Tarihte Yolculuk – Orhan Kemal Müzesi

İstanbul Beyazıt’ta bulunan Orhan Kemal Kütüphanesi üyesiyim. Sık sık kütüphaneye gidip kitap alıp okuyup geriye iade ediyorum. Benim de son kitaplarımdan Mücevher Işıltısı’nın da olduğu kütüphanede Orhan Kemal

ve bir çok değerli yazarın kitaplarını okudum. Bir süredir aklımda olan müzesini gezmek için Cihangir’e gittim.

Asıl adı Mehmet Raşit Ögütçü olan Orhan Kemal (Adana Ceyhan,15.09.1914 – Sofya 02.06.1970) yılları arasındaki yaşamına ne çok şey sığdırmış.  T.,B.M.M. 1. Dönem Kastamonu Milletvekili (1920-1923) avukat Abdulkadir Kemali’nin oğlu. Babasının Ahali Cumhuriyet Fırkasını kurmasının  (1930) ardından , gelişen olaylar sonucu ailesi Suriye ‘ye göç ettiği için ortaokul son sınıfta öğrenimini bıraktı (yaşamının bu dönemini “Küçük Adamın Notları”  başlığı altında yazmaya başladığı yaşam-öyküsel romanı Baba Evi’nde (1949)  Bir  sure sonra doğduğu kente dönerek pamuk fabrikalarında işçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, Verem Savaş Derneği’nde katiplik yaptı.  (Yaşamının bu dönemi Yugoslavya göçmeni bir ailenin işçi kızıyla evlenmesinin (1937) hikayesi Avare Yıllar (1950), Cemille (1952) , Dünya Evi (1960), Arkadaş Islıkları (1968) romanlarına konu olmuştur.  Askerlik görevini yaparken ceza yasasının 94. Maddesine aykırı davranıştan 5 yıl hapse mahkum edildi. (1938)  Bursa Cezaevi’nde bulunduğu sırada, burada tutuklu Nazım Hikmet’le ilişkileri, toplumculuk anlayışı üzerinde etkili oldu.  (Bu konuyla ilgili anıları Nazım Hikmet’le 3,5 yıl (1965) kitabındadır).  1951’de İstanbul’a geldikten sonra tefrika romanlar, kitaplar yazarak  yalnızca kalemiyle geçindi. Davetli olarak gittiği Sofya’da öldü. Cenazesi yurda getirildi; Mezarı İstanbul’dadır.  Yapıtlarında güç yaşama koşulları içindeki küçük insanları, onların geçim sıkıntılarını canlandırır. Ancak sanat anlayışı yalnızca tanıklık etmeyi değil, halkın daha iyi bir yaşama ulaşmasına yardımcı olacak uyarıcı, yönlendirici bir gerçekçilik yolunu izlemiştir. İlk ürünleri 1930’larda kendi yaşam öyküsünden çizgilere dayanan bir çerçevede, Çukurova’nın tarım ve fabrika işçilerinin sorunlarını işlemiş, daha sonra yaşamını sürdürdüğü İstanbul’da gurbetçilerin, kenar mahalle insanlarının, işçilerin dünyasını yansıtmıştır. Yapıtlarında cezaevi gözlemleri de malzeme olmuştur.  Bu tür yapıtlardan 72. Koğuş (uzun öykü, 1954) oyun haline getirilerek AST (1967) tarafından sahnelendi. AST’taki temsil sanatçıya Ankara Sanatseverler Derneği’nin yılın  en iyi oyun  yazarı ödülünü kazandırdı. Konularını Çukurova çevresinden aldığı Vukuat Var (1959), Hanımın Çiftliği  (1961), Kanlı Topraklar (1963), Kaçak (1970) romanları , toprak sahipleriyle tarım işçilerinin ilişkilerini, tarım kesiminde meydana gelen değişmelerin etkilerini, yoksul fabrika işçilerinin dünyasını ele alan bir dizi oluşturur.  Ve diğer kitapları yaşamın içinden seçilmiştir ve bütün bu hayatı yeni nesillere göstermek amacıyla Akarsu Caddesi No: 30 Cihangir adresinde oğluna ait 5 katlı binanın 1. Katında Orhan Kemal müzesi, kitabevi ve ikbal kahvesi bulunmaktadır. Müzeye girdiğimde oğlu Işık Öğütçü ile karşılaştım. Dış kapıdan girişte koridora girince duvarları  onun fotoğraflarıyla renklendirilmiş odaya girdim. Odanın köşesinde küçük bir soba bulunuyordu. Camlı vitrinde mavzer, Abdulkadir Kemali Öğütçü’nün okuduğu ve açıklamaları yazdığı Kuran-ı Kerim (1910),  şifalı bitkiler üzerine çalışma notları, pusula, Orhan Kemal’in babası Abdulkadir Kemali’nin İstiklal Marşı madalyası ve beratı  duruyordu.  Yan duvarın önünde yine cam vitrinin içinde Orhan Kemal’e ait kitaplar yerleştirilmiş. Bu kitaplar: Bir Filiz vardır, El Kızı, Yalancı Dünya, Müfettişler Müfettişi, Üçkağıtçı, Sokaklardan Bir Kız, Vukuat Var, Hanımın Çiftliği, Suçlu, Sokakların Çocuğu, Dünya Evi, Kötü Yol, Eskici ve Oğulları, Yağmur Yüklü Bulutlar, Kırmızı Küpeler, Oyuncu Kadın, Grev, Murtaza, Bereketli Topraklar Üzerinde, Tersine Dünya, 72. Koğuş, Serseri Milyoner, Gurbet Kuşları, Evlerden Biri, Kaçak, Kanlı Topraklar, Arkadaş Islıkları,  Devlet Kuşu, Ekmek Kavgası, Cemile, Avare Yıllar, Sarhoşlar, Baba Evi, Çamaşırcının Kızı, Önce Ekmek, İstanbul’dan Çizgiler, Oyunlar 1-2, Nazım Hikmet’le 3,5 yıl, Yazmak Doludizgin, Senorya Tekniği, Önemli Not,  Aslan Tomson, İnci’nin Maceraları, Uyku, Elli Kuruş, A.Kemali’nin Anıları,  Orhan Kemal’in Sesinden CD ve Orhan Kemal VCD leri.

