Tarihte Yolculuk – İsmail Dede Efendi Evi Müzesi

Tarihe yolculuğumuza bu kez ressam, jeofizik mühendisi arkadaımız Elif Bozkurt’un gezip bize tavsiyesi üzerine yine arkadaşım ressam, fotoğraf sanatçısı Ülker Eroğlu Çelik’le gri bulutların arasından  güneşin arasıra dilini çıkardığı bir Aralık ayında ,  yüzyıllardan beri ezan sesini semalara yükselten Ayasofya camisinin yanından geçerek Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin müzeye çevrilen evine gittik.

İki katlı ahşam bina Perihan Balcı’nın çabalarıyla restore ettirilerek bu günkü durumuna kavuşmuş. Osmanlı döneminin hakim olduğu girişteki salonda duvarda hat, ebru, sanatının  işlendiği tablolar ve yıllar önce çekilmiş fotoğraflar asılı duruyordu. Fotoğraf sanatçısı bizlere Süleymaniye’yi, Kirazlı Mescit  Sokağı, Erenköy Nüfit Paşa Köşkünü, Şişli Hüseyin Hilmi Paşa Konağı, Büyükada, Arnavutköy, Kandilli ve Çengelköy’ü gezdi.  Birkaç merdiven çıktığımızda Köşk oda, evyan ve başoda vardı. O dönemi yansıtan eşyalarla dolu odalar gezdik. Lamba, Kuran-ı Kerim, şilteler, tesbih, ayna, rahle, müzik aletleri (ney, Kudüm, Tambur, ud, bendır mevcuttu. (Bunlar başkları tarafından bağışlanmış) Pencerelerdeki dantel, uç kısımları beyaz iş yapılmış, perdeler dikkat çekiciydi. Eyvan’da sini, tahta kaşık, tabure, tencere, sahanlar bizi taaa yıllar öncesine götürdü. Genç yaşta dede ünvanı alan İsmail Bey’in kim olduğu ve yaşamını merak etmemek elde değil.

İsmail Dede Efendi, 9 Ocak 1778’de İstanbul’da doğdu. 29 Kasım 1846’da Mekke yakınlarında Mina’da öldü. Babası geçimini hamam işletmecilğiyle sağladığı için, İsmail Dede Efendi, Hamamizade adıyla tanındı. İlkoğrenimini okuduğu okulda, sesinin güzelliği ie tanındı ve ilahici başı oldu. Anadolu Kesedarı Uncuzade Mehmed Efendi’den müzik eğitimi aldı; daha sonra Yenikapı Mevlevihane’sinde zamanın değerli müzik ustası Şeyh Ali Nutki Dede’nin derslerine devam etti. Ney üflemeyi Abdulbaki Nasır Dede’den öğrendi.

1798’de Muhasebe Kalemindeki görevinden ayrılarak tekkeye çileye girmeye karar verdi. Çilesi sırasında bestelediği ZÜLFÜNDEDİR BENİM BAHT-I SİYAHIM dizesiyle baslayan buselik şarkı, İstanbul’un müzikle ilgili çevrelerinde bestecisinin adı üstünde büyük merak uyandırdı. Ünü kısa sürede bütün kente yapılan şarkı sarayda da okundu. Kendisi de besteci olan III. Selim, şarkının çile doldurmakta olan genç bir mevlevi dervişi tarafından bestelendiğini öğrenince, onu saraya çağırttı bir kez de kendisinden dinledi ve onu hemen saray hanendeleri arasına almak istedi. Padişahın sürekli ilgilenmesinin etkisiyle, üç yıllık çilesinin son yılı Nurki dede tarafından bağışlandı.

1799’da çilesini doldurunca dede unvanını aldı. İkinci eseri olan Hicaz Nakış büyük yankı uyandırdı. Yeniden saraya çağrıldı, bundan sonra haftaya iki gün  padişah huzurunda düzenlenen küme fasıllarına hanende olarak katılmaya  başladı. 1802’de saraydan bir hanımla evlendi. İsmail Dede, sanatını geliştirmesine yardımcı olan III. Selim’in 1808’de tahttan indirilerek öldürülmesini izleyen N. Mustafa’nın bir yıllık padişahlığı sırasında müzik toplantılarına son verildiği için saraydan uzaklaştı. II. Mahmut’un siyasal karaşıklığı gidermesinden sonra yeniden saraya alındı. Önce musahib-i şehriyari, sonra sermüezzin olduğu bu yıllar, sanat yaşamının en parlak ve en verimli dönemi oldu.

İsmail Dede, Abdulmecit zamanında da sarayda ki yerini korudu. 1893’da bestelediği Ferahfeze  Ayin’den sonra bestecilik yaşamında görece bir durgunluk göze çarpar. Kendi sözleri, davranışları göz önüne alınırsa, Abdulmecit sarayını çok yadırgamıştır. Sarayda’ki havanın birdenbirde “alafralaşması” Batı müziği zevkiyle yetişen padişah zamanında Türk müziğinin, saraydaki varlığını eskisinden farklı olarak ancak resmi bir ilgiyle sürdürür hale gelmesi , Dede’nin bu çevreden uzaklaşmasına yol açtı. Öğrencileri Mutafzade  Ahmed ve Dellahzade İsmail Efendi ile birlikte padişahtan izin isteyip Hac’a gitmeye karar verdi. Hicaz’da hacı olduktan sonra yakalandığı kolera nedeniyle öldü. Mezarı Mekke’dedir.

Basılı eserleri arasında : Ayin’ler, Saba, Neva, bestenigar, sababüselik, hüzzam, isfahan (kayıp), ferahfeza makamlarında;  Takımlar, Sultaniyegah, arazbar, bestenigar, neva, ırak, sababuselik, hicazbuselik, hisarbuselik, rast-ı çedid, ferahfeza makamlarında; Takım’lar (Kömürcüzade Mehmed Efendi ile) neveser, pesendide, sevkefza makamlarında; Buselik takım. (Dellahzade İsmail Efendi ile); Ferahnak takım (Şakir Ağa ile); Mahür Takım (Eyyübi Mehmet Bey ile); Rast Kar-ı Notik Rast Kar-ı Nev; 70’ e yakın peşrev; K-ar, beste ağır  semai, yürük semai, şarkı, durak, tevsih ilahi formlarında yapıtlar gelir.

Bir Kurban Bayramı arifesinde doğup yine kurban arifesinde vefat eden ünlü bestekarımız İsmail Dede Efendi 1825-1846 yılları arasında bu evde yaşadığı için; ev1984 yılında Türkiye Tarihi Evleri Koruma Derneği (TÜRKEV) tarafından restore edildi. Burada  Dede Efendi’nin hatırası için her Cumartesi, Türk halk ve Türk sanat müziği konserleri ile paneller düzenlenmektedir. Biz de daha önce yapılan etkinlikleri o güzel atmosfer içinde videodan izledik.

Tarihe yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…