Tarihte Yolculuk – İzmit Kasr-ı Hümayun Saray Müze

İstanbul dışında yapılan tek saray

Kocaeli 6.Kitap Fuarına Doğu Kitap-evi’nin yazarı olarak  gittim. Günü değerlendirmek için once İzmit Arkeoloji ve Etnografya müzesini ziyaret ettim.

Oradan çıktım. Kasr-ı Hümayun Saray Müze’ye gittim. İzmit Saat Kulesinin fotoğrafını çektikten sonra yanında bulunan muhteşem yapıya  yeşil çimenlerin arasında açmış, pembe, kırmızı, beyaz güllerinden ve asırlık ağaçlarından arasından girdim. Yapı padişahın kullanımı için yapılmış olan iki katlı küçük bir saray yapısıdır. İlk kez IV. Murat döneminde ahşap temeller üzerinde inşa edilmiştir. Ancak yangın ve deprem nedeni ile yıkıldığı anlaşılmıştır. Günümüze ulaşan yapı; Sultan Abdulaziz döneminde (1861-1876) yapılan saraydır. 19. Yy’da inşa edilmiş olan saray bu dönemde inşa edilmiş diğer yapılara uslup benseşmesi göstermektedir. Mimarı Balyan kardeşlerden Amira Korbat BALYAN’dır. Kasr-ı Hümayun’un en önemli özelliği İstanbul dışında yapılan tek saray olmasıdır.

Ne-o Klasik uslupta Avrupa-Barok stilinde iki katlı olup cephesi mermer kaplıdır. Binanın tavan süslemeleri Fransız ressam SOSON’un eseridir. Süslemelerde, Osmanlı arması Abdulaziz’in tuğrası,. Bayrak, mızrak, balta ve kılıçtan oluşan grup motifleri, çiçek ve bezemeleri bulunmaktadır. Bazı Osmanlı fadişahlarına hizmet vermiş birçok devlet adamı ve önemli şahsiyetler (Mustafa Kemal Atatürk, Fransız yazar Claude Forrare) ağırlanmış olan sarayın iç ve dış düzeyleri oldukça hareketli bir görünüşe sahiptir.

Kapı girişinde :

Kasr-ı Hümayun Saray Müze; Sultan Abdulaziz döneminde (1861-1876) Dolmabahçe Sarayı’nın da mimarlarından olan Balyon Kardeşlerden Korabet Amira BALYAN tarafından inşa edilmiştir.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük zaferden sonra Batı Anadolu gezisi esnasında İzmit’e gelerek Kasr-ı Hümayun’un alt katındaki salonda 16 Ocak 1923 yılında İzmit Basın toplantısını gerçekleştirmiştir. 1867 yılına kadar Vilayet ve Ziraat Odası olarak hizmet veren saray, bu yıldan sonra müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1992 yılında restarasyonuna başlanmıştır. 17 Ağustos 1999 Marmara Debreminde ağır hasar gören Kasr-ı Hümayun Vali Sayın Erdal Ata tarafından İl Özel İdaresi Bütçesinden ve 2005 yılında tamamlanmış ve 16 Ocak 2007 tarihinde hizmete sunulmuştur. “ yazıyordu.

Mimarı özellikler ve süsleme unsurları yapının giriş kısmında dışarıya taşkın portal uygulamasına yer verilmiştir. Zeminden yüksekte bırakılmış ve ana giriş katına bir kaç merdivenle ulaşılmaktadır. Giriş kısmın kenarları ve üst yüzeyleri ikinci katın cephe yüzey köşeleri ve pencereleri sütun ve silmelerle hareketlendirilmiştir. Girişteki pencerelerin üzerinde gül bezeklere yer verilmiştir. Bu yüzeyin en dikkat çekici yanı yapının giriş cephesini taçlandıran pencere üzerlerindeki okantüs yaprakları ve madolyonlardır. Giriş cephesindeki yatay ve dikey hatların dengesi oldukça orantılıdır. Yapının pencereleri ince uzun formda düzenlenmiş olup iç mekanın aydınlatılmasını yeterli derecede sağlamaktadır. Pencereler düz ve yuvarlık formludur. Saray dış mekan özelliklerinin yanı sıra, iç mekan özellikleriyle de dikkat çekmektedir. Zemin katın tavan süslemelerine stylize edilmiş rumi ve palmet motifleri kullanılmıştır. İç mekandakı parkeler ise antrolak tarzda yapılmıştır. Sarayın tavan süslemeleri de dikkat çekicidir. Geometriksel ve bitkisel karakterli olan tavan süslemeleri  yapı içerisindeki süsleme unsurlarının zirveye çıktığı noktalardır. Üst katın tavan süslemelerinde alçı kullanılmıştır. Tavanlarda bitkisel ve geometriksel süslemelere yer verilmiştir. Süslemelerde Rokoko uslubu görülmektedir. Tavanda aslan ve geyik figürlü doğa resimleri de bulunmaktadır. Yapıdaki en dikkat çekici özelliklerden bir tanesi de aynalardır. Birbirine benzerlik gösteren alınlıklarla taçlandılmış olan bu aynalar Ampir uslubunun özelliklerini taşımaktadır.

İzmit’te bulunan bu Saray için çeşitli kaynaklarda ve halk arasında farklı isimlerin kullanılmış olduğunu görüyoruz. Bu isimler arasında en fazla kullanılanı ise; “ İzmit Kasr-ı Humayun’u, “İzmit Saray’ı”, İzmit Köşk’ü”, “Sultan Saray’ı”, “Küçük Saray”, “Av Köşkü”, “Avcı Konağı”dır.  Kırmızı halıların serili olduğu muhteşem saraya girdiğimde ilk girişte Selanik’te bulunan Atatürk Müze’sinde restarosyon çalışmalarından dolayı artık burada bulunan şahsi eşyaları; Baston, terlik, ayakkabı, eldiven, pantolonlar, tesbih, fincan, çatal, bıçak, kaşık, kareli takım elbise, pipo, çakmak, bulunmaktadır. Başka odada Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı basın toplantısına katılan gazetecilerin isimleri yazılıydı. Bunlar; Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Suphi Nuri İleri, Ahmet Emin Yalman’dı. Protol odasına geçtim. Gösterişli büyük avizenin altında bordo ve lacivert desenli halı, büyük ayna, sarı lameli koltuk, sehpalar, bulunu-yordu. Bu odadan çıkıp 2. Kata çıkmak için merdivenlerin başına geldim. Kırmızı halı kaplı merdivenlerin iki tarafında Osmanlı arabacıları dönemin kıyafetleriyle nöbetlerini tutuyorlardı. Başlangıçta tek merdiven daha sonra iki ayrılıyor ve 2. Kata çıktım. Hemen karşında büyük salon, altın varaklı ayna, yağlıboya tablolarla süslenmiş duvarlar. Koltuk ve sehpalar sol tarafta gümüş renkli işlemeli koltuk ortada Kuran-ı Kerim için rahle, büyük ayna, bordo perdeler, sol tarafta dinlenme odası, cibinlikli bölüm, piyano yine diğer odalarda olduğu gibi ayna, avize, bordo lacivert halı, hemen bitişiğinde hamamlık, hamamlıkta lavoba, çifter kurnalar, o günü anlatıyordu. Aynı katta servis odası. Müştemilatta yapılan yiyecekler sadece servis için ayrı merdivenden getiriliyor aynı yoldan getiren hizmetli müştemilata gidiyordu. Büyük bir hayranlıkla gezdiğim saray’dan sonra;

Tarihte yolculukta bir başka mekanda görüşmek dileğiyle…