkı bulamayanlar, hayal ettikleri sevgililerine kavuşabilmek için Afrodit’e yakarırlar. Boğazın karşı kıyısında oturan Leandros da bu törene katılmak için tapınağa gelir ve Hero’yla karşılaşır. İki genç birbirlerine aşık olur. Ancak orada büyük bir engel vardır. Hero, bir rahibedir ve evlenmesi yasaktır. Oysa Leandros, ne pahasına olursa olsun Hero’ya kavuşmak istemektedir. Bir gece kıyıdan Kuleye bakarken, Kız Kulesinin tepesinde bir ışık yandığını görür. Hero elindeki meşale ile Leandros’a yol göstermektedir. Durgun denize, ayın parlak ışığı eşlik eder. İyi ve dayanıklı yüzücü olan Leandros, Hero’ya kavuşmak hayaliyle Boğaz’ın sularına atlar. Var gücüyle yüzmeye başlar ve kuleye varır. İki genç, o gece aşklarını kutsarlar.

Kız Kulesi o günden sonra her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros, fırtınalı bir gecede, biricik aşkı Hero’ya kavuşmak için Boğaz’ın azgın sularına bırakır kendini. Hero’da her gece olduğu gibi meşalesiyle, Leandros’a yol gösterir. Ancak Hero’nun biricik aşkına yol gösteren meşalesi rüzgarın etkisiyle söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros, nereye doğru yüzeceğini bilemez ve Kuleden gittikçe uzaklaşır. Yorgun ve bitkin düşen Leandros daha fazla dayanamaz ve Boğaz’ın karanlık sularının içinde kaybolur. İçini kaplayan dayanılmaz endişe ile sabaha kadar sevgilisini bekleyen Hero, Leandros’un cansız bedenini karşı kıyıda görünce bu acıya dayanamaz kendini Kız Kulesinden Boğaz’ın sularına bırakır.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…..