Tarihte Yolculuk – Yahya Kemal Müzesi

Sessiz Gemi şiir’ini hepimiz biliriz. 1970 li yıllarda HÜMEYRA tarafından şarkı olarak bestelendiğinde şiir ve sözleri bir defa daha gündeme gelmişti. Yahya Kemal Beyatlı’ ya ait olan bu şiir yazıldığından yıllar sonra yeniden ezberlenmişti. Ancak, şarkı olarak.

Aradan uzun süre geçip unutulmaya başladığında, SERTAP ERENER ve Canan Erçetin’in sesinden yeni bir yorumla yeniden karşımıza çıktı. Yahya Kemal Beyatlı Türkçeyi en çok seven ve en iyi kullanan şairlerimizdendir. Ancak şairliği kadar usta bir diplomattır. Lozan’ da Türkiye’ yi temsil eden Türk Heyetinde İsmet İnönü ile birlikte bulunmuştur. İstanbul Beyazıt semtinde adına düzenlenmiş bir müze bulunmaktadır. Arkadaşımız HATİCE OPAK BİLGİN bu müzeyi sizler için gezdi.

Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884’te Üsküp’te doğmuş. Asıl adı Ahmet Agah olan Yahya Kemal Beyatlı sevenler derneği ile Yahya Kemal Beyatlı Enstitüsü kurulmuş ve Beyazıt’tan Sultanahmet’e giden güzergahta müze açılmış.

Sağlığında kitap halinde hiç bir eseri yayınlanmamış. Hatta bazı yazı ve şiirleri el yazısı notlar halindeydi. Nihat Sami Banarlı bunları toplayarak kitaplaştırmış. Müzeye girdiğimde bütün müzelerde hissedilir. Orada sergilenen objelere yaşanmışlıklar sinmiştir. Burada bunu daha çok hissettim. 6 dönem milletvekilliği yapmış bürokrat olarak gittiği ülkelerden getirdiği bazı objeler de yer alıyordu. Londra Albümü, pasaportları, çakmak, çakı, madalyaları, radyo, masaj aleti, kalem, gözlük, şeceresi (Şahsuvaroğullarına dayanan) Hiç evlenmemiş olan Beyatlı’nın sakladığı sevgilisinin saçları gibi, şahsi eşyaları yer alıyordu. Son yıllarını geçirdiği Park Otel’den alınan çalışma masası ve bazı özel eşyaları da sergileniyordu. Giydiği elbise, ayakkabı ve devamlı seyahat halinde olduğu için aynı zamanda gardrop görevi gören bavulu da sergileniyordu. Bazı ülkelerden alınmış madeni paralar, golf yaptığı spor aletleri vardı. Eskiden doğan çocukların doğum tarihleri Kuran-Kerim’e yazılıyormuş. Onun, doğum tarihinin yazılı olduğu annesine ait Kuran’ı-Kerim’i gördüm. Bir kutuda bir hanımın ona karanfil verdiğini, nedenini yazmış ve çiçeği kurutulmuş olarak saklamış.

Aynı topraklarda Balkanlara bir daha dönememenin acısını birlikte yaşadıkları Mustafa Kemal Atatürk’ün imzalı fotoğrafı duvarda asılı duruyordu. “TÜRKÇE AGZIMDA ANNEMİN SÜTÜDÜR.”  Diyen Şairin “CİHAN VATANDAN İBARETTİR İTİKADIMCA”  yazısı da müzenin Türkçeye ne kadar önem verdiğini gösteren başköşesinde ziyaretçileri Türkçenin önemini anlatıyordu. 1884’de doğmuş 1958’de ölmüş olan şairin şiirleri ölümünden sonra kitaplaştırılmış. Şiir: Kendi Gök kubbemiz (1961), Eski şiirin rüzgarıyla (1962), Rubailer- Hayyam’ ın Rubaileri Türkçe Söyleyiş (1963) Bitmemiş şiirler (1976), Düz yazıları: Aziz İstanbul (1964), Eğil (1966), gibi bazı düzyazıları mevcuttu. Beşiktaş’ta  Barboros  Serencebey Parkında heykeli bulunmaktadır. Tarihte yolculukla başka bir müzede görüşmek dileğiyle……

SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.