Kitaplardan ayrılınca bir köşede Nuriye Öğütçü’nün dikiş makinesi (1969), ve yine camlı vitrinde çaytakımı, ütü, sahan, semaver, cezve, tesbih, tırnak makası, fırça, kol saati, masa saati, kol düğmeleri, evlilik cüzdanı, ağızlık, dolma kalem, kolonya şişesi, tarak, kravat, fötr şapka, terlik, tepsi, yer alıyordu. Duvarda Turhan Selçuk’un Orhan Kemal-Şimdiye kadar neredeydiniz dostlarım karikatürü asılıydı. Başka bir duvarda Karısı ve çocuklarına tevkifname yazılıydı, odadan bir kaç merdiven çıktım, Solda 1925 tarihli çeyiz sandığı, kıyafetlerinin giyili olduğu iki manken, radio (1956), pikap (1969), gırgır süpürge, mangal, çalışma masası (1954), daktilo, kalemler, yatağın üstünde öldüğünde yüzünden alınan mask, duvarda gaz lambası, içi kitaplarla dolu kütüphane, Orhan Kemal’e sevgilerle yazılı imzası küçük tablolar, duvarda 6.2.1942’de Bursa Cezaevinde çekilmiş fotoğraflar, Nazım Hikmet’in 1945 yılında Bursa cezaevine yazdığı mektubu geride bırakarak Orhan  Kemal Kitaplığının yer aldığı  ikbal kahvesine girdim, Yine kitaplıkta ona ait satışa sunulmuş kitaplar, aldığı ödüller, yabancı dillere çevrilmiş kitapları, CD, ve VCD’leri ile yine satışa sunulmuş anı fincanları  bulunuyordu.

Tarihte yolculukta başka bir tarihi mekanda görüşmek dileğiyle…

{gallery}Orhan Kemal Muzesi{/gallery}