Tarihte Yolculuk – Lüleburgaz Sokollu Camii

229

Memleketim Kırklareli’nin Lüleburgaz İlçesine LÜKSET (Lüleburgaz Sanatçılar ve Edebiyatçılar Topluluğu)  Başkanı Kevser Dostagüler arkadaşımın düzenlediği bir etkinlik için  gittik. Etkinlik sonrası ikiz kızlarım Eda Nur Bilgin, Seda Nur Bilgin, kız kardeşim Refia Opak Onay ve eşi Nail Onay ile çevre gezisi yaptık.  Tarihte yolculuğumuz da bu defa Sokollu Camiini  ziyaret ettik.

Lüleburgaz Sokollu Camii; güneyde Sıbyan mektebi, kuzeyde çarşı ve medresenin ortasına denk gelecek şekilde yerleştirilmiştir. Cami üç girişe sahiptir. Ana giriş, caminin kuzeyinde bulunan Merkezi kubbenin altından olan giriştir. Diğer iki giriş ise, avlunun iki yanında son cemaat yerinin yakınında karşılıklı iki kapı ve uzun bir koridordan olmaktadır. Bu koridorlardan camiinin avlusuna girilir. Koridorların bitiminde yayvan kemerli dik kapı, bunların üstünde kubbeli iki oda vardır. Bu odaların üzerleri, kasnaksız, sivri olarak biten kubbelerle örtülüdür. Avlu medrese ile ortaktır. Avlu revakları son cemaat yerine birleştirilmemiştir. Çifte son cemaat yerinin ayrı bir varlığı vardır. Camiinin önünde yanlara genişlemiş ve ileriye taşmış şekli ile ayrı bir kütle görünümündedir. Son cemaat yerinin sağda ve solda camiden yana taşan duvarlarında ve ileri taşan duvarlarında ikişer pencere açılmıştır. Bu pencerelerin tamamı sivri kemerli, dikdörtgen pencereler olup bronz korkuluklara sahiptirler. Bazı klasik son cemaat yerlerinde olduğu gibi iklim zorunluluğundan üç tarafı kapatılmış, çifte son cemaat yerlerinin bir benzeri durumundaki bu çifte son cemaat yerinin karanlık havası, yanlara ve ileri taşan duvarlarında açılan pencereler ile giderilmiş, ışık alması sağlanmıştır. İç son cemaat yeri skalaktif başlıklı 9 sivri kemer üzerine oturan 9 kubbe ve 1 tonozdan ibarettir. Tonoz tam ortada olup, cümle kapısının önüne denk gelmektedir. Bu kubbelerde ve tonozda 1983 yılı onarımında yapılmış kalem işi süslemeler vardır.  Kuzey cephenin tam ortasında cümle kapısı yer alır. Tek kubbeli camiler içinde özel yer tutan camiinin içine girildiğinde, yapının sınırlarının genişletildiğine tanık olunmaktadır. Ortadaki büyük kubbe köşelerdeki dört ayak üzerinden 2.75 genişliğinde sivri kemerlerle oturmaktadır. Giriş ile aynı eksende ve sade bir görünüşte olan mihrap nişi beş köşelidir. Mihrabı ve müezzin mahfili mermerdendir. Yapının sağında minare yükselmektedir. Eski şekline uygun biçimde 1937 yılında yapılmıştır. Caminin avlusu, medresenin avlusu ile ortaktır. İşte bu ortak avlunun ortasında 12 kenarlı bir şadırvan bulunur. II. Mahmut devrine ait bir kitabesi vardır.

