Tarihte Yolculuk – Sait Faik Abasıyanık Müzesi

Kuzenim Gamze Alıpatar’ın kitaplığından Sait Faik Abasıyanık’ın “Son Kuşlar” öykü  kitabını okuduktan sonra hikaye kitabındaki olayların geçtiği  Burgazda’yı ve oradaki müzesini gezmeyi’ daha çok istedim.

Güneşli bir gün Kabataş’tan Adalar vapuruna binip Kınalı adayı geçtikten sonra Burgazada’da indim. İner inmez İskele’nin tam karşısında Ada’yla özdeşleşmiş Sait Faik Abasıyanık’ın heykeliyle karşılaştım. Kısa bir yürüyüşten sonra yeşil ağaçların arasındaki beyaz yalıya ulaştım.

Sait Faik Abasıyanık müzesi, Burgazada’da Çayır Sokak No: 15 te bulunan köşk 1939’da Sait Faik’in babası Mehmet Bey’in vefatından sonra annesi Makbule Hanım’ın yaşamını devam ettirdiği evdir. Yazar da kışları Şişli’de, yazları ise o adada annesinin yanında kalmış, hastalığının ortaya çıkması üzerine ömrünün son on senesinin çoğunu bu evde geçirmiştir. Yazarın ölümünden sonra evleri annesinin isteği ile müzeye dönüştürülmüştür. Müze 22 Ağustos 1959’da ziyarete açıldı. Müze’nin açılması edebiyat dünyasında da tartışmalara sebep oldu. Orhan Seyfi Orhon, Türk Sanatında bir çok önemli yazar varken işe Sait Faik Abasıyanık  ile başlanmasını eleştirdi. Orhon’un bu yazısında cevap veren Aziz Nesin ise makalesinde böyle bir müzenin kurulmasının ne kadar önemli olduğunu söyleyerek  bu müzenin bir öncü olduğu belirtildi.

Makbule Abasıyanık, 8 Kasım 1954 yılında hazırladığı vasiyetinde varlıklarının çoğunu yazarın eserlerinin telif haklarını ve Burgazada’daki köşkü müze yapılması şartıyla Darüşşafaka cemiyetine bırakmıştı. Bunun nedeni 1954’te ölümünden önce oğlu Sait Faik bu lisede düzenlenen bir edebiyat makalesine katıldıktan sonra ortamdan çok etkilenerek annesine malvarlıklarını bu kuruma bağışlamayı teklif etmiş olması idi. 1964’te bu vasiyetin Darüşşafaka cemiyetine intikal etmesi üzerine müze evin bakımı onarımı gibi sorumluluklarını cemiyet üstlenmiştir.

Müzeye bahçe kapısından girdim evin önünde Sait Faik Abasıyanık’ın heykeli bekliyorudu gelenleri, daha sonra beyaz bir kapıdan içeriye  girdim, girişin sol tarafından hangi katta neler olduğu yazılıydı. Sol tarafa yöneldim su yeşili üzerine pembe güllü koltuk takımı vardı. Hemen yanı başında Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kendisine armağanı olan testi duruyordu. Duvarı Mercan Usta’nın yüzü suyu hürmetine imzalı tablo süslüyordu. O köşeye Mercan Usta’nın sırrı yazılmış. Mercan  Usta Sait Faik Abasıyanık’ın son kuşlar kitabının kahramanı. Bedri Rahmi Eyüpoğlu’yla olan hikayeleri de yazılıydı. Biraz ilerleyince yemek odasına giriş kapısında Köşkün ilk sahibi Dr Spanudis’in 30.12.1952’de Abasıyanık ailesine hediye ettiği tablo asılıydı.  Tablodan gözlerim yemek odasına geçti. Karşı tarafta iki pencere arasında dolap ve hemen önünde masa ve etrafında sandalyeler diziliydi. Yemek masasının üstüne yemek tabağı, tencere ve çatal, kaşık yerleştirilmiş. Karşı dolabı iki tane mumluk süslemişti. Küçük sehpaların üzerine ünlü yazarın Mahalle Kahvesi ve Şahmerdan kitapları konulmuş. Yemek odasının yanında ki yaşam öyküsü olarak adlandırılan odanın duvarlarına fotoğraflar ve yazılar asılmış. Asılan yazının birinde: Burgazada’sını güzelleştirme derneği idare heyeti, Arif Damar, Kemal Bilbaşar, Sevil Abasıyanık, Mustafa Raşit Abasıyanık, Hande Abasıyanık’ın yazar hakkında güzel özlü söyleri yer alıyordu.

Merdivenlerden çıktım, yine küçük bir alan ve oradan küçük yatak odasına girdim. Girişin sol tarafında tek kişilik yatak ve üzerinde pijaması ve su lastiği, camın önünde çalışma masası, kapının girişinin sağ tarafında ayna ve önü mermer olan masa ve masa üzerinde seramik sürahi, tas, havlu duruyordu.Yatak odasından çıkıp başka bir odaya geçtim, duvarda fotoğraflar ve  fotoğrafların bir kısmı çanta içine serpiştirilmişti. Ortada bir bölmede Lise şahadetnamesi, Nüfus cüzdanı, fotoğrafı yer alıyordu. Odadan odaya geçilen diğer odada kitapları vardı. Şimdi sevişme vakti,  Tüneldeki çocuk, Havuz başı, Şahmerdan, Alemdağında var bir yılan, Bütün eserleri müthiş bir tren, Çeviriler, uyarlamalar, Mahalle Kavgası, Şahmerdan,  Aynı odanın başka bir bölümünde Medar-ı Maişet Motoru adlı kitapla ilgili belgeler, Mark Twain onur ödülü (1953) Diğer bölümde ise; sağlık belgeleri, 1953’te tedavi olmak amacıyla Paris’e giderken kullandığı pasaport ve uçak bileti.  Aynı katta diğer odada: Kitap odası, Dolapta vitrinde kitaplar mevcuttu. Ona hediye edilen kitaplardan bir kaçının isimleri : Kenan Hulusi’den, Son Opüş, Tarık Buğra’dan Oğlumuz, Hikayeler, Sabahatttin Kudret Aksal’dan, Arif Yesari’den Tren yolu.

Yine merdivenlerle Çatı Kata çıktım. Merdiven bitiminde Sait Faik Abasıyanık armağanına değer bulunan Yazarlar eserlerinin yazılı olduğu tablo asılıydı. Tabloda ismi olan bazı yazarlar: Pınar Kür-Akışı Olmayan Sular, Muzaffer Buyrukçu-Kavga, Mehmet Günsur-İçeriye Bakan Kim, Osman Şahin-Selam Ateşleri, Haldun Taner-On ikiye bir var, Tahsin Yücel, Honey Yaşamalı, Aslı Erdoğan-Taş Bina ve diğerleri, Ferit Edgü-Bir gemide, Tomris Uyar-Yürekte Bukağı, Faik Baysal – Sancı Meydanı, Nezihe Meriç-Bir kara derin kuyu, idi. Duvardaki bu tabloyu okuduktan sonra Mektup odasına girdim. Tam karşımda pencerenin önünde çalışma masası ve yan duvarlarda çekmeceler içinde zarflar vardı. Hemen yanında Sait Faik’in Burgaz’ı adı verlen oda vardı. Pencere önünde siyah koltuk,  köşede fötr, midye kabukları, botları, midye kabukları duruyordu. Çatı katıyla müze gezim son buldu.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda buluşmak dileğiyle.