Tarihte Yolculuk – Kırklareli Aşağıpınar Açık Hava Müzesi

Memleketim olan Kırklareli’nde Kırklareli müzesini gezdim ama uzun zamandır gitmeyi düşündüğün Aşağı pınar kazı alanı açık hava müzesi, ve samanlık müzeyi yeni gördüm.

Kırklareli Sarantalı Köylüm Gazetesi’nin 4. Yıl kutlaması için gittiğimde Sarantalı Köylüm Gazetesi Sahibi Mustafa Karaca, yine Sarantalı Köylüm Gazetesi yazarlarından Bünyamin Çakır’la birlikte müze alanına gittik. Oraya gittiğimizde bizi Erdoğan Kantürer ve Atilla Biçer karşıladılar.

Araziye ilk bakıldığında kazı yapılmış üstü kapatılmamış ve halen devam etmekte olan kazı alanı göze çarpıyor. Bir kaç yerde samanlık ve bu samanlığın yanında bir alana eski dönemlerde yaşamış hayvan figürleri yerleştirilmiş. Samanlık müzenin içine girdiğimizde orjinallerinin Kırklareli müzesinde sergilenen eserler  posterlerde duvarlarda  gösteriliyordu. Duvardaki posterleri okuduğumuzda ; Üç yapıdan;

1’inci Samanlık Müze’ye girdik.

Bölgedeki kazıları ve projeyi anlatıyordu.

Aşağı Pınar’da kil heykelcilik, Aşağı Pınar’da tören ve inanç, Aşağı Pınar’da süs eşyaları ve takılar, Aşağı Pınar’da dokumacılık, Aşağı Pınar’da beslenme.  Ve yine devam edince Arkeoloji’de tarihleme, Hangi dönemde nerede ne var, Aşağı Pınar, Kanlı Geçit kazıları, Bu kazıların Amaç ve hedefleri, Kültür tarihi açısından Kırklareli’nin önemi, Kırklareli’nde ilk arkeolojik araştırmalar, Kırklareli araştırmalarında yeni dönem, Kırklareli’nde sürdürülmekte olan projeler, Istrancalarda günümüze kadar süregelen köy mimarisi, geçmişin günümüze yansımaları, Istrancalar’dan Aşağı Pınar’a Sergi evinin kuruluş öyküsü, Arkeoloji nedir, Arkeoloji ne değildir, Çağdaş Arkeoloji nedir. Eski yerleşimler günümüze nasıl ulaşır, yazılarını okuyarak, Erdoğan Kantürer ve Atilla Biçer’den de kazı bilgilerini dinleyerek yine müze haline getirilmiş.

2’inci Samanlık Müze’ye girdik.

Burada höyükteki tarih öncesi dönem mimarisiyle karşılaştık.

O dönemlerde kullanılmış fırın, Aşağı Pınar 6. Kültür katı, buralara maketlerle canlandırmalar yapılmış. Ev içi yaşam, çömlek yapan kişi, ocak, öğütme taşı, ortada hasır, ve yine devam ediyoruz. Aşağı Pınar’da 4. Tabakada yangın geçirerek harap olan bir evin içine  çökmüş döşeme parçaları, Neolitik dönem hakkında bilgiler, Aşağı Pınar’da yerleşim ve yapı geleneğinin değişimi  giderek seyrek mimariye dönüşüyor ve bu değişimleri görerek;

 

3’üncü Samanlık müzeye girdik.

Burada ise tarih öncesi dönem teknolojilerini yansıtan sergi mekanları olarak düzenlenmiş. Bu bölümde neolitik dönemde ne tür araçların kullanıldığı gösteriliyordu. Tarih öncesi zanaatlar (keser,  matkap, balta, alet çantası) ve o dönemde buğday ektikleri biliniyor. Sepetçi,  Boncuk ustası, (o dönemde metal yok) Marangoz, çömlekçi ustası, dokumacı, orjinal fırın tabanı, Burada 1600 yıl kesintisiz yaşam olduğunu öğreniyoruz. Bu  yaşamın 4800 e kadar devam ettiği anlaşılıyor. Trakya’nın ilk çiftçi köyü. Samanlık müze gezimiz bittikten sonra kazı alanlarını dolaştık. Deneysel arkeoloji alanı oluşturulmuş çocuklar için. Eserlerin üstü kapatılıp kazı esnasında çocukların bulması sağlanacak.

Kazılarla Aşağı Pınar’da 8000 yıllık köy canlandı. Aşağı Pınar ve Kanlıgeçit mevkiilerine yayılan kazı alanı bölgedeki ilk tarım topluluklarının başlangıç aşamalarını yansıtıyor. İ.Ö.6400-5000 yılları arasına tarihlenen Aşağı Pınar yerleşimi bölgeye gelen ilk tarım toplumlarını temsil ederken, bu yaşam biçiminin Avrupa’ya Trakya üzerinden nasıl yayıldığını da gösteriyor. Aşağı Pınar’daki bu ilk yerleşimin ardından buranın 300 metre batısına İ.Ö. 3000-2000 yılları arasında yerleşilen Kanlıgeçit ve bölgedeki ilk kent toplumlarının ortaya çıktığı süreci temsil ediyor. Troio II. Katının küçük kopyası görünümündeki Kanlıgeçit Trakya’daki bir Anadolu kolonisi olarak kabul ediliyor. Tarih öncesi dönem toplumlarının bölgedeki gelişim süreci ve farklı coğrafyalarla olan etkileşimi hakkında detaylı bilgiler veren kazılar ilk adımları 1997 yılında atılan ve 2008 yılılndan itibaren yoğunlaşan çalışmalarla bir açık hava müzesine dönüşüyor.