Lüleburgaz Sokollu  Mehmet Paşa Külliyesi, Lüleburgaz ilçe girişinde oldukça geniş bir sahaya yayılmıştır. 1569 – 1570  (H. 977) yıllarında ibadet, ticaret ve eğitim amaçlı yapılan külliye, cami, kemerli dükkanları,  hanı, hamamı, medresesi ile bir komples özelliği göstermektedir. Ancak çeşitli tahribatlara maruz kalan külliye, bu gün adeta birbirinden bağımsız birer yapı görünümü arz etmektedir. 16. Yüzyılın tanınmış devlet adamı, devşirme kökenli, saray damadı, 1505 yılı doğumlu, saraydaki çeşitli görevlerini takiben kaptan-ı deryalık, sancak beyliği, Rumeli Beylerbeyliği ve vezirlik görevlerinde bulunmuş, 1564 yılılnda sadrazam olmuş ve bu görevini ölüm tarihi olan 1579 yılına kadar sürdürmüş olan Sokollu Mehmet Paşa tarafından bu külliyenin 1569 yılında Lüleburgaz’da yaptırılma amacı; Osmanlı’nın  16. Yüzyıldaki askeri, siyasi, ticari, sosyal, haberleşme ve ulaşım politikasının bir gereği olarak düşünülebilir. Şöyle ki; Osmanlı imparatorluğunda Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) ile birlikte Balkanlara yapılan seferlerin artması, eski bir Roma yolu olan ve Lüleburgaz’ın da içinden geçen İstanbul – Edirne – Belgrad yolunun önemini arttırmış, bu güzergahın iyileştirilmesini gerektirmiştir. Dolayısıyla bu yol üzerinde bulunan her önemli mevki, menzil adı verilen durak ve konaklama yeri olarak belirlenmiştir. Lüleburgaz, bu dönem ile birlikte ordunun konaklayabileceği, iaşesini sağlayabileceği menziller içinde yer almaktaydı. İstanbul ve Trakya bölgesi Balkan şehirleri arasında buğday, tahıl, canlı hayvan, kumaş, v.b. malları taşıyan kervanların konaklayacağı tesislere olan gereksinim, çevresi zengin tarım alanları ve meralarla çevrili Lüleburgaz’da büyük bir kervansaray, çok sayıda alışveriş dükkanı ve panayır (Evliya Çelebi burada kurulan panayıra “Sığır panayırı der”. Kurulmasını gerektirmiştir.

Halifeliğin Osmanlı’ya geçmesiyle her yıl düzenlenen haç seferleri sırasında, Balkanlardan kutsal topraklara gidiş ve dönüşlerinde Lüleburgaz’dan geçmeleri bu kasabada güvenli bir konaklama tesisi ihtiyacı  oluşmuştur. İstanbul’daki Osmanlı sarayından Balkanlara gönderilecek ferman, berat, mektup ve diğer posta gönderilerinin zamanında hızlı ve güvenli bir ortamda yerine ulaştırılabilmesi amacıyla, Lüleburgaz’da dahil ana yol üzerindeki önemli menzillerde, içinde çok sayıda at bulundurulan menzilhaneler oluşturulmuş, posta tatarlarının yorgun atlarının dinlenmiş atlarla değiştirilerek gidecekleri yerlere zamanında ulaşmaları sağlanmıştır. Böylece İstanbul’dan Balkanlara ulaşımı sağlayan ana yol üzerindeki Lüleburgaz’da Sokollu Mehmet Paşa tarafından dönemin ihtiyaçlarına cevap verecek bir kent dokusu oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla dönemin baş mimarı Mimar Sinan ve ekibi Hassa Mimarlar teşkilatı’na inşa ettirilen külliye, büyük bir bölümü tahrip edilen Bizans surlarının dışında, yaklaşık 40 bin metrekarelik bir alana yayılmıştır. Külliye, cami, kervansaray, tabhane, imaret, arasta, dua kubbesi, hazire, medrese, sıbyan mektebi, çifte haman, köprü, çeşme, su yolları, dış avlu ve kapılar, sosyal meskenler, tuvalet, sarnıç ve kaldırımdan oluşmaktaydı. Külliyenin batı tarafında yine Sokollu Mehmet Paşa tarafından dönemin sultanı için inşa ettirilmiş hünkar sarayı bulunmaktadır.

1870 yılında ilçe olan kentimizin  adı Osmanlı döneminde Burgaz olarak anılmış ve Cumhuriyet döneminde Lüleburgaz ismini almıştır.  29 Ekim 1912 yılında Bulgarlar I. Dünya Savaşında ise önce Fransızlar ve sonra Yunanlılar tarafından işgal edilen ilçemiz 8 Kasım 1922 yılında düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…