Tarihte Yolculuk – Sanki Yedim Camii

561

Türkiye ve özellikle İstanbul tam bir camiler şehridir. İstanbul’un en büyük camileri Sultanahmet Camii, Eyüp Sultan Camii, Süleymaniye camiidir. Bu gün sizlere SANKİ YEDİM CAMİİ’ni anlatmak istiyorum.

Adından da anlaşılacağı gibi bu isim bizlere tutumluluk ve müsrifliği çağrıştırıyor.

Tutumluluk; hayatımızı kolay bir şekil kavramına getiren olaya denir. Tutumluluk adından da anlaşılacağı gibi sahip olduğu imkanları iyi değerlendirmek ve tasarruflu olup geleceği düşünmektir. Bazen tutumluluk cimrilikle karıştırılır. Tutumlu olup birikim yapmak en güzel davranışlardan biri, Müsriflik ise hoş olmayan davranışlardan biridir. Savurgan olma durumu ve savurganca davranıştır. İnsanların öncelikleri farklıdır. Müsriflik boşa harcanan para ve zamandır. Zamanını ve parasını doğru yönetebilen mutlaka arzu ettiklerine kavuşur, hayallerini gerçekleştirir.  “SANKİ YEDİM CAMİİ’ni yaptıran çok değerli zat gibi.

SANKİ YEDİM CAMİİ; istanbul’un Fatih İlçesinde yer alan, Osmanlı döneminden kalma tarihi bir ibadethanedir. Zeyrek Mahallesi Kırbacı Sokağında yer alan caminin yapılış tarihi ve kimin tarafından yaptırıldığı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Rivayete göre Keçecizade Hayreddin adında orta halli bir esnaf; Osmanlı döneminde padişahların yaptırdığı Selatin camilerini görüp imrenerek, kendisi de bir cami yaptırmayı diler ve bunun için para biriktirmeye başlar, canı bir şey istediğinde almayıp; sanki yedim diyerek parasını ayrı bir yere koyar. 20 yıl boyunca biriktirdiği paralarla küçük de olsa bir camii yaptırır ve caminin adı halk arasında SANKİ YEDİM CAMİİ olarak anılmaya başlar.

Resmi kayıtlarda camii yaptıran kişiyle ilgili bir bilgi bulunmadığı için caminin binası konusunda görüşler ve çeşitlilik göstermektedir. Keçecizade Hayreddin ile birlikte caminin yapımıyla ilişkilendirilen bir başka kişi de Adana’lı Şakir Efendi’dir. Yapının 18. Yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Orijinal Bina Birinci Dünya Savaşı yıllarında, Unkapanı bölgesinde etkili olan büyük bir yangın sırasında büyük ölçüde zarar görmüştür. 1959 yılına değin metruk halde kalan bina bir süre marangozhane olarak kullanılmış, ancak daha sonra mahalle halkının topladığı yardım paralarıyla büyük bir onarım geçirerek tekrar yaptırılmıştır. Caminin iç mekanı 100 m2 büyüklüğünde olup yaklaşık 200 kişi aynı anda ibadet edebilmektedir. Tek şerefeli beyaz boyalı bir minaresi vardır. Bu gün cami çevresi ev ve apartmanlarla çevrilidir.

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…