Tarihte Yolculuk – Laleli Baba Türbesi

58

Tarihte yolculuğumuzun bu günkü mekanı Laleli Baba Türbesi. Laleli Baba türbesi İstanbul’un Fatih İlçesi adından da anlaşılacağı gibi Laleli semtinde bulunmaktadır. Semte ve Camiye adı verilen Laleli baba türbesinin önünden belki birçoğunuz defalarca geçmiştir, ama hikayesini çok azımız biliyordur. Ben de ikiz kızlarım Eda Nur Bilgin ve Seda Nur Bilgin ile önünden defalarca geçtim.  Laleli Camiinin önünde, Aksaray ile Beyazıt arasında yol kenarında bulunan türbenin hikayesini sizlerle paylaşmak istedim.

Laleli Baba Hazretleri İstanbul’a damgasını vuran büyük velilerdendir. Kendi adını alan caminin karşısında durmadan ayakkabı tamiri ile meşgul olurdu. Yakasında her zaman bir lale bulunur. Sırtında da lale desenli cübbe taşırdı. Fakat onun herkes tarafından yadırganan bir huyu vardı. Bir defa olsun karşısında camiye girip namaz kılmazdı. Bu yüzden kendisine “dinsiz” damgası vurdular. Yüzüne karşı bu ağır ithamda bulunanlara karşı o tatlı bir bakışla karşılık verir, kimseyi incitmezdi. Sultan III. Mustafa’nın annesi Laleli Baba’nın bu durumunu duymuş, kendisini bizzat görüp namaz kılmama sebebini sormaya karar vermişti. Bir Cuma günü saraydan çıktı ve doğruca Laleli Camiine geldi. Laleli Baba yine ayakkabıların tarihi meşgul olup camiye gelmedi. Bir ara Valide Sultan haddini bildirmek üzere Laleli Babaya doğru yürüdü. Kalın peçesi, simsiyah çarşafı ile tanınması mümkün değildi. Bu sırada Laleli Baba, başını kaldırmadan; “Ne o Sultanım! Siz de mi camiden kaçıyorsunuz?” Dedi. Valide Sultan donup kaldı. Tanınmasına şaşırmıştı. Laleli Baba’nın karşısına dikilip; “Eskici, sen nereden tanıyorsun beni?” dedi. Eskici hiç oralı değildi. Sakin sakin yine sordu; “Namaza girmeyecek misin Sultanım?” “Gireceğim elbette, fakat beni nasıl tanıdın söyle.” “Tanıttılar Sultanım!” “Demek öyle.” “Evet.” “Bana ne diyorsun bakalım?” “Abdestin var mı?” “Tabi” “O halde namazı birlikte kılalım. Kapat gözlerini ey Sultanım.” Valide Sultan gözünü açtığında ne görsün. Beyaz entarileri içinde onların arasında. Valide Sultan derin derin bir ah çektikten sonra; “Bu eskici, meğerse Allah’ın has bir kuluymuş Üstelik zavallıya atmadıkları iftira da kalmadı.” Demekten kendini alamadı. Valide Sultan, Laleli Baba ile Kabe’de namazlarını kıldıktan sonra önceden olduğu gibi, gözlerini kapayıp açıncaya kadar tekrar Laleli Camiinin kapısı önüne geldiler. Valide Sultan doğru saraya koştu ve olup biteni oğlu III. Mustafa anlattı. III. Mustafa söylenenlere inanamadı. Fakat meraktan da kendini kurtaramadı.

Bir gün hizmetçilerine; “Getirin su eskiciyi huzuruma, bir de ben göreyim.” dedi. Padişahın adamları, Laleli Babayı dükkanında uyurken buldular ve uyandırıp Padişahın huzuruna çıkardılar. Görünüşünden bir şey anlaşılmayan Eskici Baba’ya Padişah alaycı bir eda ile; “Söyle bakalım, dünyanın en güzel şeyi nedir?”  Eskici Baba; “Dünyanın en güzel şeyi yemek, içmek ve onları rahatça dışarı atmaktır.” Dedi. Padişah; “Bu sana göredir” dedi. Laleli Baba; “Size göre de öyledir Sultanım” dedi. Padişah, öfkeli bir şekilde soluyarak gürledi: ”Bre neler diyorsun sen? Benim için öyle olamaz.” dedi. Laleli Baba “Pekala olur Sultanım” diye ısrar etti. Padişah: “Madem inat ediyorsun. Sana son bir sual daha. Bana dua edecek olsan, acaba nasıl dua ederdin?” Laleli Baba; “Rahat yemeniz, rahat içmeniz, sonra da rahat def-i hacet etmeniz için dua ederdim.” Padişah öfkeden şaşkına döndü ve gürleyiverdi: “Tez alın şu aptal eskiciyi karşımdan. Hemen götürüp zindana atın da aklı başına gelsin.” Laleli Baba mütevellit , gülerek boynunu büktü ve zaptiyelerin önünde hapsi boyladı. Aradan üç gün bile geçmeden sarayda bir telaş görüldü. Doktorların biri geliyor, biri gidiyordu. Padişahın teşhis edilemeyen bir hastalığa yakalanmış, ne yiyebiliyor, ne içebiliyor, ne de abdestini bozabiliyordu. Çaresiz kalmışlardı devalarını bulmada. Padişah karnındaki dayanılmaz sancının nereden geldiğini anlamakta gecikmedi. Tez varıp, zindandan alıp Padişahin huzuruna getirdiler. Laleli Baba, nurlu yüzündeki tatlı tebessümleri ile: “Sultanım ben de sizi bekliyordum” dedi. Padişah: “Aman Laleli Baba, bana dua etmeyi unuttun. Sen sözünde haklı imişsin. Dünyanın en güzel şeyi senin dediğin şeydir. Haydi dua et de bu müthiş acıdan kurtulayım.” Laleli Baba, hiç nazlanmadı, istenen duayı yaptı. Padişah da sıkıntılarından kurtuldu. Saray eski havasına kavuştu. Adettir, Padişah olan padişahlığını gösterir. Sultan III. Mustafa da kerem ve ihsanını göstermek istedi. Kendi yaptırdığı camiye Laleli Baba’nın adını verdi. Sonra da bütün semt Laleli Baba’nın adıyla anılmaya başladı. Laleli Baba türbesi, Laleli Camiinin avlusuna yapıldı.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle.

HATİCE OPAK BİLGİN –