Arkeolojik kazılarla edinilen bilginin toplumla paylaşılmasının yanı sıra kentte bir kültür sektörü bilinci oluşturarak konuyla ilgili bir duyarlılık yaratmak olan çalışma, daha büyük ölçekli bir projenin de ilk aşamasını oluşturuyor.

İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakultesi Prehistorik bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın heyet başkanlığını yaptığı kazı 20 yılı geride bıraktı. 700 m2 alan üzerinde sürdürülen kazılarda ilk çiftçilerin kullandığı kap, aletler ile avlandıkları hayvanlara ait çok sayıda kemik parçalarına ulaşıldı. Ayrıca M.Ö. 6200 ve 4800 yıllar arasındaki döneme ait yapı kalıntılar bulundu. En ilginç olarak ise M.Ö. 5200 yıllarına ait adak çukuru gün yüzüne çıktı. Adak çukuru içerisinde ise bir aslana ait kemikler bulundu. Buradaki amaç en eski kurulan yerleşimi ortaya çıkarmak. Anadolu’dan bölgeye gelenlerin kendi mimarileriyle yerleşim alanları oldukları görülüyor. Yavaş yavaş ahşap mimariler gelişmiş. Samanlıklar görüldü. Katmanlar çok ince. Aşağı Pınar dünyada da çok büyük ilgi görüyor. Neolitik dönem araştırılıyor. Neolitik Çağ : İnsanın yoğun avcılık-toplayıcılık üretime , göçebelikten yerleşik yaşama geçtiği, M.Ö. yaklaşık 10.000 yıl öncesinden başlayan ve  “ilk üretimciliğe geçiş evresi” olarak da adlandırılan Neolitik Çağ’ın en önemli özelliği, besin sorunlarının çözümüyle gerçekleştirilen büyük bir “devrim” olmasıdır. Neolitik çağ insanının önceliği  tarım olmuş, bir çok hayvanın da evcilleştirilmesi gerçekleştirilmiştir; avcılığın yerine hayvancılık, toplayıcılık yerine ise tarım ya da rençberlik geçmiştir. İnsanoğlu ilk kez bu dönemde doğa ile ilişkisini kendi lehine çevirmeyi başarmıştır. Son buzul çağının bitişiyle iklimde meydana gelen değişim daha ılıman ortamda yaşayan bitki ve hayvan türlerinin çoğalmasına olanak vermiş, günümüzdekine benzer doğal bir ortam oluşmuştur. Arpa, buğday gibi bitkilerle koyun keçi ve domuz gibi hayvanların yabanı ataları bu ılıman ortamın flora ve faunasının arasına girmiştir. Bu olumlu değişimin sonucunda insanlık tarihinin ilk büyük devrimi olarak kabul edilen NEOLİTİK DEVRİM yaşanmıştır. Neolitik devrim insan topluluklarının binlerce yıl boyunca geçimini sağladığı avcılık ve toplayıcılık yerine üretime başlaması yani tarım ve hayvancılığı öğrenmesidir. Neolitik devrim elbetteki dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan değişik insan gruplarınca aynı anda yaşanabilmiş değildir. Elde edilen arkolojik verilere göre bu devrim ilk kez Ortadoğu’da ve M.Ö. 9000-7000 yılları arasında uzun bir süreç sonunda gerçekleşmiştir. Bu dönemde Anadolu’nun güney kesimlerinin uygun şartlara sahip olması ve sözü edilen bitki ve hayvan türlerinin doğal yaşama alanı olması nedeniyle Neolitik çağın ilk kez burada başladığı düşünülmekte ve bu düşünce ve arkeolojik verilerle sürekli olarak desteklenmektedir.

İnsan topluluklarının bu dönemde üretime geçmesi bir dizi gelişmeyi de beraberinde getirmiştir. Artık beslenmek için av hayvanlarının peşinde göçetmeye veya tükenen bitkilerin yerine yenilerini aramaya gerek kalmamış aksine, ekilen tohumların yetişmesini, üreyen hayvanların büyümesini uzun sure bir yerde bekleme gereği doğmuştur. Bunun sonucu olarak da insanlar göçebe hayat tarzından yerleşik düzene geçmeye başlamışlar, ilk köy toplumları da böylece yavaş yavaş ortaya çıkmıştır. Güneşte kuruyan çamurun sertleşmesinin öğrenilmesiyle ilk evler daha sonra da kilin pişirilmesiyle çanak çömlek yapımı gelişmiştir  ve yerleşik düzene geçilmiştir.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle….

 

Kırklareli Aşağıpınar Açık Hava Müzesi fotoğrafları için tıklayınız…