Tarihten Ders Almak

Anne ve babamızın arzusu ile geldiğimiz dünya’ da sınırlı bir zaman dilimi içinde yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu zaman diliminin ne zaman başlayacağı anne ve baba’ nın elinde olmasına rağmen, ne zaman biteceğini hiç birimiz bilemiyoruz.

Bu zaman süreci içinde nasıl yaşadığımız değil, ne zaman ve nasıl gideceğimiz daha önemli oluyor. Gitme zamanın ne zaman ve nasıl olacağı önemli olmasa da sonuçta bir gün gideceğimizi hepimiz biliyoruz. Önemli olan veda zamanı geldiğinde geride neler bıraktığımızdır.

Hayatımızın akışını kendimiz belirleyecek olgunluğa gelene kadar, aile dahil bir çok dış olayların etkisinde kalıyoruz. Çok az kimse hayatının akışını ve sonunu kendi belirleyebiliyor. Adına bazen kader dediğimiz olaylar, bazen isteğimiz dışında gelişiyor ve etkilenen bizim hayatımız oluyor. Çok güzel başlayan bir hayat, bazen elde olmayan sebeplerle öylesine aleyhimize gelişiyor ki, neticede etkilenen ve kaybolan bizim hayatımız oluyor. Başımıza gelen olayları, gelmemesi için durdurma şansımız olsaydı, acaba neler yapabilirdik diye düşünme şansımızın olduğu zamanlarda, “ acaba nerede hata yaptım” diye durup düşünme şansımız olduğu zamanlarda, yaptığımız özeleştiriler bize faydalı olmasa da, bazen dostlarımıza faydalı oluyor. İşte bütün mesele yaşananlardan ders çıkarabilmekte.

Rahmetli Adnan Menderes, Türkiye Cumhuriyeti’ nin 1950-1960 yılları  sevilen Başbakan’ ı idi. Londra’ da geçirdiği uçak kazası sırasında ölümü normal olurdu. Beklenmeyen bir uçak kazasının suçlusu da olamazdı ve böyle bir kazada ölen Menderes ölümsüz bir halk kahramanı olurdu. Kazadan sonra halkın sevgisi öylesine uç noktalara gelmişti ki, Türkiye ye dönüşünde inanılmaz bir sevgi ve coşku ile karşılanmıştı. Yollarda yüzlerce kurban kesilmiş, ve öyle abartılmış tı ki, oğlunu bile kurban etmek isteyenler olmuştu.

Ancak adına kader dediğimiz olaylar öylesine hızlı gelişti ki, yaşananlara yaşayanlar dahil kimse engel olamadı ve sevgili Menderes’ in hayatı idam sehpasında son buldu.

Tarih böyle hayat hikayeleri ile dolu, ders çıkarmak isteyenler için. Hayata herkesin imreneceği kadar güzel bir genç kız olarak başlayan MEDUSA, güzelliği ile herkesin dikkatini ve hatta kıskançlığını üzerinde toplamaktadır. Aşk ve güzellik tanrıçası Zeus’ un kızı ATHENA bile bu güzelliği kıskanmaya başlamıştır. Deniz Tanrısı POSEİDON Medusa’ nın bu güzelliğine hayran kalmakta ve gizliden ona sahip olmanın yollarını aramaktadır. Bir gün Athena’ nın Mabedinde zorla Medusa’ ya sahip olur. Bir kadına, hele Aşk ve Güzellik Tanrıçası Athena’ ya, hele mabedi denen yatak odasında bu yapılır mı? Medusa kendi isteği ile olmasa da işlediği suçun cezasını çekmek zorunda kalır.

Medusa’ dan bu yana ,bugün Güneydoğu ve Doğu’ da hala binlerce kadın ayni sorunu yaşamıştır. Kız amcası veya dayısı oğlu tarafından zorla tecavüze uğrar, töre gereği tecavüz eden erkek değil, tecavüze uğrayan kadın öldürülür. Günümüze kadar yansıyan binlerce Medusa hikayesi vardır. Bizim Medusa’ nın kesilen başı ise Perseus tarafından alınıp İstanbul’a getirilir. Kesilen başından sıçrayan kanları ise Libya Çölünde yılana dönüşür. Hırsını alamayan Athena, Medusa’ nın derisini yüzer ve kendine yılan başlı bir kalkan yapar.

Bu ceza furyasından Medusa’nın çocukları, PEGASUS ve CHRYSAOR dahi cezalandırılır. (Pegasus’u hatırladınız değil mi, hani UÇAN AT)

Medusa’ nın baktığını taşa çevirdiği gözleri bir daha bakamasın diye yer altında saklanır. Tapınakları kötülüklerden korumak için yapılan Medusa başlı taş figürler ise Tapınak ve önemli binaların giriş bölümlerine konur. Medusa başı kılıç kabzalarına ve sütün başlarına yan ve ters işlenerek kötülüklerden korunacağına inanılmıştır. Kendi hayatını bile koruyamayan Medusa’ dan neler istenir görüyormusunuz? Medusa’ nın öyle bir koruma gücü olsaydı önce kendi hayatını korurdu diye düşünüyor insan.

Yüzyıllardır İstanbul Yerebatan Sarnıç’ını koruyan iki adet ters ve yana yatmış Medusa başları, işte böyle tarihi bir hikayeden İstanbul’ a kalan armağanlardır. Yerebatan Sarnıç Müzesini gezdiğinizde lütfen Medusa’ nın gözlerine dikkatli bakın. Yerebatan Sarnıç’ ını arkadaşımız Hatice Opak Bilgin sizler için gezdi, fotoğrafladı ve hikayesini yazdı. Okuduğunuzda Medusa’ nın istenmeden yaşadıklarını belki kendi hayatınızda da yaşamışsınızdır.

Bugünlerde moda oldu tarih ile yüzleşmek. Hani böyle bir yüzleşme isteyenler için, Türkiye tarihi gerçekten çok zengin hikayelerle doludur.